HAYYAM’DAN RÜBAİLER

0

Ey yaşlı bilge kişi, biraz erkence kalk. Şu toprağı eleyen çocuğa dikkatli bak. Ona nasihat et, yavaş elemesini söyle. Zira pervizin gözü, Keykubadın kellesidir.
Ey yaşlı bilge kişi! Davran biraz erken kalk

Şu toprağı eleyen gencecik yavruya bak!

Öğüt ver biraz ona, söyle yavaş elesin

Perviz’in gözü orda, Keykubâd’ınsa kulak

Şu testi benim gibi perişan bir âşıktı, bir güzelin zülfünü bağlanmıştı. Boynunda gördüğün şu kulp ise, bir sevgilinin boynuna sarılmış bir eldi.
Benim gibi şu testi olmuştu âşık-ı zâr

Şimdilerde bir kolye, takmış onu bir nigâr

Bugün gördüğün takı bilsen neydi o zaman

Bir koldu ki sımsıcak, sarmıştı gerden-i yâr.

Dün gece bir çömlekçinin işyerine gittim; konuşan ve susan iki bin testi gördüm. Bir testi âniden haykırmaya başladı: Hani testici; alan nerede, satan nerede!..
Çömlekçiye uğradı, çalışmaktaydı o an

Baktım iki bin testi dertleşiyordu, hemân

İçlerinden bir testi hal diliyle o zaman

Dedi hey testi yapan, testi satan ve alan!

Cahillerin ayak bastıkları şu toprak yok mu, bir zaman güzelin eli, bir sevgilinin yüzüydü. Kalenin burcundaki her kerpiç de bir vezirin parmağı, bir sultanın kellesidir.
Câhillerin ezerek basıp geçtiği toprak

Bir güzelin elidir ya da yüzü, iyi bak

Şu saray duvarında gördüğün bunca tuğla

Ya sultanın kellesi yahut vezirde parmak

Hayatım karanlık, işim yolunda gitmiyor. Dertlerim artarken huzurum azalıyor. Allah’a şükürler olsun belanın her çeşidi bende var. Bu konuda başkasından dilenmeye ihtiyacım yok.
Karanlıktır hayatım, işim yolunda gitmez

Huzurum azalırken, artar çileler bitmez

Belaların sebebi, şükürler olsun bende

Bela dilenmek için artık tâkatım yetmez...

 

Yorum Yazın

Facebook