Azık Hazırlamak

0
Sayı: Temmuz 1988

"Hac, ma'lum aylardadır. İşte kim o aylarda hacca niyet Ederse artık hacda kadına yaklaşmak, fısk yani Allah'a itaatten çıkmak ve kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. Bir de azık tedarik edin. Biliniz ki azığın en hayırlısı takvadır. Ey kamil akıl sahipleri, Beni incitmekten sakının. " (1)

Allah Teala: "Azığınızı alın, azıkların en hayırlısı Allah'tan korkmaktır." buyurmuştur. Yani, ahiret azığınızı, çirkin şeylerden sakınmak şeklinde kabul ediniz. Zira azıkların en hayırlısı Allah'tan korkmaktır. Yoksa yiyeceklerden elde edilen azık değildir. Sözün özü şudur ki: İnsanoğlunun iki yolculuğu vardır, birisi dünyadaki yolculuğu diğeri de dünyadan yolculuğu. Dünyadaki yolculuğunda mutlaka azık lazımdır ki, o da yiyecek taam'dır. Dünyadan yolculuğunda da mutlaka azık lazımdır. Ancak bu azık dünya yolculuğunda olduğu gibi yemek, ekmek değildir, dünyadan ahirete giderken alınacak azık, Allah'ı tanımak, sevmek, O'ndan başkasından yüz çevirmek, devamlı O'na taatle meşgul olmak, O'na muhalefetten sakınmak ve yasaklarından kaçınmaktır.

İşte bu azık, dünyadaki misafirin azığından daha hayırlıdır. Zira dünya azığı seni, sona erecek olan bir azaptan kurtarır, ahiret azığı ise ebedî azaptan kurtarır. Dünya azığı fanidir. Ahiret azığı ise seni baki, halis lezzetlere ulaştırır.

"O halde ey akıl sahipleri! Benden korkun." Zira akıl, Allah'tan korkmayı ve başkalarım takva üzere teşvîki gerektirir. Allah, insanların yalnız kendinden korkmalarını, kendisinden başka hiç bir şeye iltifat etmemeleri gerektiğini emretmiştir. Zaten bu da heva heves ayıplarından uzak olan aklın gereğidir. Bu sebeple Allah, "ey akıl sahipleri!" diyerek özellikle akıllılara hitab,etmiştir. Öyle ise Allah'tan korkmayanın sanki aklı yoktur. Zira akıllı insanın, aklını ayıplardan kurtarması, nefis terbiyesi yapmak ve en yüce mertebelere vasıl olarak ruhu mükemmelleştirmesi gerekir.

halde, hacca giden müslüman, üzerindeki kul ve hayvan haklarından kurtulmak için gayret sarf etmesi gereklidir. İnsanlar arasında gıybet, nemîme, ırza sataşma ve mala tecavüz gibi çirkin olaylar vukua gelir. Zira bu gibi kötülüklerden kendini kurtaran pek azdır.

Haccın farziyetini ifade eden ayet, Allah'a yönelenlerin yönelişinin, dünyadaki fani hayatlarının belli aylarında olacağına işaret etmektedir. İnsan ömrü son bulduktan sonra, hiç kimsenin sa'y ü gayretinin faidesi yoktur. Nitekim, hac ayları geçtikten sonra haccetmek isteyen kimsenin Kâbe'ye yönelişi fayda vermez.

Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur:

"Rabcinin alametlerinden bir kısmının geldiği gün, daha önce inanmamış veya imanıyla bir iyilik kazanmamış olan bir nefse imanı fayda vermeyecektir.(2)

Nasıl ki, hacıların İhrama gireceği muayyen mikatlar varsa Allah'a yöneleceklerin de belli bir zamanları vardır. Bu zaman da gençlik günleridir.

Malik bin Dinar der ki:

Hac için Mekke-i Mükerreme'ye gidiyordum. Yolda bir genç gördüm. Gece olduğu vakit yüzünü semaya verir ve: "Ey kullarının ibadetleriyle mesrur olan ve ma'sıyetlerden bir zarar görmeyen! Bana, Seni memnun edecek şeyi müyesser kıl, Sana zarar vermeyen şeyi de mağfiret et." diye dua ederdi. Herkes ihrama girdi. Telbiye getirdi. Gence döndüm, niye telbiye getirmediğini sordum. Dedi ki: "Bu güne kadar işlediğim günahlarım, defterimde yazılı cürümlerim, eski ma'sıyetlerim dururken Lebbeyk dersem, "Senin Lebbeyk'ine cevap yok, mes'ud olmayasın, senin sözünü de dinlemiyorum, yüzüne de bakmıyorum" denilmesinden korkuyorum." Bir cevap veremedim. Sonra o genci kaybettim. Neden sonra Mina'da buldum. Yanına yaklaştım, ne dua ettiğine kulak verdim: "Rabbim! Beni mağfiret et! Görüyorsun kulların şurada kurban keserek Sana yaklaşmak istiyorlar. Benim şu nefsimden başka kurban edecek bir şeyim yoktur. Benden de bunu kabul buyur," dedi ve bir feryat ile can verdi.


Dipnotlar : (1) Bakara, 197;  (2) En'âm ,158.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook