Bir Aylık Ömrümüz Kalsa

0
Sayı: Mayıs 2019
Bir Aylık Ömrümüz Kalsa

Hâce Musa Efendi ile yapılan röportajdan bir bölüm…

-Efendim, biz zâtıâlinize gelsek ve “bir aylık ömrümüz kaldığını öğrendik, bize nasıl bir hayat yaşamamızı tavsiye ederdiniz?” diye sorsak ne buyururdunuz acaba?
– Bu, şahısların kabiliyetlerine göre, sıhhatlerine göre değişebilir şüphesiz. Ama ne var, işte o ömrü heder etmemeye gayret edeceğiz. Hem ibadet sahasında hem mücâhede sahasında elimizden geldiği kadar sa’y-ü gayret göstereceğiz. Nusret Cenâb-ı Hak’dan.
Tabii böyle bir durumda telâş içinde değil de, gene sükûnetle davranmak gerekir. Elhamdülillah, Cenâb-ı Hak kimsenin ölümünü bildirmemiş. Ne büyük nimet. Yoksa bildirmiş olsa, meselâ şuradaki üç-beş kişiye “yirmişer sene ömrünüz var” dense, hepimiz birden şaşırıp kalırdık. Hâlbuki kim yirmi sene daha yaşayabilir ki? Onun için zamanı sükûnetle, en lüzumlu şeylere hasretmeli. Kendi kabiliyetine, bilgisine göre, kendi sahasına göre hareket edilir. Allah’a karşı vazife namütenâhî, yani sınırlı değil. Kul her sahada, kulluğunu yapacak.
Mümkün olduğu kadar insan yetiştirmek, talebe yetiştirmek, maddi bakımdan müsaitse her sahada hayır hasenat yapmak, ibadetini de gene huzurla îfâ etmek, bunlar mühim şeyler. Telâşa kapılmak uygun olmuyor. Cenab-ı Hak’dan ümidi kesmemek şartıyla herkes vazifesini îfâ edecek.
– Efendim, insanoğlu sanki ilânihaye yaşayacakmış gibi bir hisle hareket ediyor.
– O da bir nimet sırasına göre. Cenab-ı Hak bildirmiş olsa, gayriihtiyari herkes heyecanlanır. Artık iple çeker günleri, şu kadar kaldı, bu kadar kaldı diye. Gafil olan kuru kuru ölümden korkar, üç-beş gün ömrüm kaldı der ve zevk ü sefahat yoluna kendini verir.
– Hatta efendim bir rivâyet var, Hz. Musa aleyhissselâm bir dervişe rastlar ve ne işle meşgul olduğunu sorar. Derviş de “Beşyüz senelik bir ömürde dünyaya dalmaya değer mi?” der. Musa aleyhisselam da “Son peygamber zamanında ömürler iyice kısalacak. Ömürler 60-70 seneye sığacak” der. Derviş der ki, “Eğer ben o zaman dünyaya gelseydim, başımı secdeye koyardım ve son nefesimi beklerdim.” Yani insanın mizacına göre bu işler farklılık gösteriyor.
– Ama o bir secdelik ömre de her şeyi sıkıştırmaya çalışacak. İnsanoğlu ömrünün kıymetini bilmeye, değerlendirmeye dikkatli olacak.
                        ***
– Sâmî Efendi üstadımızla bir
Ramazan Umresi beraberliğiniz
oldu mu efendim?
– Evet, olmuştu. Hatta bir seferinde Ramazandan evvel gitmiş, haccı müteakip dönmüştük. Ramazanda yine Muhterem Üstadımız beş vakit namaza devam ederlerdi. Yalnız akşamları evde validemizle iftar ederlerdi. Aile hukuku tabii; o da mühimdir. Diğer vakitlere devam ederlerdi. Tabii o zaman şimdiki gibi izdihamlı olmuyordu. Mahduttu. Umre hadisesi sekiz-on sene evvel -patlama tabir ediyorlar ya- ortaya çıktı. Hakikaten Hacdan hiç farkı olmuyor. Hatta aşr-ı ahirde tavaf dahi zor yapılıyormuş. İlk gittiğimiz zamanlar teheccüd namazı birbuçuk saf olurdu. Sonra sonra o üç safa, beş safa çıktı. Şimdi maşallah tamamen doluyor. Hatta teheccüdü baştan sona kadar da bitiriyorlar galiba. Millette daha bir şevk, daha bir uyanıklık var. Orada çok büyük bir huşu içinde ibadet edenler görülüyor. Allahualem evvelce bu kadar değildi.
Allah Dostunun Dünyasından, s.141

 

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook