Bir Şehâdetin Hikayesi: Es’ad Erbilî Hazretleri (K.s.) -3-

0
Bir Şehâdetin Hikayesi: Es’ad Erbilî Hazretleri (K.s.) -3- - Ethem Cebecioğlu
Sayı : 363 - Mayıs 2016 - Sayfa : 46

Serbest Fırka’nın Kuruluşu Ve Menemen’e Adım Adım

6. Ve Bu Haberi Yalanlayan Emniyetin Raporu
Geçen ayki yazımızda görüldüğü gibi Vakit Gaze­tesi’nin bu yazısı, masa başı gazeteciliğinin ısmarlama yazılarından biridir. Şeyh nedir, Tarikat nedir, İslam, iman, irfan, gelenek nedir bilmeyen, savcılığa ihbar yazısı olarak planlanıp kurgulanmış, bu gazetecilik formatı bugün için de aynen geçerli değil mi? Etik problemi o zamanda da vardı şimdi daha fazlasıyla var maalesef.
Yazı ihbar kabul edilir, polis hemen harekete geçer. İçeri ajan hüviyetli bir adam sokularak bilgilenme sağlanır. Sonunda bir rapor hazırlanıp savcılığa sunulur.
Polis raporu şu şekildedir:
“Vakit Gazetesi’nin 18 Temmuz 1930 tarihli nüshasında intişar eden (yayınlanan) (Erenköyü’nde Bir Dedikodu) serlevhalı (başlıklı) makale üzerine o zaman yapılan tahkikatta bu şeyhin uzun bir müddetten beri tarassud (gözlem) altında tutulan Erbilli Şeyh Es’ad Efendi olduğu ve bu zatın 331 (miladi 1915) senesinden çok evvel memleketi olan Erbil’den İstanbul’a gelerek han, otel köşelerinde yaşamakta iken intisab ettiği ve vükelâ-yı sâbıkadan (eski milletvekillerinden) merhum Derviş Paşa’nın iâne ve yardımı ile Şehremini’nde kâin (mevcud) ve şimdi kapalı bulunan (Kelamî) Dergâhına şeyh tayin edilerek birçok ricâl (önemli insanlar) ve vükelânın (milletvekillerinin) teveccühünü celbetmesi ve az zamanda halk üzerinde büyük nüfuza sahip olması üzerine devrin Padişah’ı Abdülhamid’in şüphesini uyandırdığından Erbil’e sürüldüğü ve meşrutiyetin ilanından sonra tekrar İstanbul’a gelen şeyhin, adı geçen tekkede ayin yapmaya başladığı ve biraz sonra da meşihat aza (üye) ve bilâhere Meclis-i Meşâyıh’ta riyâsete terfî’an (başkanlığa yükseltilerek) tayin kılındığı ve o babdaki (konudaki) kanun hükümlerine tavfikan (uygun olarak) tekkesinin (1925’te) kapatılmasından sonra Erenköy’de Ziya Paşa Köşkü’ne nakledilerek bir müddet kira ile (parasını ödeyerek) oturduktan sonra iki sene evvel (1928) de şimdi oturduğu Şevki Paşa Köşkü’nü Erbil’deki emlakını satmak sûretiyle tedarik ettiği para ile 2000 liraya satın alarak bu köşkte bazı tadilat ve tamirat (onarım ve düzenlemeler) yaptırarak oturduğu ve bundan başka gerek Erbil ve gerekse İstanbul’da müteaddid ev ve dükkânları bulunduğu ve kendi malı bulunan iki eşeği satıp üzerine bir miktar para ilavesiyle seksen liraya bir körüklü araba (fayton) aldığı, mamafih (bununla beraber) seksen yaşlarında bulunan mümaileyhin (yani Şeyh Es’âd Efendi’nin (ks)) evine Konya’dan ve diğer mahallerden (yerlerden) birçok zengin ziyaretçiler gelerek kendisine para yardımında bulundukları ve hediyeler de getirdikleri dosyasında mevcut malumattan anlaşılmış ve keyfiyet 25 Ağustos 1930 günü Dâhiliye Vekâlet-i Celîlesine (İçişleri Bakanlığına) tafsilen (ayrıntılı olarak) sunulmuştu.
Daima ta’kibimiz altında bulunan Şeyh Es’ad’ın köşküne Konya ve sâir (diğer) vilâyet halkından birçok misafirlerin geldikleri ve hediyeler getirdikleri ve cuma günleri İstanbul’dan birçok müsafirler gelerek Şeyh’i ziyaret ettikleri ciheti de (yönü de) Vekâlet-i Celîlesine (İçişleri Bakanlığına) bildirilmişti.
Fakat ayin ve zikirlerin yapılmadığı gerek haricî tarassudlarımızın (gözlemcilerimizin) verdiği raporlar ve gerekse dâhile nufuz (içeriye sızma) çareleri düşünülerek, eskiden Şeyh’i tanıyan ve bu sebeple Şeyh’in evine hizmetkâr suretiyle sokulan teşkilatımıza mensub bir memurun validesinden (annesinden) alınan malumat-tan anlaşılmakta idi.
Nakşî tarikatının ihya ve inkişafına hâdim olmak üzere (diriltilip yayılmasına/gelişmesine hizmet etmek üzere) ve kanunen müdaheleyi davet ettirecek (yasal olarak karışmayı çağrıştıracak) bir şekil ihdas edebilmek (meydana getirmek) gayesiyle Konya vilâyetinde hâdis olan (meydana gelen) bir meseleden dolayı mezkûr vilâyete (Konya’ya) yazdığımız tahrirâtta (yazılarda) Şeyh Es’ad Efendi’nin tevsi-i tarikat (tarikatı genişletmek) için Konya’da şebeke teşkil ettiği (örgüt kurduğu) hakkında evrâk-ı tahkikiye tanzimine kifayet edebilecek derecede bir malumat, mevcutsa ifadelerin zabt edilerek gönderilmesi, yazılmış ve tevessül kılınan kanunî yollar ile de bu noktanın ihzârına medar olacak müsbet bir cevap alınmamıştı.19
Binaenaleyh Şeyh Es’ad’ın dikkati câlib (çeken) halleri dolayısıyla tekkelerin daha kapatılmalarından (30 Kasım 1925) evvel, nazar-ı dikkati celb ederek tarassud (gözlem) altına alınmış ve hakkında malumat istihsal olundukça (hakkında bilgiler elde edildikçe) Vekâlet-i Celîlesiyle (İçişleri Bakanlığıyla) muhabereler (haberleşmeler) cereyan eylemiş olduğu ma’ruziyle İstanbul Cumhuriyet Müdde-i Umumiliği (İstanbul Cumhuriyet Baş Savcılığı) canib-i âlisine takdim kılınır (yüksek katına sunulur). 9 Şubat 1931
Görüldüğü gibi Menemen’den önceki olaylar zincirinde gazetenin attığı iftiraların, bizzat Emniyet Teşkilâtı’nca yapılan araştırmalar sonucu, aslının olmadığı ortaya çıkmıştı.
Ancak özetle şunu ifade etmek gerekir ki, artık cadı kazanı kaynatılmaya başlamıştı. Bir masumun lekelenip idam sehpasına kadar giden serencâmı işte bu şekilde dizayn ediliyordu.
SERBEST FIRKA’NIN KURULUŞU VE MENEMEN’E ADIM ADIM
Önceki sayılarımızda, Menemen Olayı’nın (23 Aralık 1930) patlak vermesinden önce 1930 Temmuz’unda Es’ad Efendi(ks) hakkında medyada algı operasyonlarının nasıl başladığını, hatta ondan beş sene önce 30 Kasım 1915’te tekkelerin kapatılmasından itibaren, onun zaten rejimin takibi altında bulunduğunu ifade etmiştik. Bu yazımızda inşâallah tek parti Cumhuriyet Halk Fırkası karşısında ülkeye artık demokrasi gelmesi için ikinci bir partinin kurulmasını ve sosyal olarak bunalan halkın bu partiye nasıl teveccüh ettiğini ele almak istiyoruz.
7- SERBEST FIRKA’NIN KURULMASI VE ALİ FETHİ OKYAR
Serbest Fırka’dan önce kurulan Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet Halk Fırkası (Partisi)’nin demokrasi adına tek alternatifiydi. Ancak çeşitli kulis ve lobi çalışmaları sonucu 3 Haziran 1925’de kapatılmıştı. Tekkeler de bu olaydan tam altı ay sonra 30 Kasım 1925’te seddolunmuş/kapatılmıştı.20 Terakki Perver Partisi, 17 Kasım 1924’te Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuad Cebesoy ve arkadaşları tarafından kurulmuştu. Kapatılış sebebi; Doğu’daki Şeyh Saîd İsyânı bahanesiyle 3 Haziran 1925’te çıkarılan Takrîr-i Sükûn Kanunu’dur.21
O kanuna göre, Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası/Partisi’nin programında 6. Madde olarak yer alan: “Fırka/Parti (miz), dinî inanç ve düşüncelere saygılıdır.” İfadesi, Şeyh Saîd İsyanı sebeplerinden biri sayılmış ve bu yüzden 159 günlük parti kapatılmıştır.
3 Haziran 1925’ten 12 Ağustos 1930’a kadar ülke beş yıl süreyle tek parti (CHP) diktasıyla yönetilmişti. Ve bu tek seslilik çeşitli sosyal iç basınçların doğmasına yol açmıştı. Buna ilave olarak da 1929’da başta Amerika olmak üzere, bütün dünya ülkeleri büyük bir ekonomik kriz yaşamıştı.
İşte bu buhranlı ortamda Mustafa Kemal, Ali Fethi Okyar’a talimat vererek Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurdurdu. Çünkü gerçek bir cumhuriyet kurmak üzere ülkeye demokrasinin gelmesi gerekliydi.22
12 Ağustos 1930’da daha kuruluş durumundayken, ülkede bu yeni partiye, bunalmışlık ve sıkıntıların meydana getirdiği o atmosfer içinde büyük bir alaka uyandı.23 Bu yeni heyecan dalgası içinde Ali Fethi Okyar, yeni partinin programını açıklamak ve teşkilatlanma çalışmalarını başlatmak üzere İzmir’e gitti. Orada Fethi Bey, çok büyük bir kalabalık tarafından sevinçle karşılandı. Cumhuriyet Gazetesi bu kalabalığın elli bin kişi olduğunu yazar.24
Ali Fethi Okyar orada bir kurtarıcı gibi karşılandı, halk kitleleri sevinçle bu yeni partiyi bağrına bastı.25 İsmet İnönü Hükümeti bu durumdan kendi aleyhine olmak üzere büyük endişe duydu.26 Fethi Bey’in bu hareketini sabote etmek ve engellemek üzere Cumhuriyet Halk Fırkası bir miting düzenledi. Halk buna tepki gösterdi. Bu tepki Cumhuriyet Halk Fırkası/Partisi’nin taraftarlarının tartaklanması ve binalarının taşlanmasına kadar genişleyen bir öfke seline yol açtı.
Ancak Mustafa Kemal’in verdiği kesin tâlimatla, Ali Fethi Okyar yüz bini aşan bir kalabalığa konuşmasını yaptı. Polisin ateş açması üzerine on iki yaşlarında bir çocuk vurularak hayatını kaybetti. O çocuğun babası kucağında ölen çocuğunu Ali Fethi Okyar’ın önüne koyup, çocuğunun hürriyet uğruna şehit olduğunu söyleyerek ona
– Kurtar bizi, diyerek bağırdı.
Bundan sonra Fethi Bey, sırayla Manisa, Aydın, Balıkesir’e giderek teşkilatlanmasını sürdürdü. O, her gittiği yerde kurtarıcı gibi muamele gördü. Hatta Menemen’de
– Açız! Bizi kurtar, feryatlarıyla karşılandı.
Bu durumu Kazım Karabekir Paşa şöyle özetler:
 “Serbest Cumhuriyet Fırkası (Partisi) lideri Fethi Bey’in gelişiyle, İzmir’de Halk Fırkası (Partisi) erimiştir. O, İzmir’den Balıkesir’e seyahatine devam ederken, her geçtiği yerde Halk Fırkasını söndüre söndüre gitmiştir.”27
İşte bu yeni siyasi hareket, halkın baştaki Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan (Partisi’nden) memnun olmadığını ortaya çıkardı.
İktidar partisinin ileri gelenleri telaşa kapıldı ve Cumhurbaşkanı üzerinde baskılarını artırdılar. Buna paralel olarak iktidarın yayın organları, algı operasyonu başlatarak Ali Fethi Okyar ve partisi hakkında başta irtica olmak üzere çoğu tertipten ibaret olan iftira kampanyalarına başladılar.28
Başbakan İsmet İnönü, Mustafa Kemal’e Fethi Bey’i tutuklamak zorunda kalacağını bildirdi. Bunun üzerine M. Kemal de Meclis Başkanı’nı, olayları araştırmakla görevlendirdi. Yani Cumhuriyet Halk Fırkası merkezli cadı kazanı kaynamaya başlamıştı. Menemen’e giden dikenli yollar baştan beri hep bu tür oyunlarla, düzenlerle kurgulanmıştı. M. Kemal Paşa, Yunus Nadi’ye hitaben bir mektup yazıp verdi. 30 Eylül 1930’da Cumhuriyet’te yayınlanan o mektupta Cumhuriyet Halk Fırkası’na (Partisi’ne) bağlılığını devam ettirdiğini bildirmiş, ayrıca İzmir’de Cumhuriyet Halk Fırkası’na yapılan saldırıları da kınamıştı.
Bu olaydan bir ay sonra belediye seçimleri yapıldı. Bu arada iki parti arasındaki gerginlik iyice arttı. Pek çok yerde Cumhuriyet Halk Fırkalılar protesto edildi.
O seçimde ilk defa kadınlar da oy kullandı. İktidarın oyunlarına rağmen Serbest Cumhuriyet Fırkası, 502 belediye başkanının yirmi ikisini kazandı.29
Üç aylık bir partinin bu başarısı dikkatleri çekti. Menemen’de seçimleri Fethi Bey kazanmıştı. Aslında açık oy gizli tasnif uygulamasıyla seçimlerde hile yapıldığı ortadaydı. Bu durumun farkında olan Ali Fethi Okyar, başta Ege Bölgesi olmak üzere ülkenin pek çok yerinde partisinin kazandığını ama seçimlerde hile yapıldığını söyleyerek İç İşleri Bakanı hakkında bir gensoru önergesi verdi.
13 Kasım 1930’da Meclis’te çok sert tartışmalar yaşandı. Bu sırada Fethi Bey, oturumu özel locasında izleyen Cumhurbaşkanıyla karşı karşıya getirilmek istendiğini fark edince 12 Ağustos 1930 tarihinde kurduğu partisini 17 Kasım 1930’da kapatmak zorunda kaldı.30 Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin karşısında muhalefete yer yoktu. Ülke, bundan sonra 1945’li yıllara kadar on beş sene tek parti diktasına mahkûm oldu.31 CHP yüzünden Cumhuriyet, demokrasiye tekâmül edemedi. Bir önceki Terakki Perver Fırkası 159 gün ayakta kalmışken, Serbest Cumhuriyet Fırkası 97 gün dayanabildi.
Şura-yı Devlet, Ali Fethi Okyar’ın partisi Cumhuriyetçi Serbest Fırka’nın kazandığı yirmi iki belediye başkanlığını 15 Aralık 1930 tarihinde İsmet İnönü’nün partisine verdi ama bu adaletsizlik, ülkede büyük tepkilerle karşılaştı.
Şevket Süreyya Aydemir o dönem Cumhuriyet Halk Partisi’nin halktan koptuğunu şöyle anlatır:
“1930 sıralarında Halk Fırkası (CHP) halktan kopmuştur.”
(Parti) halkın dışında, dar, basit bir bürokrat hizbi (grubu) ile bu hizbe (gruba), ancak seçim ve menfaat bağlantıları olan, mahallî, fakat dar bir taşralı taraftar kadrosundan ibarettir.32
İrticaya dayandırılarak bu partinin kapatılmasından33 tam sekiz gün sonra, sıcağı sıcağına 23 Aralık 1930’da Menemen Olayı patlak verdi. Yani hazin sona adım adım gidiliyordu.
Gelecek sayı: Menemen'de
Garip Olaylar


Dipnotlar: 19) Sadeleştirme: Konya’da bir örgüt kurduğu hususu ile ilgili olarak, Şeyh Es’ad Efendi hakkında tahkik/inceleme/araştırma dosyalarının düzenlenmesine yetecek kadar bilgi varsa alınan ifadelerin yazıya geçirilerek tarafımıza gönderilmesi hususu yazılmış ancak konuyla ilgili takip edilen kanuni yollar/prosedüre de bu hususun hazırlanmasına yetecek kadar olumlu cevap alınamamıştı. 20) Mustafa Kara. Tekkeler ve Zâviyeler, İstanbul 1990, s. 327-8. 21) Mustafa Müftüoğlu, Yakın Tarihimizden Bir Olay Menemen Vak’ası, İstanbul 1991, (Risale Yay: 60) s. 11-12. 22) Bkz. Ali Fethi Okyar, Serbest Cumhuriyet Fıkrası Nasıl Doğdu, Nasıl Feshedildi?, İstanbul 1987. 23) Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasi Partiler (1859-1965), s. 633-5. 24) Bkz.: Ahmet Ağaoğlu, Serbest Fırka Hatıraları, İstanbul trz.; Cumhuriyet Gazetesi, 8 Eylül 1930. 25) Kara, Tekkeler ve Zaviyeler, s. 354. 26) İlber Ortaylı, Yakın Tarihin Gerçekleri, İstanbul 2012, s. 146-8. 27) Milliyet Gazetesi, 3 Kasım 1930, Kazım Özalp’in kendi ifadesi. 28) Cemil Koçak, Tek Parti Cumhuriyet ve Şefler, İstanbul 2016 s. 199 vd. 29) Ali Fethi Okyar, Üç Devir Bir Adam, İstanbul 1980. 30) Ali Fethi Okyar, Üç Devir Bir Adam, İstanbul 1980. 31) Koçak, Tek Parti Cumhuriyet ve Şefler, s. 150-5. 32) Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, c. 3, İstanbul 1973. 33) Kemal Üstün, Menemen Olayı ve Kubilay, İstanbul 1981, s. 17.

 

Yorum Yazın

Facebook