KASİDE-İ BÜRDE’YE NAZÎRE NEHCÜ’L-BÜRDE-2

0

Kaside-i Bürde’ye Nazîre Nehcü’l-Bürde-2 - Çeviren: Prof. Dr. Mahmut Kaya

Sayı : 376 - Haziran 2017

Kaside-i Bürde’ye Nazîre

Nehcü’l-Bürde-2

 

ŞERÎATIN DEĞERİ

شَرِيعَةٌ لَكَ فَجَّرْتَ العُقُولَ بِهَا
عَنْ زَاخِرٍ بِصُنُوفِ العِلْمِ مُلْتَطِمِ

Öyle bir şeriatın var ki, onun sayesinde çeşitli ilimler alanında dalgalı denizler gibi akılları coşturdun.

İlahi bir kaynaktan gelen bu şeriatın

Bilgeleri mat eden o evrensel hikmetin

Bitmez hazinesidir o yoldaki ümmetin

     Dalgalı deniz gibi akılları coşturur

     Sevdalı gönülleri aşkınla buluşturur

يَلُوحُ حَوْلَ سَنَا التَوْحِيدِ جَوْهَرُها
كَالْحَلِيِ لِلسَّيْفِ أَوْ كَالْوَشْيِ لِلْعَلَمِ

O şeriatın cevheri, tevhid şimşeği çevresinde kılıçtaki süs ve bayraktaki nakış gibi parlamaktadır

Şeriatın cevheri şimşektir, aydınlatır

Tevhid akidesinin özünü hatırlatır

Düşünmeye sevk eder, zihinleri parlatır

     Sanki kılıcın süsü ve bayrağın nakışı

     Kendine hayran eder nice derin bakışı

غَرَّاءُ حَامَتْ عَلَيْها أَنْفُسٌ وَنُهًى
وَمَنْ يَجِدْ سَلْسَلاً مِنْ حِكْمَةٍ يَحُمِ

O şeriat parlaktır, nice nefisler, akıllar ona taliptir. Zira hikmet sahibini bulan ona sahip olmak ister.

Yeni açmış gül gibi o şeriat parlaktır

Onun teklif ettiği düzende he şey haktır

Bu gerçeği bilmeyen, anlamayan ahmaktır

     Ruh ve akıl sadece onunla tatmin olur

     O hikmet sebilinden içenler huzur bulur

نُورُ السَّبيلِ يُسَاسُ العَالَمُونَ بِها
تَكَفَّلَتْ بِشَبَابِ الدَهْرِ وَالهَرَمِ

Yolun aydınlığı herkesi ona doğru sevk eder. O, her çağda insanlığın esenliğini üstlenmiştir.
Kefilidir şeriat halkın güvenliğinin

Dünya ve âhirette onun esenliğinin

Kaynağıdır her çağda Müslüman benliğinin

     Yolunun aydınlığı cezbetmekte herkesi

     Kurtuluş çağrısıdır İslam’ın o gür sesi

يَجْرِي الزَّمَانُ وَأَحْكَامُ الزَّمَانِ عَلَى
حُكْمٍ لَهَا نَافِذٍ فِي الخَلْقِ مُرْتَسِمِ

Zaman akıp gidiyor, bu süreçte gelişen olaylara, toplumda geçerli ve yerleşik olan bir yargı uygulanır.

Akıp gitmekte zaman, bu akış önlemez

Gelişen olayların bir türlü sonu gelmez

Farklı yorumlarınsa önüne geçilemez

     Bir hukuk sisteminde bunlar sorun yaratmaz

     İlke sağlam olunca başka çözüm aratmaz

لَمَّا اِعْتَلَتْ دَوْلَةُ الإِسْلاَمِ وَاتَّسَعَتْ
مَشَتْ مَمَالِكُهُ فِي نُورِهَا التَّمِمِ

İslam devleti gelişip genişleyince, yöneticiler şeriatın o mükemmel aydınlığında hareket etmişlerdi.

İslam kısa zamanda gelişip genişledi

Yönetenler elinde hukuk düzgün işledi

Fakihler sorunları dantel gibi işledi

     Elbet kolay değildi ilm-i fıkhın tedvini

     Hukuk temeli üzre yükseldi İslam dini

وَعَلَّمَتْ أُمَّةً بِالقَفْرِ نَازِلَةً
رَعْيَ القَيَاصِرِ بَعْدَ الشَاءِ وَالنَعَمِ

O şeriat, çölde yaşayan bir millete koyun ve deve çobanlığından sonra kralları gütmeyi öğretti.

Bu dinin sayesinde çölde yaşayan millet

Başarmıştı kurmayı kızgın sahrada devlet

Bir devlet ki temeli özgürlük ve adalet

     Deve çobanıydılar, öğretti yönetmeyi

     Kisra ve kayserleri adaletle gütmeyi

كَمْ شَيَّدَ المُصْلِحُونَ العَامِلُونَ بِهَا
في الشَّرْقِ وَالغَرْبِ مُلْكًا بَاذِخَ العِظَمِ

Şeriatı uygulayan ıslahatçılar doğuda ve batıda nice büyük devlet kurdular.

Az görülür tarihte böyle soylu bir millet

Hem doğu hem batıda kurmuş olduğu devlet

Çağlar boyu İslam’a eylemişlerdi hizmet

     İslam medeniyeti bu sayede yükseldi

     İlim ve düşüncede emsalsiz hale geldi

لِلعِلْمِ وَالعَدْلِ وَالتَّمْدِينِ مَا عَزَمُوا
مِنَ الأُمُورِ وَما شَدُّوا مِنَ الحُزُمِ

Onlar ilim, adalet ve şehircilik alanlarında ne müthiş azim ve ne yaman ciddiyet gösterdiler.

Yaymak için İslam’ı Çin’e kadar vardılar

İlme ulaşmak için hep seferber oldular

Gittikleri her yerde ne şehirler kurdular…

     Onların gösterdiği ciddiyetti, sebattı

     Başarıyı sağlayan düzenli çalışmaktı

سُرْعَانَ مَا فَتَحُوا الدُّنْيَا لِمِلَّتِهِمْ
وَأَنْهَلوا النَّاسَ مِنْ سَلْسَالِها الشَبِمِ

Onlar, dinleri uğruna kısa zamanda dünyayı fethettiler. Onun soğuk sebilinden insanlara sundular.
O coşkun imanları âdeta bir volkandı

Her nefer şâha kalkmış sanarsın küheylandı

Çok kısa bir zamanda Endülüse dayandı

     Amaçları İslam’ı tüm dünyaya yaymaktı

     Onun adaletini âleme duyurtmaktı

سَارُوا عَلَيْهَا هُدَاةَ النَّاسِ فَهْيَ بِهِمْ
إِلَى الفَلاَحِ طَرِيقٌ وَاضِحُ العِظَمِ

İnsanlara yol gösterenler, dinin gereklerini bizzat uyguladılar. Din, onların sayesinde kurtuluşa giden büyük bir cadde haline geldi.

Dini yayan, yaşayan bizzat o öncülerdi

Sonraki nesillere pek güzel örneklerdi

Onların elinde din evrensel hale geldi

     Bize gösterdikleri ne makam ne maddedir

     Şeriat kurtuluşa götüren bir caddedir

لاَ يَهْدِمُ الدَّهْرُ رُكْنًا شَادَ عَدْلَهُمُ
وَحَائِطُ البَغْيِ إِنْ تَلْمَسْهُ يَنْهَدِمِ

Onların diktiği adalet âbidesini zaman aşındırıp yıkamaz. Azgınların suru ise dokunsan yıkılır.
Her silahtan etkili adaletin pençesi

Mazlumlara sığınak, haklının güvencesi

Mutluluktan ağlıyor görürsün bir nicesi

     Adalet âbidesi dünya durdukça kalır

     Zalimlerin surları dokununca yıkılır

نَالُوا السَعادَةَ في الدَّارَيْنِ وَاجْتَمَعُوا
عَلَى عَمِيمٍ مِنَ الرِضْوَانِ مُقْتَسَمِ

Onlar iki dünyada da mutluluğa ermiş ve umumî olan ilahi rızadan pay almak üzere toplanmışlardır.

Yolunda olanlara her zaman Allah yardır

İki dünyada onlar mutlu ve bahtiyardır

Boldur Allah’ın lütfu, herkesin payı vardır

     Cimrilikten münezzeh o şânı yüce Allah

     Gel kesme ümidini, bizim içindir felah

دَعْ عَنْكَ رَومَا وَآثِينَا وَمَا حَوَتَا
كُلُّ اليَوَاقِيتِ فِي بَغْدَادَ وَالتُوَمِ

Roma, Atina ve onların egemenliğindeki yerlerden vazgeç; yakut ve inci hepsi Bağdat’ta.
Hani eski dünyanın Atina’sı, Roma’sı

İnsanlığın mitosla kirlenmiş hafızası

Önleyememiş bunu filozofun dehâsı

     Tarihin akışını gör Dicle’de Fırat’ta

     Madde-mana adına ne ararsan Bağdat’ta

وَخَلِّ كِسْرَى وَإِيوَانًا يَدِلُّ بِهِ
هَوَى عَلَى أَثَرِ النيِرَانِ وَالأَيُمِ

Kisrâ’yı ,mecusiliğin ateş ve dumanınının izlerini yansıtan sütunlu sarayını sen boş ver.
Sâsâni Devleti’nin muhteşem sarayları

Halkın sırtında yüktü ordu ve alayları

Görürsen izlerini, anlarsın olayları

     Mecûsilik yansımış sarayın eyvanına

     Halkını saptıranın yuh olsun irfanına

وَاتْرُكْ رَعْمَسِيسَ إِنَّ المُلْكَ مَظْهَرُهُ
في نَهْضَةِ العَدْلِ لاَ فِي نَهْضَةِ الهَرَمِ

Bırak sen Ramses’i, devletin gücünü gösteren yüksek ehramlar değil, yüceltilen adalettir.
Olmamalı ehramlar devletin güç simgesi

Adalet asıl güçtür, uygarlık göstergesi

Zalim bir firavundur; bırak sen şu Ramses’i

     Ehramlara gömülmek sağlamaz ebediyet

     Hani nerde adalet, nerde kaldı hürriyet?

دَارُ الشَرَائِعِ رَومَا كُلَّمَا ذُكِرَتْ
دَارُ السَّلاَمِ لَهَا أَلَقَتْ يَدَ السَّلَمِ

Roma kanunlar ülkesi, fakat Bağdat’ın adı her anıldığında o, teslim bayrağını çeker.
Kanunlarla anılır tarihte Roma adı

O paganist toplumdan nâmü nişan kalmadı

Barbarların önünde yıkımdan kurtulmadı

     Mukayese yaparsan aralarında eğer

     Bağdat’a karşı Roma teslim bayrağı çeker

مَا ضَارَعَتْهَا بَيَانًا عِنْدَ مُلْتَأَمٍ
وَلاَ حَكَتْهَا قَضَاءً عِنْدَ مُخْتَصَمِ

Toplum nezdinde Roma, belagatta ve hukuki uygulamada Bağdat’a benzemez.
Toplum nezdinde Roma Bağdat ile benzeşmez

Hukuki icraat da birbirine denk düşmez

Edebiyatta Roma Bağdat’a hiç benzemez

     Biri vahiy toplumu, diğeri ise pagan

     Aralarında nasıl benzerlik kurar insan?

Yorum Yazın

Facebook