Endülüs Yeniden Diriliyor

0
Sayı: Haziran 1993

Prof.Kittani, asırlarca Bosna açışı yaşayan İslam yurdundan müjde getirdi:


Müslümanlar bir çok yerde ibadethaneler açtılar, islami Cemiyetlerin büyük gayretleriyle şu anda İspanya'nın dört büyük şehrinde muazzam camii inşaatlarına başlandı. Yine islami Cemiyetlerin tertiplediği kültürel etkinliklerle ve konferanslarla halk dini yönden bilgilendirilmeye başlandı.

Geçen ay Marmara Üniversitesi ilahiyat Fakültesinde tertiplenen "ispanya ve Endülüs Müslümanları" konulu konferansta, Endülüs Müslümanlarının dünü ve bugünü değerlendirildi. Konferansın konuşmacıları Endülüs müslümanlarından mağrip asıllı Prof. Ali el-Kittani ve Prof. Abdurrahman Medine idi. Arapça yapılan konuşmaları Prof. Suat Yıldırım Türkçeye çevirdi.

Prof. Kittani İsviçre ve Amerika'da yapmış olduğu elektrik mühendisliği ihtisasının dışında bir Endülüs ve müslüman azınlıklar uzmanı. Doksan kadar ülkeyi gezerek incelemede bulunmuş olan Prof. Kittani dünyadaki müslüman azınlıkları inceleyen iki ciltlik eserin de müellifi.

İspanyol olan Prof. Dr. Abdurrahman Medeni ise tarihçi. Şu anda İspanya'da Endülüslü müslümanların kurmuş olduğu islamî bir cemiyetin başkanlığını yapıyor. Kendisinin Endülüs tarihine dair 9 ciltlik büyük bir eseri mevcut.

Konferansın büyük bir bölümünde söz alan Prof. Kittani, sözlerine Endülüs müslümanlarının dünü ve bugününü değerlendirdiği konuşmasına asırlar önce en küçük tezahürünün dahi yok edilmek istenilen İslam'ın, bugün Endülüs'te diriliş halinde olduğu müjdesiyle başladı. Şöyle devam etti:

"1938'den 1979'a kadar süren General Franko yönetimindeki dikta rejiminin sona ermesi, Endülüs için tarihi bir dönüm noktasının başlamasına sebep olmuştur. Müslümanlara büyük zulüm yaşatan Franko'nun 1975 yılında ölümüyle sona eren baskıcı nizamı, aynı zamanda, 1492 yılında, Granata'da hüküm süren son İslam Devleti'ni düşüren ve müslümanları yok etmek için kurulan nizamın da sonu oluyordu.Granata'daki son İslam devletinin düşürülmesinden sonra kurulan mutaassıp hristiyan devleti merkezi idare ile yönetilen bir nizamdı. Hakimiyetini sürdürmek için hem dil hem de din birliğini esas alıyordu. Bu iki önemli unsuru birleştirebilmek için de yoğun çaba harcamıştı. Granata'daki islam devletinin düşmesinden evvel, müslümanların dini hürriyetlerinin sağlanması-na dair merkezi yönetimle yapılan anlaşmalar, Granata'nın düşmesiyle ihlal edildi. Müslümanların hürriyetleri yavaş yavaş kısıtlanmaya başlandı, ardından zulüm dönemi başlatıldı. Mescitler, ibadethaneler yıkıldı. Tüm islamî eserler büyük meydanlarda yakıldı. Köklü bir kültür sömürüsüne başlandı. Temizlik müslümanlığın şiarındandır diye Endülüs'teki tüm hamamlar yıkıldı. Kur'an dili diye arapçayı kullanma yasağı getirildi, islami isimler değiştirildi. islam akidesini ve kültürünün en ufak tezahürlerini dahi yok etmeyi amaçlayan mutaassıp bir hristiyan rejimi hüküm sürmeye başlandı."

Bosna-Hersek'te yaşanan dramın beş asır önce Endülüs'te yapılanların küçük bir örneği olduğunu hatırlatan Kittani sözlerine şöyle devam etti.

"On sene önce Bulgaristan'da uygulanan vahşet ve bugün Bosna-Hersek'teki içler açışı durum yıllar boyu Endülüs müslümanlarının yaşamış olduğu vahşetin ufak bir nümunesidir. Bu da bize gösteriyor ki Batı'nın haçlı taassubu henüz bitmemiştir ve bitmiyecektir."

Prof. Kittani ispanya müslümanlarının büyük çoğunluğunun yaşadığı Endülüs eyaletinin konumu ve bugünki durumu hakkında da şunları söyledi:

Endülüs bölgesi İspanya'nın güneyine düşen bir bölgedir ve İspanya'yı oluşturan 16 eyaletten yani devletçikten birisidir, İspanya nüfusunun beşte biri (7-8 milyon)burada yaşamaktadır. Granata, İşbilye, Kurtuba gibi şehirler Endülüs bölgesini teşkil eder. Burada yaşayan halk İspanyolca konuşsa bile kendilerini İslam tarihinin ve kültürünün mirasçıları olarak görmektedirler. Bu da islam davası için önemli bir gelişmedir. Endülüs eyaletinde yaşayan, müslümanların dışındaki halk her ne kadar yaşayış olarak İslam'dan çok Hristiyanlığa yakın iseler de hristiyanlığı kabul etmeyip İslam'a karşı büyük ilgi ve sempati duymaktadırlar.

1975'de General Franko'nun ölümünden sonra Endülüs halkı İslam'la yeniden tanışmaya başladı. Endülüslü müslümanlarının büyük gayretleriyle islami Cemiyetler tesis edildi. Bu cemiyetler sayesinde de hızlı bir İslami gelişme süreci başlatıldı. Gösterilen faaliyetler sonucu bir çok İspanyol genç müslümanlıkla müşerref oldular. Daha önceleri müslüman kimliğini dışarıya vuramayan halk zamanla müslümanlığını ilan etmeye başladı.

1980 yılında yapılan bir refarandumla da Endülüs, İspanya'yı oluşturan 16 eyaletten biri olmaya hak kazandı. Kendilerine has İslam'ın rumuzlarından sayılar yeşil-beyaz renkli bayraklarına ve marşlarına kavuştular. Kendi parlamentolarım ve anayasalarım kurdular.

Endülüs halkı, 1989 yılında İslamiyetin İspanya'da resmi din olarak kabul edilmesinden sonra müslümanlar İslamı yaşamalarında büyük gayretleriyle şu anda İspanya'nın dört büyük şehrinde muazzam camii inşaatlarına başlandı. Yine islami cemiyetlerin tertiplediği kültürel etkinliklerde ve konferanslarla halk dini yönden bilgilendirilmeye başlandı.

Prof. Kittani yakın bir gelecekte ispanyada Endülüs Medeniyetinin islami uyanışla yeniden diriltileceğini belirterek sözlerini tamamladı.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook