Cömertlik Allah Âşıklarının Süsü

0
Cömertlik Allah Âşıklarının Süsü
Cömertlik Allah Âşıklarının Süsü - Sadık Dânâ
Sayı : 390 - Ağustos 2018 - Sayfa : 31


Cömertlik, Rabbimiz Teâlâ hazretlerinin mühim sıfatlarındandır. Başta sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz olmak üzere bütün peygamberân hazerâtı ve ashâb-ı kirâm ve kibâr-ı ehlullah (aleyhim ecmaîn) hazerâtı bilâ istisna bu güzel, ulvi ahlâkla huylanmışlardır.
Bir insan hem Allah dostu olsun, hem de cimri olsun, bu tasavvur edilemez.
Cimriler ancak Hakk celle ve âlâ hazretlerinin nazarında hiç itibarı olmayan kişilerdir.
Cömertlik Allah’ı sevenlerin, âşıkların süsüdür.
Hasislik ise, değersiz olanların hastalığıdır, lekesidir.
Cömertlik, içerisine her güzelliği olan sıfatların anahtarıdır.
Cimrilik ise içerisine her kötülüğü alan seviyesizliklerin anahtarıdır.
İnsanların hâli, her hangi bir müessesede bulunan veznedarın hâli gibidir. Her ne kadar paralar veznedarın elinde ise de, hakikatte o müesseseye aittir. Kulların elindeki servetler de hakikatte kendilerine ait değildir. Her ne kadar kendilerinin gibi görünürse de, yaratanlarının olduğunu iyice bilmelidirler. Ve ona göre hareket etmelidirler.
Allah’ı yakînen bilenler, kurb makamında olanlar, hakikat ehilleri oldukları için Rablerinin emrinde olurlar. Dünya malının emanet olduğunu bildikleri için, ellerindekilerini Allah’ın rızâsı yolunda sarf ederler. Deryalar gibi akıtırlar. Bizler için ashab ve evliyaullah menâkıblarında çok büyük ibretler vardır.
Bizlere düşen bu hususları nefsimizde tatbik edip sehâvet ellerimizi açarak yapılması gereken bütün maddî, bedenî hizmetleri îfâ etmektir. Dünya seriyuz-zevâldir. Sonu olan, muvakkat bir dünya hayatı için fazla sıkıntılara girme, mal yığma iptilâsına düşmemeye azimli olmalıyız. Nice dünyalık yığanların akibetlerini görüyoruz. Aman gayretli olalım, bu dünya nimetlerini Allah’ın rızâsı yolunda harcayalım.
Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri üzerimize tevfîkini refik eylesin! Amin.
Muhterem Üstazımız, Sultânü’l-Ârifin Mahmud Sâmî kuddise sirruh hazretleri aşağıdaki şu ibretli hikâyeyi tekrar tekrar anlatırlardı.
Evlâtları intibâha gelip, sehâvet ve fedâkârlıkları artsın diye...
Bir grup insanlar tenezzüh niyetiyle kıra gidib, hem orada dinlenmek, hem de sohbet ederek hoşca vakit geçirmek istemişlerdi.
Yemekler yenilmiş, namazlar kılınmış, semereli, verimli mânevî hasbihaller yapılmıştı.
Yenen yemeklerden geriye haylice et ve kemik kırıntıları kalmıştı. Onları, orada bulunan bir köpeğin önüne koydular. Fakat bu hayvancağız çok aç olmasına rağmen yemedi. Bir müddet düşünür gibi bir hâl aldı ve kayboldu. Bir müddet sonra, arkasına sekiz, on köpek takarak geri gelmişti. O yemekleri, kuyruk sallayarak onlara göstermiş, kendisi de aç olduğu hâlde, onlara ikram kastıyla hiç yememişti. Sonra onlar karınlarını doyurduktan sonra hep birden uzaklaştılar. Sonra tek köpek geri döndüğünde, yalnız kuru kemikler kalmıştı. Ancak onlardan yiyebildi.
Zahiren köpekti ama, bu hareketi ile, orada bulunanlara iyi bir örnek olmuştu.
Hakiki bir mü’min de, kendi nefsi için sevdiklerini, mü’­min kardeşi için istemedikçe ve infâk etmedikçe kâmil bir mü’min olamaz.
Ey Rabbimiz! Âcizlikten, tenbellikten, korkaklıktan, cimrilikten, tâkatsizlikten, kasvetten, gafletten, zilletten, az­lıktan, meskenetten sana sığınırız.
Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri-3. s. 40-43

 

Yorum Yazın

Facebook