Malezya Daru'l-Erkam Cemaati Lideri Üstaz Eş'arî ile... "İslam Devletinin Alt Yapısını Kurduk"

0
Sayı: Şubat 1993

Malezya'da, Darü'1-Erkam isimli islamî bir cemaat var. Bu cemaatin lideri, Üstaz, hanımı ve yakın dostlarıyla, yazın Türkiye'yi ziyaret etmişlerdi. Bu arada dergimize de uğradılar. Kendileriyle oldukça geniş sohbet imkanı bulduk. İngilizce gerçekleşen sohbette, tercümanlığı şeyhin hanımı yaptı. Hanımefendi, Üstaz Eş'ari'nin dördüncü hanımı. Yüksek tahsil yapmış. Cemaate ilişkin bazı sorularımızı bizzat cevaplandırdı. Bazı soruları Üstaz'a iletti. Sohbetin sonunda, kendisine de sorular yönelttik. Verilen cevapları, Malezya'daki müslüman hanımların hayatı hakkında görüntüler sunması açısından röportaja almayı gerekli gördük. Daru'l-Erkam yöneticileri ile yaptığımız görüşme şöyle:

- Malezya'nın nüfusu ve müslümanların genel nüfusa oranı nedir?

DARU'L-ERKAM: Nüfusumuzun hepsi 18 milyon olup %50'si müslümanlardan oluşmaktadır. Diğer %50 ise Budist, Hindu, Hristiyan ve Çinlilerden müteşekkildir.

- Devlet yöneticilerim muslümanlar mı oluşturmaktadır?

DARU'L-ERKAM: Hükümetin çoğunluğunu müslümanlar oluşturur. Az sayıda olsa gayri müslim de hükümette yer almaktadır.

- Malezya'da din hizmetleri nasıl yapılmaktadır? Hükümetin dînî hizmetleri yürütmek üzere kurduğu teşkilat var mıdır?

DARU'L-ERKAM: Evet hükümetin dînî işleri yürütmek üzere kurduğu bir teşkilat vardır. Ancak devlet bu teşkilatı bize karşı kullanmaktadır. Çünkü Malezya'da oldukça güçlü bir cemaatız. Önemli görevlerde elamanlarımız bulunmaktadır. Bütün bunlardan tedirgin olan hükümet cemaatımızı yasaklamış, ancak bunda başarılı olamamıştır.

- Bundan dolayı hükümet size cezaî bir müeyyide uyguladı mı?

DARU'L-ERKAM: Hayır uygulamadı. Çünkü yumuşak bir metod uyguladığımız için bizi hapse atamıyorlar.

- Daru'l-Erkam'a hükümet niçin düşmanca bir tavır sergiliyor? Siyasi bakımdan rakip mi görüyor?

DARU'L-ERKAM: Hayır ondan değil. Biz politik bir grup değiliz. Üstadımız Eş'ari politik mücadele yerine insanların anlayışlarına hitap etmektedir. Anlayışlar değişince herşey kendiliğinden gelir. Tabii ki bu çaba seçimlerde şu andaki siyasi gücün etkisini ortadan kaldıracaktır. Bu yüzden bizden korkuyorlar. Diğer bir sebeb de Malezya'da çok meşhur bir politika yazarının sözleridir. Bu yazar şimdiye kadar, bir sonraki seçimde kimin başbakan olacağını doğru olarak tahmin etmiştir. Bu şahıs bundan sonraki başbakanın Üstaz Eş'ari Hazretleri olacağını söylemektedir. Bu yüzden de siyasi otorite bizi hasım belledi.

- Peki sizin böyle bir amacınız var mı? Yani başbakan olmak istiyor musunuz?

DARU'L-ERKAM: (Üstaz): Hayır biz siyasi bir parti değiliz. Ama toplum tamamen siyasîleşir de bizi arzu ederse ister istemez bunu kabul edebiliriz.

- %50 halk desteğine sahipseniz siyasi gücü ele geçirmeniz lazım gelmez mi?

DARU'L-ERKAM: Belki %90 yeterli olacaktır. Ne var ki ordu bizim elimizde değil.

- Sizin bu gücünüzü bir siyasi parti veya grup kendi sahalarına kaydıramaz mı? Tedbiriniz nedir?

DARU'L-ERKAM: (Üstaz): Zaten şu anda gücümüzü bölmeye çalışan siyasi bir parti var. Ne var ki, biz daha güçlüyüz. Bunun isbatı şudur ki, bizim konferans ve faaliyetlerimize bir çok insan ve halk kesimi katılırken onların faaliyetleri çok sönük geçmektedir. Kral bile bizim ulemamızla istişare etmnektedir Başka bir örnek verecek olursak biz topluma alternatifler sunuyoruz. Mesela biz Çin'den gelen gayrı ıslamî yiyeceklere karşı helal yiyecekler üretmekte, kadınlara bilhassa doğumda ıslamî bir tedavi sistemi sunmaktayız. Ayrıca "Hz Peygamber'ın Medresesi" ismiyle bir de eğitim kuruluşumuz var.

- Burada dersleri devlet mi tayin ediyor? Ayrıca sizin okullarınızdan mezun olanlar devlet okulu mezunları île eşit haklara sahip mi?

DARU'L-ERKAM: Ders programını kendimiz yapıyoruz. Bizim mezunlarımız devlet kuruluşlarında çalışamaz, ama devlet okullarından mezun olanlar bizimle çalışmaktadırlar. Biz yayınlarımızla toplumu etkiliyoruz. Sadece Üstaz ellinin uzerinde kitap yazmıştır. Ve bu kitaplar sadece halk tarafından değil devlet adamları ve kral tarafından bile okunmaktadır. Bu kitaplardan biri onüç baskı yapmıştır. Bu kitaplarda hem dünya hem ahirete dair kurtuluş reçeteleri sunulmaktadır. Biz böyle yaparken ıslamî siyasi partiler ise laf ve slogan üretmekle yetinmektedirler. Mesela bu partiler kırk yıldır "hududların" uygulanmasını istemektedirler. Başbakan bunlardan "hududların' nasıl olacağını açıklayan ve sistematize eden bir kitap ısteyince cevap verilemedi. Bu meseleleri açıklayan bir kitabı yine üstadımız yazmıştır. Hududların nasıl uygulanacağı hükümete, siyasi partilere ve gayri müslimlere açıklanmıştır.

- Yönetici kadrolar yetiştiren okullarınız var mı?

DARU'L-ERKAM: Biz politik bir güç olmadığımız için bu tür okullarımız yok. Fakat biz örnek bir islamî hayatı ortaya koyarak devletten böyle bir hayat anlayışı topluma getirmesini istiyoruz. Bu yüzden devlet okullarına tebliğ yapılması için öğrenci gönderdiğimiz de oluyor.

- Hadlerden bahsetmiştiniz. Siz hadleri kendi cemaatinizde uyguluyor musunuz?

DARU'L-ERKAM Hayır, biz bütün İslamî kuralları uygulamamıza rağmen, ordu ve adlî sısteme sahip olamadığımızdan İslamî hadleri uygulayamıyoruz.

Devlet okulları ile sizin okullarınız arasında husumet var mı?

DARU'L-ERKAM: Hayır, üstadımız bize hiç kimseye düşman olmamamızı emreder. Biz gayr-i müslimlere bile düşmanlık yapmayız

- Çocuklarınızı kendiniz (aile içinde) özel olarak mı, yoksa okullarınızda mı eğitiyorsunuz?

DARU'L-ERKAM: Biz köylerimizde özel okullara sahibiz. Ana okulundan tutun da liseye kadar bütün çocuklarımızı dini ve dünyevi ilimlerle yetiştirebiliyoruz.

- Malezya'da bütün çocuklar Kur'an okumasını bilir mi? Zira sık sık Kur'an yarışmasında birinci oluyorsunuz?

DARU'L-ERKAM: Evet, Malezya'da devlet okullarının tümünde Kur'an ve hadis dersi öğretilir. Bu dersler mecburidir. Bir Çinli bile size rahatlıkla fatihayı okuyabilir.

- O zaman devletin dini tamamen dışlamadığı sonucuna varabilir miyiz?

DARU'L-ERKAM: İşin aslına bakacak olursak Malezya bu açıdan diğer islam ülkelerinin çoğuna oranla oldukça iyi. Ne var ki Daru'l-Erkam'a göre bu yeterli değil.

- Cemaat üyeleriniz komün hayatı mı yaşıyor? Size yeni katılanlar sizin köylerinize göç etmek zorunda mıdırlar? Bir de kıyafetleriniz hep aynı. Cemaatinize mi has acaba?

DARU'L-ERKAM Bizim kırktan fazla köyümüz var. Buralarda İslamî kurallar uygulanıyor. Cemaatimizde bulunanlar buralarda yaşamak zorun da değil. İsterse eski yerinde ikamet edebilir. Kıyafetimize gelince sünnete uymaya çalışıyoruz. Ama belli bir kıyafetimiz yok.

Malezya'da genel olarak namaz kılan müslümanların oranı nedir? Camiye gelen müslüman çoğunlukta mıdır?

DARU'L-ERKAM: Tabii ki cemaatimizde namaz kılma oranı yüzde yüzdür. Malezya'da genel olarak namaz kılma oranı ise, başlattığımız tebliğ faaliyetleri sonucu yüzde doksanları buldu Camilerimiz müslümanlarla dolup taşmaktadır Hatta film yıldızları, şarkıcılar ve diğerlerinin arasından pekçokları namaz kılmaktadır. Bunların arasından mesleklerini bırakarak aramıza katılanlar dahi olmuştur.

- Cemaatinizin tasavvufla ilişkisi nasıldır? Özel bir zikir ya da silsileniz var mıdır?

DARU'L-ERKAM: Tarikat bizce otomobilin motoru gibidir. Otomobil ne kadar iyi olursa olsun onu götüren motordur. Her sahada yaşamamız tarikat vesilesiyle olmuştur. Silsilemiz üveysidir. Eğer ehl-i tarik sosyal hizmette bulunmuyorsa yanlıştır. Muridlerimizden, önce şeriatı yaşamalarını isteriz. Tarikat sonra gelir. Evradımız her namazdan sonra yedi ayet okumak, salavat ve kelime-i şehadettir. Kısaca süfî, geceleri kaim olacak, gündüzleri de hizmet edecek

- Malezya'da islam'ın geleceğini nasıl görüyorsunuz? İslamî yönetimin gerçekleşmesi imkanı ne kadar?

DARU'L-ERKAM: Toplumumuzda kuvvetli bir İslamî alt yapı var Üniversitelenmizde kadınlarımızın yüzde doksanbeşi tesettürlü Hükümet bu akıma dayanamayıp belki iki seneye kadar İslamî idare sistemine geçer

- Malezya'da pek çok islam köyü, okullar ve fabrikalarınız olduğunu biliyoruz. Bu gelişme ileride Daru'l-Erkam'la devlet arasında Cezayir benzeri çatışmaları doğurabilir mi?

DARU'L-ERKAM: Hayır doğurmaz Çünkü biz devletten bağımsız olmakla birlikte onunla beraber halka hizmet götürüyoruz. Devletin yapamadığı bazı hizmetleri biz yapıyoruz. Halk da bizleri sevmektedir. Devlete karşı çatışmacı bir hareketimiz yok. Dolayısıyla devletin bize karşı çıkması halka karşı çıkması olacaktır.

- (Üstaz Eş'ari'ye) Daha önce aktif siyasetle meşgul oldunuz mu?

DARU'L-ERKAM (Üstaz Eş'ari) Yaklaşık on sene İslamî bir parti içinde görev aldım Bu on sene zarfında iş yapmaktan çok, söz yapıldığını gördüm. İçinde görev aldığım parti siyasi iktidarı elde ettikten sonra, İslamî kurumların ve yapılanışın gerçekleştirilmesini savunuyordu. Halbuki ben, siyasi iktidar elde edilmeden önce de bazı faaliyetlerin başlatılabileceğini düşünüyordum ve de söylüyordum. Bunlar dikkate alınmadı ve ayrılmak zorunda kaldım. Sonra on kişi Daru'l-Erkam'ı kurduk. İki sene tamamen ahlakî olgunluğa ulaşmanın mücadelesini verdik. Sonra da hareketimizi ilan ettik. Pek çok islamî köy kurduki Okullar ve fabrikalar açtık. Şu anda İslam devletinin alt yapısı bizim çalışmalarımızla aşağı yukarı tamamlanmış oldu. Yani islam devleti için bir model, bir minyatür oluşturabildik. Siyasi iktidar ele geçirilmiş olsa da bizim şimdiye kadar yaptıklarımıza yeniden başlamak zorunda kalacaktı.

- Özel Televizyon kuruluşuna sahip mi cemaatiniz?

DARU'L-ERKAM: Özel Televizyonumuz henüz yok. Ama bir çok video filmi çektik.

- Devlet TV'sindeki yayınlar nasıl?

DARU'L-ERKAM: Televizyon proğramlarımız tabii ki laiktir. Az da olsa dini program var.. Ama sizin TV'nizde olduğu gibi açık sahneler bizde yoktur. Eğer sizdeki kirli sahneler bizim TV'de gösterilmiş olsa herhalde halk TV binalarını yıkardı. Avrupa ile kıyaslandığı zaman da TV programlarınız ve gazeteleriniz müstehcen kalıyor.

- Peki sokaklarımızı gördünüz. Buradaki insanlarımızı nasıl buldunuz?

DARU'L-ERKAM: İnsanları nasıl değiştirip de yeniden İslama döndürebileceğimizi düşündük. Üstaz efendi onlar için ağladı. Zira siz çok büyük bir İslam İmparatorluğunun torunlarısınız. Biz camilerinizi görmek için geldik ama insanlarınızı görünce çok şaşırdık. Halbuki bizler çocukluğumuzda Türkiye'yi bir islam imparatorluğu olarak işitirdik. Ama yine de buradaki İslamî gelişmelerin farkındayız.

- Ülkenizde içki tüketimi nasıldır?

DARU'L-ERKAM: Ülkemizde içki tüketimi son derece azdır. Bir bakanın içki içtiği öğrenilirse hemen görevden alınır. Gayri müslimler lokantalarında içki bulundururlar. Ama müslümanlar buraya girmezler.

- (Üstaz'ın hanımına sorulur):

Bir kadın olarak çok evliliği kabullenmek zor oldu mu?

(Üstaz'ın hanımı): İnsanda kuvvetli bir iman oldu mu her şey kendiliğinden çözülür. İnsanlar önce şeriatı sonra da imanı düşünüyorlar. Halbuki kuvvetli bir imandan sonra şeriatı uygulamak kolayca mümkün olur.?

- İslamda çok evlilik bir ruhsat, yani emir değil. Bu sebeple çok evliliği seçmenizde neler etkili olmuştur?

(Üstaz'ın hanımı): Öncelikle insan Allah'ı tam olarak severse; O'nun yolunda, malını canını her şeyini verir. Bu yüzden çok evliliği kabul etmek o kadar büyütülecek bir olay değil. Sonra biz Daru'l-Erkam'a İslam'ı öğrenmek ve yaşamak için geliyoruz. Tek evlilikte kadının bütün vaktini ev işleri alıyor. İslam'ı öğrenmeye vakit kalmıyor. Bizim ilk hedefimiz koca değil, bilakis Allah rızasıdır. Üstaz'ın ilk hanımı, kocası için ikincisini bizzat kendisi bulmuştur. İcabında aynı evde beraberce yemek yer, beraberce otururuz. Bir kadın olarak on senelik tecrübeme dayanarak çok evliliğin faziletleri hakkında bir kitap yazdım.

- Ülkemizde doğum kontrolü devlet desteği görmektedir. Sizde de doğum kontrolü var mı?

DARU'L-ERKAM: Hayır bizde yok. Malezya'da müslümanlar daha önce çoğunlukta iken doğum kontrolü nedeniyle azalmışlar. Şu anda müslümanların genel nüfusa oranı %50'dir. Daru'l-Erkam'ın gayretleriyle bu oran yükselecektir.

- On beş çocuğa sahip olmayı ister miydiniz?

DARU'L-ERKAM: Tabii ki isterim. (Bu arada bulunan Malezyalı misafirler çocuklarının sayısını söylüyorlar. Üstaz Eş'ari efendinin en büyüğü 32 yaşında en küçüğü 2 aylık olmak üzere otuz çocuğu, diğerlerinin de sırayla 15, 10 ve 9 çocukları var)

Efendim Malezya'da hangi tarikatlar var?

DARU'L-ERKAM: (Üstaz Eş'ari): Nakşbendiyye, Kadiriyye, Şazeliyye, Münferidiyye, Ahmediyye gibi tarikatlar olup, ilişkilerimiz gayet iyidir. Tarikat hususunda onlarla ortağız ama, sosyal konularda fazlaca faaliyet göstermiyorlar.

- Bu gezilerinizin tebliğ amaçlı olduğunu ifade ediyorsunuz. Tebliğ planınızı öğrenebilir miyiz? Neler yapmayı düşünüyorsunuz?

DARU'L-ERKAM: Öncelikle Malezya ve Endonezya'dan başlamak üzere tebliğ faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Buradan önce Özbekistan'a uğradık. Zira hadisi şerifte Horasan'da Haris el-Harras isimli birisinin çıkacağı söylenmektedir. Bu zat Peygamberimizin müjdelediği Fatih Sultan Mehmed gibi olacaktır. Bu Mehdi olmayıp Mehdi'den önce gelecektir. Bu sebeple Özbekistan'a geçtik.

- Bütün bu faaliyetlerinizin finansmanını nasıl karşılıyorsunuz?

DARU'L-ERKAM: Size alışık olmadığınız bir cevap vereceğiz. Biz parayı paradan değil, parayı imandan sağlıyoruz. Mesela bu arkadaşlarımız cemaate katıldıktan sonra evlerini, topraklarını, paralarını hep cemaatimize vermiştir. Ben fakir biri olmama rağmen bütün kitaplarımı cemaate verdim. İşte bu toplananlarla ekonomik faaliyetlere başladık. Hiç bir bankadan da para almadık. Bu şekilde cemaatimize katılanlara Daru'l-Erkam maaş vermektedir.

- Türkiye'ye daha önce on kez geldiğinizi biliyoruz. Neyi amaçlıyorsunuz?

DARU'L-ERKAM: Türkiye değil, pek çok islam ülkesine gidip, oradaki müslümanlarla tanışmak istiyoruz. Diğer islam ülkelerine kendi hareketimizi tanıtırken onların, sistemimizden faydalanabilecek tarzlar bulacaklarını düşünüyoruz. Böyle olmasa da sadece tanışıp selamlaşmak bile güzeldir.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook