Aziz Okuyucu

0
Aziz Okuyucu - Altınoluk
Sayı : 363 - Mayıs 2016 - Sayfa : 1

Mayıs ayındayız.
Mayıs Fetih ayıdır.
Allah Rasulü’nün müjdesiyle “Bir güzel kumandan, bir güzel ordu” Bizans’ı fethetti.
Bizans İstanbul oldu, gülzâra dönüştü, belde-i tayyibe haline geldi.
Fetih surların delinmesi, zincirlerin aşılması, dağdan gemi yürütülmesi demek.
Bir çağı kapayıp yeni bir çağı başlatmak demek fetih.
Altınoluk, bu Mayıs sayısında fethi kendi kişiliklerimizin dünyasına taşımak istedi.
Surlar mı var hayatımızda, zincirler mi var, dağdan gemi yürütmek mi gerekiyor kişiliklerimizi fethedebilmek için?
Şöyle düşünelim:
Acaba Fatih Sultan Mehmet, “Ya Bizans beni alır ya ben Bizans’ı” deyinceye kadar kaç gece sabahlara kadar fetih duygusu yaşadı? Atını denize sürdü Fatih. Bu nasıl bir kararlığın, kılcal damarlara kadar dolmuşluğun ifadesidir?
Bugün alın bakalım 21 yaşında bir delikanlımızı, böyle bir gönül doymuşluğuna sahip olabilecek mi?
Ne oldu nesillerimizin yüreklerine?
Ne diyordu Arif Nihat Asya?
“Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor”
Şeytanın düzeninin sembolüydü Ebu Cehil. Küresel bir Bizans haline geldi bugün o düzen.
Hani “Bir zaman gelir, en azından faizin tozu bürür dünyanızı” diye uyarıyor ya Rasulullah aleyhissalatü vesselam.
Hani “Bir zaman gelir, insanlar sokakta gayrı meşru ilişkide bulunur, o zamanın en duyarlı insanı ‘bu işi biraz kuytu yerde yapsanız’ diye uyarabilir” diyor ya...
Radyasyon dalgaları halinde geliyor küresel fesat rüzgarları. Amerika’da esiyor rüzgar, Türkiye’de yalımı her yaştan insanların yüreklerini kavuruyor.
Gözünü fethetmek için adeta Ulubatlı Hasan gibi yiğitlik gerekiyor. Kalbine kirlerin akmasını önlemek için tüm uzuvlarına bir filtre takmak gerekiyor.
Belli ki kendimizi fethetmezsek, bütün kişiliğimiz yaralı hale gelecek.
Küresel Bizans, Müslüman yüreğine kancalarını takacak.
Bizans’ın fethini kutlayalım bu mevsimde.
Ama gelin bir de ellerimizi, gözlerimizi, kulaklarımızı, kalbimizi ve dimağımızı işgalden kurtarabilmenin kutlamasını yapalım. “Bugün gözlerime günahsız bir gün yaşattım” diyebilmenin mesela... “Bugünü kalbime siyah bir nokta düşürmeden geçirdim” diyebilmek mesela.
Olmaz mı? Olur. Yeter ki kalbimize mukayyet olmayı unutmayalım.
Altınoluk’u okuyun, kalbinize mukayyet olun. Sağlıcakla kalın.

 

Yorum Yazın

Facebook