HAYYAM’DAN RÜBAİLER

0

İnsan sıkıntı çekmekle öğür olur. Nitekim damla sedef hapsinde kalınca inci olur. Eğer iflas ettinse başın sağ olsun, kadeh boşalınca tekrar dolar.
Güçlüklere katlanan sonunda özgür olur

Damla sedef içinde sabreder inci olur

İflas ettinse ne gam, yeter ki baş sağ olsun

Dolar boşalan kadeh, ağlayanlar şâd olur

Bu akıl mutluluk yolunda koşmakta ve günde yüz defa sana şöyle demektedir: Şu bir anlık vaktini iyi geçir, çünkü sen biçildikten sonra tekrar büyüyen tere otu değilsin.
Akıldır sana dâim mutluluğa koş diyen

Günde yüz defa senden bunu tekrar isteyen

Şu bir anlık vaktini değerlendir, hoş geçir

Tere otu değilsin, biçildikçe büyüyen

Kalenderlik yolunu izlemezsen olmaz, yüzünü gönül kanıyla yıkamazsan olmaz. Âşıklar gibi niçin sevdadan söz ediyorsun, kendini özgürce terk etmezsen olmaz.
Kalender meşrep diye tanınmadıkça, olmaz

Gönül kanıyla yüzü yıkamadıkça, olmaz

Söz edemezsin asla aşktan sevdadan canım

Âşık gibi kendinden kurtulmadıkça, olmaz

6. NİYAZ
Ey künhünün harimine akıl ermeyen, ey günahımıza ve ibadetimize muhtaç olmayan Allah! Ben günahtan sarhoşum, umuttan yana ayık. Yani umudum ancak senin rahmetinedir.
Ey zatının künhüne akıl ermeyen Allah!

Kulluktan başka şeye değer vermeyen Allah!

Ben günahtan sarhoşum, ümitten yana ayık

Ey rahmet isteyeni boş çevirmeyen Allah!

Günahım, isyanım büyükse de yaradan merhametli Rabbimden umudumu kesmem. Bugün sarhoş ve harap bir halde ölsem de yarın elbette çürümüş kemiklerimi affeder.
Günahım büyükse de lütfundan kesmem ümid

Yaradan Rabbim rahîm, olamam asla nevmîd

Bugün sarhoş ve harap halde ölsem, yine de

Yarın affeder elbet, çürüsem, olsam kadîd

Yâ Rabbi, bana bir rızık kapısı aç, mahlûka minnet etmeden bir geçim ihsan et. Beni şarapla öyle kendimden geçir ki, baş ağrısı bile duymayayım.
Rızık senden ey Rabbim! Başkasına gitmeyim

Değil namerde hatta merde minnet etmeyim

Şarapla sarhoş et de unutayım her şeyi

Hatta baş ağrısını dahi hissetmeyeyim

Rahmetin benimle oldukça günahımı düşünmem. Azığın yanımdayken yol zahmetini düşünmem. Lütfun beni yüzü ak haşrederse, gerçekten kapkara amel defterini düşünmem.
Rahmetin yâr oldukça günahımı düşünmem

Yoldaşım sen oldukça yolculuğu düşünmem

Lütfunla huzuruna ak yüzle çıkabilsem

Simsiyah defterimi bir kez olsun düşünmem…

Gam çekmeye alışmış gönlüme acı, tutsak olmuş canıma merhamet et. Meyhaneye giden ayağımı bağışla, kadehi tutan elime acı.
Gamla yoğrulmuş gönlüm, acı bana ne olur!

Tutsaktır tende cânım, acı bana ne olur!

Meyhane yolundaki ayağı mı bağışla

Kadehi tutan ele acı biraz ne olur!..

Aklımda seni isbat edecek liyakat yok. Düşüncem, ancak sana yakarmaktan ibaret. Ben, seni olduğun gibi nasıl bilebilirim. Seni bilen ancak sensin.
Aklımla seni ispat edebilmem ne mümkün

İşim yakarmak sana, seni bilmem ne mümkün

Ben zâtını hakkıyla nasıl idrâk edeyim

Seni senden başkası bilebilmek ne mümkün…

Eyvâh, ömür boşa gitti. Hem lokma haram hem nefis kirli. Tutulmayan emirler yüzümü kararttı. Rızana uygun olmadığı halde, yaptığım işlerden el-âmaan!
Ömür gitti boş yere, vah bana eyvah bana!

Lokma haram, nefis pis, vah bana eyvah bana!

Tutulmayan emirler kararttı suratımı

Onca günah işledim, vah bana eyvah bana!

Ben yoksul bir hastayım halimi bilirsin, gönlümün derdine deva nedir haberdarsın. Gönül macerasını ne diye sana anlatayım; söylenmese de halimizi bilen sensin.
Ben yoksul bir hastayım, halimi bilen sensin

Şu yaralı kalbimi sarmaya gelen sensin

Ne diye anlatayım yürekteki hicranı

Biliyorum her şeyi veren ve alan sensin

Ey sırf varlıktan ibaret olan Allah! Yokluğa mahkûm olan şeylerle bir ve beraber değilsin. Hiçbir yerde mekânın yok. Fakat hangi yer var ki orda olmayasın. Ey zâtı mekân ve yönden münezzeh olan! Sen nerdesin ve neresi var ki orda değilsin?
Sırf varlıksın Allah’ım, sana denk bir varlık yok

Mekândan münezzehsin, olmadığın yer de yok…

Ey mekâna ve yöne muhtaç olmayan Rabbim!

Varsın, bize yakınsın, artık yokluğa yer yok

Yorum Yazın

Facebook