MAĞFİRETİNİ UMARAK GİDİYORUM

0
Sayı: Temmuz 2020

MAĞFİRETİNİ UMARAK GİDİYORUM
Her dünyâya gelen, vakti saati, sayılı nefesleri tamamlandıktan sonra ebedî âleme intikal edecektir. Ne mutlu o kimseye ki, hayatını Hak yolunda ifnâ etmiş ve yüzünün akıyla âhirete göçmüştür! Fakir de, bu hususu nasîbim derecesinde bilebildiğim hâlde, lâyıkıyla kulluk edemedim. Pîr-i fânî olduğum hâlde kendime çeki düzen veremedim. İslâm büyüklerinin şuurlu ve şerefli hayatlarını okudum, lâkin nefsimde tatbik edemedim. Hatâlarla dolu bir ömürden sonra Rabbimiz Teâlâ Hazretlerinin huzuruna ancak mağfiretini umarak gidiyorum. Çünkü O, Rahmân’dır, Gaffâr’dır. (Hâce Musa Topbaş Hz.)

CİMRİ ALLAH DOSTU OLMAZ
Bir insan, hem Allah dostu olsun, hem de cimri olsun, bu tasavvur edilemez. Cimriler, Hak -celle ve alâ- Hazretlerinin nazarında hiç itibarı olmayan kişilerdir. Cömertlik, Allâh’ı sevenlerin, âşıkların süsüdür. Hasislik ise, değersiz olanların hastalığıdır, lekesidir. Cömertlik, içerisine her güzelliği alan sıfatların anahtarıdır. Cimrilik ise içerisine her kötülüğü alan seviyesizliklerin anahtarıdır. (Hâce Musa Topbaş Hz.)

NEZAKET ANA RÜKÜNLERDENDİR
Maalesef zamanımızda nezâket “zümrüd-i anka” hâline geldi. Herkes birbirine karşı hoyratca konuşuyor ve muamele ediyor, bunun ismine de samimiyet diyorlar. Kabalıkla samîmiyetin ne alâkası var? Hâlbuki samimiyetten nezâket doğar. Fıtraten hoş, nazik olanlar müstesna, ancak bazı altmış, yetmişini aşmış İstanbul efendi ve hanımlarında bu nezâket kaidesine uyanlara rastlayabiliyoruz. Hâlbuki hatırşinaslık, nezâketli olmak, İslâmiyetin ana rükûnlerinden biridir. (Hâce Musa Topbaş Hz.)

YA RABBİ İHLÂSIMI ARTTIR
“İhlâsı yaralayan şeyler, dünyevî menfaatler, dünyevî şöhretler ve buna mümâsil şeylerdir. Bazı insan vardır, parayı çok sever, ona münhemiktir (o işin üzerine çok düşer). Bazı insan vardır, şöhreti sever. Aman şunum olsun veya herkes beni alkışlasın der. Herkesin takıldığı bir nokta var. İşte ihlâsı bunlar zedeliyor. Bunların hepsi kalpten silinirse, ancak o zaman insan ihlâs sahibi olur. Zararlı şeylerden kaçınmalı, ihlâsa sımsıkı sarılmalı. Herkesin dikkat edeceği en iyi düstur, Cenâb-ı Hak’tan ihlâs talep etmek. Bir mecliste ihlâs var mı, orada her şey var. İhlâs yok mu, istediği kadar kitaplar okunsun, tefsirler vesaire vesaire... Yine noksanlıktır. Fakir dualarımda daima “Ya Rabbi ihlâsımı arttır” diye dua ediyorum. İhlâs en güzel şey. İhlâsı olana Cenâb-ı Hak bol bol ihsan eder. (Hâce Musa Topbaş Hz.)

BOLCA DAĞIT MAL BİRİKTİRME
Sûfiyenin ahlâkından biri de, çoluk çocuğu dara düşürmeden, bolca dağıtmak ve mal biriktirmemektir. Allâh’ını bilen, Hakk’ın hazinelerini bir deniz, kendini de o denizin kenarında oturan biri olarak görür. Çünkü deniz kenarında oturan, her zaman suyun yakınında olduğu için, suyu saklayıp biriktirmeye ihtiyaç duymaz. (Hâce Musa Topbaş Hz.)

RİYÂZAT HALİNDE YAŞAYIN
Mutlaka riyâzat hâlinde yaşayın ve Allâh’ın verdiklerini yine Allah için infak edin! Riyâzat hâliniz sadece üç aylara mahsus olmasın. Riyâzâtı, yalnızca Ramazanlara da hasretmeyin. Onu, hayatınızın her safhasına yayın. Yani her zaman riyâzatla yaşayın ve ihtiyaç fazlasını Allah yolunda infak edin! Şunu iyi bilin ki, Dolmabahçe Sarayı’nda da Topkapı Sarayı’nda da yaşasanız, yine riyâzatla yaşamaya mecbursunuz. Onun için malı da mülkü de ancak kalbinizin dışında taşıyın. Eğer ihtiyaç fazlasını Allah yolunda infak etmezseniz, Allâh’ın verdiği nîmetlere karşı nankörlük etmiş olursunuz. Unutmayın ki, infak edilmeyen nîmetler ziyan edilmiş demektir. Ziyan edilen nîmetler de hesabı çok ağır birer âhiret vebâlidir. (Hâce Musa Topbaş Hz.)

UYKUDA KİMSEYİ İNCİTEMEZSİN
Şeyh Sâdî, Gülistan’ında der ki: Zâlim ve fâsık biri, bir Allah dostuna: “–İbâdetlerin hangisi efdâldir?” diye sorar. O da: “–Senin için uykudur. Çünkü, uykuda olduğun zaman kimseyi incitemezsin!..” cevâbını verir. (Osman Nûri Topbaş, Bir Testi Su, Erkam Yayınları)

AŞIRI DÜŞKÜNLÜK ENGELDİR
Nâfile ibâdetlerden daha kıymetlisi, nefeslerimizi alıp verirken daima Rabbimizi düşünmek ve her hususta edebe riayet etmektir. Bu hususa ne kadar dikkat edilse o kadar tekâmül edilir. Sonra her hangi bir şeye aşırı düşkünlük, o da maneviyat yolunu engeller. Meselâ beşeriyet icabı yavrumuza vasat dereceden ziyade kalbimizi kaptırmayacağız. Merhametle bakacağız... (Hâce Musa Topbaş Hz.)

DOSTLARIN GÖNÜL DÜNYASINDAN UZAK KALMAKTANSA…
Yaman Dede, Hazret-i Mevlânâ’nın Mesnevî’si bereketiyle hidâyet bulmuş, içli, yanık bir Peygamber âşığı idi. Âdeta O’nun ve ashâbının ahlâkı ile ahlâklanmıştı. Şu hâdise, bu hâlini aksettirmeye kâfîdir:
Bir gün derste öğrencilerinden biri sorar:
“–Hocam ağır bir günâhın altında kalmayı mı, yoksa cüzzam illetine tutulmayı mı tercih edersiniz?”
Yaman Dede der ki:
“–Allâh’ın kullarının gönül dünyâsından bir an için uzaklaşmak ve duyarsız olmaktansa diri diri yanıp kül olmayı tercih ederim! (Osman Nûri Topbaş, Bir Testi Su, Erkam Yayınları)

AKLI NASIL?
Bir adam Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e çok medhedildiğinde Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-; “Aklı nasıl?” diye sormuştur. (İhyâ, I, 211) Bir başka hadîslerinde ise:
“Akıllı kimse, nefsinin hevâ ve hevesine uymayan ve ölümden sonrası için hazırlık yapandır.” buyurmuşlardır. (Tirmizî, Kıyâmet, 25; İbn-i Mâce, Zühd, 31)

...

 

Yazının Devamını Altınoluk Dergisinden Okuyabilirsiniz.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook