Allâh’ın Velî Kullarının Evsâfı

0
Allâh’ın Velî Kullarının Evsâfı
Allâh’ın Velî Kullarının Evsâfı - M. Sami Ramazanoğlu
Sayı : 402 - Ağustos 2019 - Sayfa : 30

Saîd bin Cübeyr’den rivâyet olunduğuna göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e Allah’ın velîlerinin evsafından soruldu, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem:
“Görüldükleri zaman Allah’ın hatırlandığı kimselerdir” (İbn Mace, Zuhd, 4) buyurdu.
Yâni simalarındaki alamet-i fârikaları ile nûraniyetleriyle ve sekînetleriyle belli olurlar.
Âyet-i celîledeki:
“Onların alametleri yüzlerindedir” (Fetih, 29) beyânı da bunu ifade eder.
Bazı büyükler demişlerdir ki: Velilerin alâmeti, onların bütün arzularının ancak Allah ile beraber olmak bulunduğunun görülmesi, meşguliyetlerinin Allah ile olması, firarlarının ancak Allah’a olmasındadır. Mâliklerini müşahedede bekalarıyla bu hallerinde fânî olmuşlardır.
Envar-ı ilâhîyye onları kuşatmış, kendi kendilerinden bile habersiz hale gelmişlerdir. Allah’tan gayri kimse ile kararları yoktur. Onlar birbirlerine ancak Allah için muhabbet eden kimselerdir.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
Allah’ın öyle kulları vardır ki, kendileri enbiyâ ve şühedadan olmadıkları halde kıyamet gününde nebîler ve şehidler onların Allah indindeki şereflerini gördüklerinde gıbta ederler. Denildi ki:
– Onlar kimlerdir ya Rasûlallah? Ve amelleri nelerdir?
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cevâben:
– “Onlar akrabaları olmayan kimselerle birbirlerini ancak Allah için severler ve karşılıklı menfaat beklemezler. Onların yüzleri nurdur, onlar nurdan minberler üzerindedirler. İnsanlar korktukları zaman onlar korkmazlar, insanlar mahzun oldukları zaman mahzun olmazlar.”
“Onlara enbiyâ ve şühedâ gıbta ederler” demek, onların gıbta edilmeye layık hallerini temsil yoluyla tasvir etmektir. Bu edebî ifadede mübalağa tarzı isti’mal olunmuştur. Kastedilen mana:
“Bu evsafda bir zümre tasavvur olunursa ancak bunlar olurlar” demektir. Yoksa enbiyâdan gayri hiç bir kimsenin onların menzilesine erişemeyeceği münakaşa edilemez.
“Onlar için dünya hayatında da ahirette de müjdeler vardır.
Ölüm anlarında melekler onlara rahmetle gelirler. Ahirette ise melekler onları selamlarla felah müjdeleriyle karşılarlar. Onlara âhirette gelecek beşâretin en büyüğü, kıdem nûrunun parlaması, hudûs zulmetinin zâil olması esnâsında cemâl-i izzetten perdelerin açılması ve zât-ı sübhânîsinden bir rahmet olarak O’nunla mülâkatın tahakkuk etmesidir.
Rü’yet-i ilâhîyye hakkında vârid olduğu vechile, Allah Teâlâ mü’minlere tecellî ettikten sonra:
– Bundan başka nâil olmayı arzuladığınız bir şey var mıdır? buyurur. Mü’minler:
– Ey Rabbimiz, bundan sonra neyi arzulayabiliriz ki?
Cenâb-ı Hak Celle Celaluhû:
– Bundan sonra arzulayacağınız şey, sizden rızâmın devamıdır. Bundan sonra size hiç bir sûrette darılmayacağım.
***
Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu,
Yunus ve Hud Sûreleri Tefsiri, s.53

 

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook