İbrahim Kirazoğlu

0
Sayı: Nisan 1988

Kayseri Ulemasından Elhac Ahmed Kirazoğlu'nun ortanca oğludur. Küçük yaştan beri İslamî duygu ve Dînî terbiye ile yetişmiştir...

Daha ilk okula başlamadan "Kur'anı Kerîm" öğrendi, o yaşta İslam adabına uygun hareket ederdi...

6-7 yaşlarında babasıyla İstanbula gitmiş, bir sene kadar amcası Mehmed Kirazoğlu yanında, Bostancıdaki evlerinde kalmışlardı. Burada da Dînî bilgi ve görgülerini ilerletiyordu.

O sıralarda ERENKÖY de oturan "Meclisi meşayih reisi" Şeyh Muhammed Es'ad efendi hazretlerine, Babası ve Amcası ile her hafta ziyarete gidiyorlar, Onun teveccühüne ve duasına mazhar oluyorlar...

İlk, orta ve lise tahsîlini KAYSERİ de yapıyor. Bu sıralarda Mescid ve Cami'lere devamı hiç ihmal etmiyor.. Namazı Cemaatla kılmayı, vaz ve nasihat dinleyerek DÎNÎ BİLGİSİ ni ilerletiyordu. Bağ zemanı evlerinin koyun ve kuzularını güderdi...

O zamanlar, Cami'lerde namazdan sonra zikir halkası kurulur, toplu olarak cehrî zikir yapılırdı. İbrahim ilkokula devam ederken camide zikir esnasında, "Zikrullah"ın tesiriyle aşka, vecde gelerek, halkanın ortasında "Allah, Allah!" diye hopladığı emsalleri arasında meşhurdur.

Kayserideki hayatında, ailevî, Dînî terbiyesi, arkadaşları ile geçimi, temizliği güzel giyimi, örnek derecede idi. Evde ona, "İbrahim bey!" diye çağırılır. Mahalle ve akrabalar arasında hep bu isimle anılırdı.

Lise devresinde çalışan, ahlaklı bir talebe olması, iyi ata binmesi, Cirid oynaması herkesi imrendirecek tarzda idi. Çok iyi silah kullanır; tabanca, avtüfeği, ve Martini atmakta emsali arasında adı söylenirdi. Tam Osmanlı terbiyesi ile yetişmişti...

Yüksek tahsîlini İSTANBUL da yaptı: ilk açılan İKTİSAD fakültesi giriş imtihanını kazandı. 4 senelik yüksek tahsil hayatında hocalarının ve arkadaşlarının gözdesi idi. Hatta gayri müslimleri, İSLAM a meyl ettirmekte fevkal'ade bir gayreti vardı..

Hocaları, Ord. profösörler, Profösörler, Doçent ve yardımcıları, İbrahimle bir arkadaş gibi idiler; çok severlerdi...

İbrahim, İktisad fakültesini hersene birincilikle bitirdi. Mezüniyyetinde zamanın başvekili ve İktisad vekili Ona "ALTIN saat" hediye etmişlerdi...

İlk aldığı vazife, İZMİR "Fiyat Murakabe Şefliği" dir. Bu iş o zaman için, çok dürüst ve becerikli bir adam işi idi. Badireli bir devirdi. Adalet ve işbirliği ile muvaffak oldu; takdirler kazandı...

İstanbulda tahsîle devam ederken, O zamanın kibar ulemasını ve Meşayihini ziyaret etmeyi hiç ihmal etmezdi. Onlara hizmeti, dua ve teveccühlerini kazanmayı kendine şiar edinmişti. Hasseten Büyük mürşid Elhac Mahmud Sami Ramazanoğlu hazretlerinin çok büyük himmetlerine mazhardı...

Büyük ilmi konferansları hiç kaçırmazdı.

Pehlivan güreşlerine, At yarışlarına, bütün sergilere rağbet ederdi...

Umumî kültür itibariyle arkadaşları arasında tek idi.

Güler yüzlülüğü, cana yakınlığı, hayır ehli oluşu, iş halletmesi dillere destandı.

Mertliği, cesareti, HAK yolunda azim ve sebatı, örnekti.

Fakültede Hoca olarak kalması kendisine teklif edildi. Fakat, hayata atılıp, cem'iyyeti içten görmesi, vatanî hizmette mühim iş ne ise, ona girmeği düşünüyordu.

İstanbulda, bir müddet ticaret, ve ihracat ve idhalat işleri ile meşgul oldu...

Sonra Onu KAYSERİ Belediye reis muavinliğine davet ettiler... Doğduğu memlekette BELEDİYE hizmetine kendini verdi...

Belediyeyi borçtan kurtaracak tesisler kurmakta. Sular getirmekte gayret gösterdi; büyük yarar sağladı.

Kayseri şehrinin, Tarihî, Mimarî değerini ortaya koyan mütehassıslar celb etti. Konferanslar tertib etti. ŞEHİR NAZIM PLANLARI'nı tanzim ettirdi.

Geceyi, gündüze katarak çalıştı. O zaman, I.T.Ü şehircilik kürsüsü Ord. Profösörü "Ölsner", İbrahim Kirazoğlunu gördükten sonra: Dersinde, "Kayseri Belediye Reis vekili İbrahim Kirazoğlu, Türkiyenin genç mümtaz insanlarından biridir. "Şehir Belediyelerine öyle insanlar getirilmelidir. Bilgili, Faziletli ve Gayretlidir." demiştir.

İbrahim Kirazoğlu, 1950 senesinde, Demokrat parti meb'us adayı olarak Kayseri'den seçime girdi. Fevkal'ade oy çokluğu ile kazandı.

Meb'ua olarak ANKARA'da Millet meclisine, Meclis idare dîvanına seçildi. Yeni Meclis çalışmalarında, bütün hayırlı hizmetlerde, Merhum Menderesle beraber ön planda idi. 10 sene devam eden Demokrat Parti iktidarında çok zaman Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yapıyor; Müşkül mes'eleleri, büyük ihtilafları, zeka, Basiret ve güzel idaresiyle olgun safhaya sokuyordu.

Birgün Menderesin, meydan konuşması esnasında, milyonlara hitaben:

- "Bu Millet MÜSLÜMAN dır! Müslüman kalacaktır. Müslümanlığın bütün îcabları yapılacaktır!" dediğinde, yanında bulunan, göz yaşları ile işi ta'kîb eden ve destekleyen İbrahim Kirazoğlu idi.

Kur'an kurslarının, İmam-Hatib mekteblerinin ve Yüksek İslam Enstitülerinin açılmasında Kirazoğlunun büyük himmeti ve gayreti vardır.

Ulemaya, Müftülere ve bütün Meşayihe büyük hörmeti vardı.

Evi ve yazıhanesi arı kovanı gibi işler.. Gelenleri boş çevirmez.. Zengin, Fakîr, alim, Cahil, herkese hizmette, hörmette kusur etmezdi. Hele gülerek yardım etmesi, yol göstermesi unutulmaz meziyetlerindendi. Hatta öldüğü gün, eve gelen ve yardımını delaletini isteyen iki ayrı şahıs; vefatını düyunca: "Babamız gitti!" diye hıçkırıklarını tutamadılar...

Evi ve ailesi de bu işlerde daima ona yardımcı durumda idiler.

TÜRKİYE'nin 1950-1960 dönemindeki büyük UYANIŞ; ve hamle hizmetinde Kirazoğlu ailesinin iyi niyetli ve feragatli çalışmaları asla unutulamaz! Bu hal son saatine kadar devam etmiştir: Öyle ki bir iş veya istişare için bir gün gelen olmazsa "Neden gelen olmadı?" diye bütün ev halkı meraka düşürlerdi. O, derece kendilerini MİLLET hizmetine vermişlerdi.

İbrahim Kirazoğlunun HİCAZ'a ve Amerika'ya Türkiye Büyük Millet Meclisini temsîlen gittiği ve oralarda Necib milleti namına görüşmelerinin, anlaşmalarının müsbet semereleri hala görülmektedir.

İbrahim Kirazoğlu Edebiyyattan, İslami şiirlerden çok iyi anlardı. Güzel Kur'an okurdu. İyi şiir okurdu... Hem kendi ruhunu, hem muhîtini dinlendirirdi.

Mehmed Akifin SAFAHAT ının çok yeri ezberinde idi. İstiklal marşı, Çanakkale şehidleri, HAKKIN SESLERİ tam olarak hafızasında idi.

YUNUS EMRE, Şeyh Galib divanları elinden düşmezdi. KASİDEİ BÜRDEYİ ezberden makamla okurdu. Halk şiirlerini de çok severdi... Kendisi de hece vezniyle güzel şeyler yazardı...

İslam GÜZEL SAN'ATLARI'nın hayranı idi. Güzel yazı, Tezyinat, hele Mimari çalışmaları, hususî masasının gözlerini doldurmuştu. Klasik İslam mîmarisini, SİNAN'I en iyi anlıyanlardandı.

Tanıyanlar, yakînen bilirlerki, İBRAHİM KİRAZOĞLU , insan olarak, islam olarak, Türk olarak örnek bir tîynete malikti. Onunla beraber olmak bir mazhariyyetti. Bulunduğu toplantı ve meclislerde O, isabetli görüş, sulh ve neş'e unsuru idi...

5 - Şubat - 1988 Cum'a günü saat 2,30 da, Küçük Kardeşi Es'ad Kirazoğlunun kollarında, "ALLAH, ALLAH..." diyerek Dünyadaki son nefesini verdi; Bek alemine gitti. Mevla Rahmet eyleye!...

"Bütün varlık, budur kader;
Hakdan gelir; Hakka gider!"

Bütün sevenlerine, biz de aile olarak mukabil Ta'ziyetlerimizi bildiririz. Ruhuna bir fatiha...

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook