Hizmetteki Edeb ve İncelik

0
Hizmetteki Edeb ve İncelik - Mustafa İmamoğlu
Sayı : 363 - Mayıs 2016 - Sayfa : 25

Hükümdarların etrafında birçok hizmetçi ve köleleri olur. Bunlar Sultana en güzel hizmeti sunabilmek için aralarında yarış ederler. Hizmetteki edeb, nezaket, anlayış, kabiliyet, basiret ve firasetleri derecesinde de hükümdarın sevgisini kazanır ve ona yakınlık peyda ederler.
Bu sebebten hizmetkârlar ve köleler hükümdara sevgi, saygı ve becerilerini gösterebilmek için bütün gün hizmet fırsatı gözetirler. En samimi, en içten, en zarif hizmeti ortaya koyabilmek için adeta yarışırlar. Zira Sultana yakın olmanın ancak hizmetle mümkün olacağını düşünür, onun sevgisine ermenin de en büyük pâye olduğunu bilirler. Bu hizmet yarışında hased, kıskançlık gibi kötü duygular da aralarında hiç eksik olmaz. Halbuki insan, kendi değerini söz ve davranışlarıyla, hizmetteki incelik ve edebiyle artırır. Seven sevdiği ile meşgul olur, sevdiği kimseye can u gönülden hizmet etmeye çalışır.
“Ruhu’l-Beyan Tefsiri”nde nakledilen şu kıssa bu mevzûda dikkat çekici ve ibret vericidir.
“-Geçmiş zamanlarda bir hükümdar varmış. Köle ve hizmetçilerden birisini kendisine daha yakın kılmış. Onu daha çok sever ve ona değer verirmiş. Diğer hizmetkârlar bunu çekemezmiş. Padişahın o köleye verdiği değerin nereden kaynaklandığını da anlayamazlarmış. Dışardan bakıldığında fiziki olarak bu köle diğerlerinden ne daha güzel, ne de çok becerikliymiş. Fakat Sultan onu kendine yakın kılar ve ona karşı teveccüh ve sevgisini diğerlerinin hep fevkınde tutarmış. Bu gerçeği gören diğer hizmetkârlar hükümdarın bu hareketini tuhaf karşılar ve bir mana veremezlermiş.
Bir gün hükümdar onlara bir ders vermek istemiş. Beraberinde arkadaşları ve köleleri olduğu halde kırlara doğru gezintiye çıkmış. Mevsim yaz, hava çok sıcakmış. Sultanın gözü uzaklarda bulunan bir dağa ilişmiş. Dağın zirvesi bembeyaz karla örtülüymüş. Hükümdar bu dağın zirvesine sadece bir kez bakmış sonra bakışlarını önüne eğmiş.
O anı gözden kaçırmayan bir köle hemen harekete geçmiş. Atına binip oradan ayrılmış. Hükümdar kendisine bir şey söylemediği ve bir işarette bulunmadığı halde onun birden atını harekete geçirip mahmuzlaması herkesin dikkatini çekmiş. Orada bulunanlar bu kölenin süratle gözden kayboluşuna bir anlam verememişler. Sadece peşinden hayretle baka kalmışlar.
Aradan fazla bir zaman geçmeden o köle çıkıp gelmiş. Yanında bembeyaz ve soğuk bir miktar kar getirmiş. Hemen hükümdara ikram etmiş. Hükümdar onun bu firasetinden, hizmetinden pek memnun kalmış. Bu ince anlayışından dolayı onu mükafatlandırmış. Hükümdarın yakınında bulunanlar o köleye yaklaşıp işin mahiyetini anlamak istemişler ve:
“-Sen hükümdarın kar istediğini, canının kar çektiğini nasıl anladın?” diye sormuşlar.
Gönlü muhabbet dolu o köle tebessüm ederek şöyle cevap vermiş:
“-Çünkü o, karın bulunduğu zirveye doğru baktı. Dağın diğer taraflarına bakmadı” demiş. Peşinden şu hikmetli sözü söylemiş:
“Hükümdarlar herhangi bir şeye, herhangi bir yöne boşuna bakmazlar” demiş.
Bu cevap üzerine orada bulunanlar o kölenin, hükümdar tarafından niçin çok sevildiğini anlamışlar. Onun Sultan katında kıymetinin, değerinin bu ince anlayış ve derin düşünceden kaynaklandığını farketmişler. Ondaki bu basiret, firaset, incelik ve muhabbetin, Sultana yakınlık sağladına şahid olmuşlar. Bu cevabı duyan hükümdar etrafındakilere:
“-İşte bu yüzden onu kendime yakın kılıyorum. Onu sizlerden daha çok seviyor ve değer veriyorum. Sizler hep kendi nefislerinizle meşgulsünüz. Oysa o, beni gözetip bana hizmetle meşguldur” diye açıklamada bulunmuş.
Evet!.. İnsan hizmetiyle kendini sevdirirmiş!.. Hizmette edeb, firaset, ve ince anlayışıyla yakınlığını artırırmış!... Seven sevdiğine sevgisini ancak hizmetle gösterirmiş!.. (Ruhu’l-Beyan, Erkam Yayınları, c. 22 s. 58)

 

Yorum Yazın

Facebook