Aziz Okuycu

0
Aziz Okuycu - Altınoluk
Sayı : 358 - Aralık 2015 - Sayfa : 1

Aziz Okuyucu;

Halik Teâlâ’nın “İnsanın apaçık düşmanı” olarak nitelediği ve kıyamete kadar kendisine insanı yoldan çıkarma fırsatı tanıdığı Şeytan’ın bu hedefe ulaşmak için ortaya koyduğu pek çok fesat taktiği var.
Şeytan’ın çalıştığı alanlardan birisi de mü’minler arası ilişkileri fesada uğratmak.
Allah Teâlâ mü’minlere “kardeş olun” diyor, Şeytan da bu işe zehir katmaya çalışıyor.
Kardeşlik ilişkisini yaşayacak olan da mü’minlerdir, duygularına zehir katılmasına fırsat verecek olanlar da.
İmtihan burada.
Yaşadığımız çağda veya öncelerinde mü’minler arası ilişkilere baktığımızda, zaman zaman, “İki mü’min ya da mü’min gruplar nasıl böyle bir boğazlaşma içine girer?” diye sorduğumuz durumlar oluyor. Hem çok oluyor. Öylesine çok oluyor ki, cihanşümul bir sulhu, barışı, selameti, güvenliği inşa etmeye, canlı-cansız her varlığa iyilik taşımaya talip olan İslam, ne yazık ki öncelikle kendi bağlılarının birbiriyle vuruşmasına şahit oluyor.
Neden?
Ne oluyor ki şeytan damarlarımıza giriyor ve birbirimize karşı münafereti hakim kılacak ölçüde duygularımızı darmadağın ediyor.
Kardeşlikten boğazlaşmaya savrulmak, nasıl bir kalbi-zihni alaboranın sonucudur?
Bu sayımızda bu konuyu ele alalım istedik:
“Mü’minler arası ilişkilerde şeytanın oyunları”
Onun oyunu var, bizlerin de oyuna gelmişliğimiz.
Ya da onun oyunu varsa biz de ona karşı kendi savunma silahlarımızı kuşanırız.
Demek istiyoruz ki:
Oyunları görürsek, belki kalbimizi onlara karşı tahkim etmenin yollarını ararız. Bir kalb direnci kazanmaya çalışırız.
Kur’anımız bu alanda ikazlarla dolu.
Yeter ki onları anlayıp, yüreğimize kazıyalım ve insanlara, mü’minlere, yere göğe karşı her türlü münasebetlerimizde onları otomatik bir davranış kalıbı olarak devreye sokalım.
Kolay mı?
Değil elbet.
İnsan ilişkileri her zaman meltem esintisi gibi gelişmez, çoğu zaman yaşanan bir fırtına ortamıdır.
‘Öfke aklı giderir’, sözü tam bu durumlar için söylenmiştir.
Şeytan, insanın zayıf, bağışıklık direncini kaybetmiş noktalarını bularak damarlara giriyor, hiç kuşkusuz.
Onun bütün hilelerini bilip, kendi kişiliğimizi ona karşı dirençli hale getirmek.
Mesele bu.
Altınoluk, mü’minler camiası için hayat – memat meselesi gibi olan bu konuyu gündeme getirerek, çağımızda, İslam ümmetini en çok yaralayan bir derdin çaresini arama yolunu açmaktadır. Dileriz derdi dert edinir ve çaresini öncelikle kendi içimizde ararız. Rabbimizin huzuruna birbirine yumruk sallayan kişiler, topluluklar olarak çıkmayı hiçbir mü’minin tercih etmeyeceği muhakkak. O zaman yüreklerimizi avucumuzun içine alıp, onda, diğer mü’minlere karşı menfi ne varsa arındırmak için gayrete gelmemiz lâzım.
Rabbimizden bu gayretimize yardım lutfetmesini dileyerek sizleri Altınoluk’la başbaşa bırakıyoruz. Allah’a emanet olunuz.

 

Yorum Yazın

Facebook