BETERİN BETERİ VAR

0
BETERİN BETERİ VAR
BETERİN BETERİ VAR - Neslihan Nur Türk
Sayı : - Ocak 2015

Sızlanıp zarar etme de şükret her bir hâline,
Elhamdülillah sözünü kat katıştır kâline.

Kendisine yapışık ikiziyle dünyaya gelen biri varmış. Dili dönmeye, aklı kesmeye başladığı günden beri, durumundan şikâyet edip sızlanırmış. E kolay değil tabii. Düşünsenize, biri size yapışık yaşıyor ve tek başınıza tuvalete bile gidemiyorsunuz. Yürüyüş yapamıyor, uzanıp rahatça yatamıyor, hep ikinci birinin de yükünü taşımak zorunda kalıyorsunuz. Vaziyet öyleymiş ki biraz o kardeşini sırtlanırmış, biraz kardeşi onu. O böyle sızlandıkça, ikizi îkâz eder, beterin beteri var kardeşim, şükredelim, dermiş; fakat öbürü hiç değişmez, “Yahu bundan daha beteri mi olur!” diyerek itiraz edermiş.

Bir gün, sabrı telkin eden kardeş, vefat etmiş. İşte o günden sonra, sürekli şikâyet edip duran, ömrü boyunca kardeşinin ölü vücudunu taşımak zorunda kalmış ve beterin beteri nasıl olur, anlamış.

Bu meşhur hikâyede, bir insanın başına gelebilecek en zorlu imtihanlardan biri anlatılıyor; fakat her birimiz, büyüklü küçüklü nice imtihandan geçiyoruz. Önemli olan, mevcut durum için sızlanmak sûretiyle daha beterini davet etmemek. Kâide belli: Şükredenin nimeti, şikâyet edenin külfeti artırılıyor. O halde, bardağın dolu kısmı için şükretmeye alışmak gerekiyor. Şimdi birkaç örnek vererek izah edelim:

Farz edelim bir camide imamsınız ve beş vakit namaza gelen cemaat, bir eldeki parmakları geçmiyor. Denmesi gereken şu: “Yâ Rabbî, lûtfettiğin cemaat için şükürler olsun. Ya bu beş kişi de gelmeseydi.” Bu söz ne işe yarayacak, bakalım: Olumlu düşününce, yüz kasları olumlu duygular yansıtacak, yani güzel bakacak. Güzel bakınca güzellik görecek ve sızlanmayacak. Cemaat, imamın yüzünden müspet enerji alacak ve hiç değilse eksilmeyecek. Bu kadar az insana rağmen yine de pozitif düşünerek vazifesine odaklanabilmiş olan bu imam, zaman içinde çevrede bu özelliği ile duyulup, merak ve ilgi kaynağı olacak ve belki de sırf bu sebeple, cemaat büyüyecek. En netice, olumlu düşünmenin hiçbir zararı olmadığı gibi, faydası olacak.

Farz edelim siz, sadece öğlen namazlarını kılabilen bir Müslümansınız. Demeniz gereken şu: “Yâ Rabbi! Bana her öğle vakti namaz kılmayı nasip ettiğin için şükürler olsun. Ya onu da kılamıyor olsaydım.” Bu söz, öncelikle öğle namazına devam etmek hususunda size güç verecek. Ardından şükrede ede inşallah, diğer vakitleri de kılmak nasip olacak. Oysa “Ben ne biçim Müslümanım! Kıla kıla bir vakit namaz kılıyorum! Lânet osun!” da denebilir; fakat bu, sadece mevcudu değersizleştirmek olur ki nimetin münkiri olmak anlamına gelir. Bu durumdaki birinden, büyük ihtimalle öğle namazı da alınır.

Farz edelim siz, bir öğretmensiniz. Sınıfınızda çok problemli ve saygısız bir öğrenci var. Demeniz gereken şu: “Allah’ım! Sana şükürler olsun ki bu öğrenci sebebiyle istidatlarım açılıp sabrım genişleyecek. Hatta onun verdiği sıkıntı dolayısıyla günahlarım hafifleyecek. Şükürler olsun ki şu sınıfta ondan sadece bir tane var!” Böyle söylemekle önce mevcûdu taşımaya, anlamaya, düzeltmeye çalışırken, belki de o zamana kadar hiç keşfetmediğiniz yeni eğitim yöntemleri geliştirecek, eksik ve yanlış tavırlarınızı gözden geçirip düzenleyecek ve mesleğinizde tekâmül edeceksiniz. Sonra da bir tane sorunlu öğrenciniz olduğunu düşündükçe sevinip, ya beş olsaydı, ya on olsaydı, diyerek, sıkıcı bir durumdan, şükredilecek bir mevzu çıkararak ferahlayacaksınız. O sizin sabrınızı zorladıkça, işte bu tesellilerle güç bulacaksınız. Güçlendikçe de olumlu sonuca varmanız ya da en azından bu imtihandan tükenmeden çıkmanız mümkün olacak.

Farz edelim beyiniz içki içiyor ve ne zaman sarhoş olsa bağıra çağıra eve gelip yetmez gibi bir fasıl da dayak atıyor; fakat sarhoşluğu geçince, bu yaptıklarından ötürü mahcup olup özür diliyor ve kendisini affettirmeye çalışıyor. Denilmesi gereken şu: “Yâ Rabbi! Benim bu beyim, içkinin tesiriyle ne yaptığını bilmiyor; fakat kendine geldiğinde insanca davranıp gönlümü almaya çalışıyor. Ya bütün o yaptıklarını aklı başındayken yapıyor olsaydı!” Evet, nitekim böyleleri de var. İçki içmeden sarhoş olup kötülükler eden niceleri var. Sadece içmekle kalmayıp hanımını aldatanlar, az bir para karşılığı satanlar var. Beterin beteri hep var yani. O zaman, sabırla mevcûdun iyiliğini görmekten, şükretmekten ve o iyiliklerin artmasına, bu şekilde sebep olmaya çalışmaktan daha iyisi mi var?

Farz edelim siz, borç batağına battınız. O kadar ki nasıl olduysa oldu, faize de bulaştınız. Bu durumda söylenmesi gereken şu: “Yâ Rabbi! Ben, büyük bir hata ederek haram kıldığın işe dalıp kendime zulmettim. Maddi olarak çok zor bir duruma sürüklendim. Neyse ki sağlığım yerinde ve hâlâ yürümekte olan bir işim var. O halde bundan sonra, ömrüm yettiğince borçlarımı temizlemek için yaşamaya, gücüm yettiğince helal yollarla ihtiyaçlarımı karşılamaya azmettim. Bana bu duyguyu verdiğin için şükürler olsun!” Kişi böyle söylemekle, kendisine kuvvet katacak. Zira tüm o borçlarına rağmen, sağlığı alınmış, bütün iş kapıları kendisine kapatılmış da olabilirdi. Ömrü tükenmiş ve son demlerini yaşıyor da olabilirdi. Oysa sadece verilen ikinci fırsat için bile şükretsek, ömür yetiremeyiz.

Farz edelim ki siz, zina ettiniz. Evet, bu pek büyük bir günahtır ve çirkin bir iştir. Yine de beterin beteri vardır ve denmesi gereken şudur: “Yâ Rabbi! Ya bu işi isteyerek ve çok severek yapmış olsaydım. Ya bu iş başıma bir defa gelmeyip de alışkanlık ettiğim ve zevk aldığım bir fiil olsaydı? Ya bu işi meslek edinmiş olsaydım? Beni tüm bu durumlardan koruduğun için sana şükürler olsun Allah’ım!” Bunları söylemek, fiilin çirkinliğini eksiltmez; fakat kişiyi yeisle tükenmekten korur.

Farz edelim çocuğunuz uyuşturucuya alıştı. Gözünüzün önünde eriyip bitiyor, krizler geçiriyor. Denmesi gereken şu: “Yâ Rabbi! Ya şu evlâdım, hem uyuşturucuya alışmış hem de bilmediğimiz başka yerlerde bulunmuş olsaydı! Ya ona yardım etme fırsatımız hiç olmasaydı. Ya nasıl yardımcı olacağımızı bilmeyip, kalakalsaydık! Ya çocuğumuz uyuşturucu kapanına sıkışan bir mağdur değil de, o kapanı bizzat elinde tutan bir zâlim olsaydı! Onu bu zor imtihanında yanımızda bulundurduğun için şükürler olsun!”

Hâsılı, kazâ ve kader icâbı bazen sakındığımız halde çirkin, sıkıcı ve üzücü durumlar yaşarız; fakat en zorlu durumlarda bile, onun daha zorunu düşünerek nefes alma ihtimali vardır. Biraz düşünenler, hep daha beterinin olduğunu fark edip teselli bulabilirler. Bu, mevcûda hamd ve tevbe etmeyi, daha beterinden korunduğumuz için de şükretmeyi sağlayan, iyi bir savunma sistemidir.

Misalleri çoğaltmak mümkün; fakat aslolan şunu hatırlamak: Müslüman, başına gelmiş olan bir kötülükten, yaptığı bir yanlışlıktan ötürü ümitsizliğe düşerse, aslında, bir harama düşmüş olur. Çünkü inanan insanın, Rabbinin rahmetinden ümit kesmesi haramdır. Mü’min, her yaşadığının, nefsinin tekâmülü için lûtfedilmiş bir hediye olduğunu bilirse, iki cihanda da rahat eder. Madem ki böyledir, sızlanıp zarar etmek değil, hamd ve şükürle mesâfeler kat etmek gerekir ki cümleye nasip ola. Âmin.

Yorum Yazın

Facebook