Ahlâk Bilgisinden Ahlâk Hareketine

0
Ahlâk Bilgisinden Ahlâk Hareketine
Ahlâk Bilgisinden Ahlâk Hareketine - Mehmet Dinç
Sayı : 402 - Ağustos 2019 - Sayfa : 22

İslamofobi ile ilgili Avustralya’da doğup büyümüş Müslüman gençlerle bir çalışma yapıyoruz. Özellikle hanımefendilerin tesettürlerinden dolayı muhakkak çok sayıda olumsuz tecrübeleri oluyor. İçlerinden bir tanesi dedi ki: “Bize laf atan, kötü davranan, tehdit eden insanlar kötü niyetli, bilgisiz veya kişilik bozukluğu olan insanlar genellikle. Biz onları çok da ciddiye almıyor, umursamıyoruz. Ancak bizim en çok ciddiye aldığımız ve umursadığımız nokta genellikle bu tür saldırılara toplu mekanlarda maruz kalıyoruz ve etrafta yüzlerce kişi oluyor. Bir kişi çıkıp bize saldırdığında diğer onlarca kişi çoğunlukla sesini çıkartıp destek olmuyor. Halbuki hem ona destek vermemelerinden hem de bakışlarından bu saldırıdan çok rahatsız olduklarını anlıyoruz. Ancak neden karşı çıkmadıklarını ve bize destek olmadıklarını anlamıyoruz.” 
Bu paylaşımın ardından gruptaki diğer arkadaşlarla bu konu üzerinde uzun uzun konuştuk ve neticede iki tane temel sebebin olduğunu düşündük. Bunlardan bir tanesi şahit olan insanlar o ana hazırlıksız yakalanıyor ve ne yapacağını bilemediğinden bir şey yapamıyor. İlk tecrübede bir şey yapmayınca da bir şey yapmamayı öğreniyor ve bu davranışın normal olduğunu kabul ediyor. İkinci sebep ise bir şey yapması gerektiğini düşünmüyor. Sonuçta yanlış davranışı yapan o değil, desteklemiyor da, bunun ötesinde bir şey yapma sorumluluğu olduğunu düşünmüyor. Bu örneği genele teşmil edersek ahlak konusunda da hem bireysel hem toplumsal olarak yaşadığımız bütün sorunların temelinde büyük oranda bu iki sebebin yattığını görebiliriz. 
Birinci sebep yani insanların durumlara ve olaylara hazırlıksız yakalanıp, ne yapacağını bilmediğinden dolayı tepkisiz kalması ve sonrasında da tepkisizliğin uygun davranış olarak kodlanması ile ilgili en önemli atılacak adım kendimiz ve çocuklarımız için ahlak bilgisidir. Yani neyi niçin yaptığımızı veya yapacağımızı düşünerek, öğrenerek, konuşarak, anlayarak, bilerek, güvenerek yapmamızdır. Maalesef ahlaki davranışı çok kısıtlı bir çerçevede ve çoğu zaman adab-ı muaşeret uygulamaları olarak görüyor, öğreniyor, konuşuyoruz. Halbuki ahlak, fıtrattır. Fıtratın gereğini yapmaktır. Her adımda fıtratın gereği olarak yapılması gereken her ne ise onu bilmek ve gözetmektir. Modern dünya erken yaşlardan itibaren insanları maruz bıraktığı popüler kültür sebebiyle fıtratını unutma noktasına getiriyor. Bu sebeple ahlakı; ne demek olduğu, neye karşılık geldiği, nerede, nasıl kendisini göstereceği çerçevesinde uzun uzun düşünmek ve çalışmak gerekiyor. Yani ahlakı tefekkür etmeye, talim etmeye vakit ayırmak, emek vermek ve bu konunun dertlisi olmak gerekiyor. 
Geçenlerde bir kitap aldım. Adı “Çocuğunuzla Ahlakı Konuşmak”. İçinde siber-zorbalıktan politikaya, çevre sorunlarında suç ve suçlulara, terörizmden hayvan haklarına kadar çok geniş yelpazede 99 konunun yer aldığı bir kitap.  Küçük bir kitap; büyük, ciltli, kalın bir kitap değil. İçinde yer alan konularla ilgili uzun uzun bilgiler, referanslar, yazılar falan da yok. Ancak bir oturmada okunacak bir kitap da değil. Her konu için bir ya da iki sayfa ayrılmış. Konuyla alakalı uzak ya da yakın tarihte gerçekleşmiş veya farazi olarak tasarlanmış örnek bir duruma kısaca yer vermiş, sonra da çocuklarımızla konuşmak üzere sorular koymuş. Cevap yok, bilgi yok. Durumu okuyun, düşünün, konuşun, gerekirse tartışın, araştırın ve o konuyla alakalı bir duruşa sahip olun amacını taşıyan bir kitap. 
Bilgi olmayınca güven de olmaz. Güven olmayınca da insan doğru davranış göstermede ya da gösterdiği davranışın arkasında sonuna kadar durmada cesur davranamaz. Hepimizin bu tür kitapları çocuklarımızla birlikte okumaya ya da benzer alıştırmaları yapmaya ihtiyacımız var. Çünkü ahlaki bir tercih yapmamız gereken bir durumla karşılaştığımızda duruşumuz temelsiz bulunmasın, kopya olmasın, günübirlik kalmasın, en önemlisi de ahlaksız olmasın. Dolayısıyla muhakkak ama muhakkak ahlaki duruş kazanmak için ahlak bilgisi eğitimini ailece yapmamız gerekiyor. Ne kadar düzenli olarak ve ne kadar farklı konuda bunu yapabilirsek o kadar yeri geldiğinde ahlaki duruşumuzu sergilememiz ve korumamız mümkün olur. 
Bu konuda benim çokça istifade ettiğim iki kitabı sizlerle paylaşmak isterim. Bir tanesi ergenlik dönemimde dönüp dönüp okuduğum ve o dönemde Türkiye’de çok okunan Muhammed Ali Haşimi’nin Müslüman Şahsiyeti kitabıdır. İkincisi ise Mehmet Yaşar Kandemir Hocamızın, Peygamberimin Sevdiği Müslüman kitabıdır. Her iki kitap da başlangıç için oldukça güzel kitaplar, ayetler ve hadisler çerçevesinde güzel bir rehberlik veriyor. Ancak bu kitaplarla yetinmeyip bu kitaplardan öğrendiklerimiz ışığında  özellikle güncel konularla ilgili muhakkak konuşarak, düşünerek, tartışarak, araştırarak, daha fazla okuyarak devam etmeliyiz. Böylelikle kapsamlı bir ahlak bilgisine sahip olacak ve bu kapsamlı bilgiyi bütün davranışlarımıza sindirecek ve sağlam bir duruş sahibi olacağız. Kendimizle ve çocuklarımızla ilgili ahlak gündemli bir hedef belirlemek istiyorsak bundan başlayabiliriz. 
Girişte bahsettiğimiz sorunların ikinci sebebi olarak yapılan bir yanlış karşısında ben yapmıyorum, bana yapılmıyor nasıl olsa deyip vurdumduymaz olmak, karşı durmamak ve hareket geçmemek meselesiyle ilgili de kendimizi bir sorgulamamız lazım. Etrafımda neler oluyor ve ben neler yapıyorum sorusuna içimize sinecek cevapları vereceğimiz bir hayat yaşamalıyız? 
Yeni Zelanda’da malum bir camiye Cuma vakti hunharca bir saldırı düzenlendi ve 51 kardeşimiz şehit edildi. Canımız gitti, yüreğimiz parçalandı. Ben saldırının ardından düzenlenen bazı protesto gösterilerine katıldım, bazılarının düzenlenmesine destek oldum ancak ötesinde bir adım atmak aklıma gelmedi. Çok sevip saydığım ve duruşlarını takdir ettiğim gayrimüslim iki arkadaşım beni aradı ve “Mehmet bu saldırının ardından bir şey yapmamız lazım” dediler ve beni bir toplantıya çağırdılar. Bir tek Müslüman bendim. Toplantıda 10’un üzerinde etkili ve tecrübeli terapist vardı. 
Önce bana söz verdiler. Kısa bir konuşma yaptım, olay öncesinde ve sonrasında Müslümanların İslamofobi ile ilgili neler yaşadığı ve neler hissettiği ile alakalı sonrasında da herkes bu ve benzer saldırılara karşı neler yapılabileceği ile ilgili söz aldı, fikirlerini paylaştı. Neticede o toplantının ardında İslamofobiye karşı gerçekleştirilecek 3 projede karar kılındı.
Birinci proje bitti ve etkileri Kanada, Amerika, Belçika, Hong Kong, Avustralya’nın farklı eyaletlerine kadar uzandı. İkinci proje internet üzerinden yayılan bir proje idi, dolayısıyla etkileri nerelere ulaştı tam olarak bilemiyoruz. Üçüncü proje ise halen devam ediyor ve en büyük proje olduğu için etkilerinin daha geniş bir alana yayılacağına ve daha fazla insana ulaşacağına inanıyoruz. Bu projeleri Müslüman olmayan insanların teklifleri, destekleri ve yardımları ile yaptık/yapıyoruz. Bu insanlar “ben Müslüman değilim, bana ne?” demiyorlar. Bu insanlar “medyada o kadar haber çıkıyor, yarısı bile doğru olsa bu Müslümanlar bunu hak ediyor” demiyorlar. Bu insanlar “ben Müslümanlara kötü davranmıyorum, bu yeter bana” demiyorlar. Bütün bunların yerine Müslümanlara bir haksızlık yapılıyor ve ben bir insan olarak bunun karşısında muhakkak günübirlik protesto gösterilerinin ötesinde bir şey yapmalıyım diye dert ediniyor ve hiç bir zorunlulukları olmadığı halde hiç bir karşılık beklemeden harekete geçiyorlar. Nisa Suresi’nin 135. Ayetindeki “Ey İman Edenler! Adaleti ayakta tutun” ayetini okumuş ve hayatlarına iyice sindirmişler gibi...
Bizler “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyuran bir Peygamberin ümmetiyiz. Ahlak bizim birinci ve öncelikli gündemimiz olmalı. Kendimiz ve çocuklarımız için ahlakın birinci ve öncelikli olduğu bir hayat yaşamak istiyorsak ahlaki duruşumuzu oluşturacak ve sağlamlaştıracak, güncel meselelerin muhakkak dahil olduğu bir ahlak bilgisine ve ahlaksızlık karşısında bigane kalmayıp bizi etkili davranışlara yöneltecek bir ahlak hareketine acil ihtiyacımız var. En küçük adımdan, en yakınımızdan, en hızlı şekilde bismillah deyip başlayalım...

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook