Yeni Yıla Girerken Hayatın Muhasebesini Yapmak

0
Sayı: Aralık 2014
Allah Teâlâ hiçbir varlığı ebedî kılmamıştır. Gökyüzü ve yeryüzündeki bütün varlıklar fânidir. İnsanın geçici olan dünyaya gönderilmesinin asıl sebebi, Allah’ı tanımak ve O’na kulluk etmektir. İnsanın ölümlü kılınması ve ona hayatın lütfedilmesi de, güzel amel yapıp yapmadığının ortaya çıkarılması ve sınanması içindir. Bu yüzden insan, bu fani âlemde kısa bir ömür içerisinde âhiret yurdunu kazanabilmek için çalışmalı ve bütün işlerini ebedî âlemi merkeze alarak gerçekleştirmeye gayret etmelidir.

Allah’ın zatından başka her şey yok olacaktır. Aşağıdaki âyet bu gerçeği şöyle bildirmektedir:

كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ

“Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.”1

Mü’min, bütün faaliyetlerini ve çalışmalarını fânilik merkezi üzerine kurmalıdır. Bir başka deyişle geçici olarak geldiği dünya hayatındaki bütün etkinliklerini âhireti merkeze alarak planlamalı ve tasarlamalıdır.

İnsan, âhiret hayatını dünyada kazanacak ve bu âlemde yapıp ettikleri ile ebediyet yurdunda mutlu ya da mutsuz olacaktır. İnsan hür iradesi ile ya dünyanın geçici nimetlerini âhiret yurdunun kazanılması için vasıta kılacak ya da onu asıl gaye edinerek âhirete karşı ilgisiz kalacaktır. Allah Teâla, kişinin iradesine ve talebine dünyalık isteyene dünyalık, âhiretin mükâfatını talep edene de onun sevabını vereceğini şöyle açıklamıştır.

وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ اَنْ تَمُوتَ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِ كِتَابًا مُؤَجَّلًا وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الدُّنْيَا نُؤْتِهٖ مِنْهَا وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الْاٰخِرَةِ نُؤْتِهٖ مِنْهَا وَسَنَجْزِى الشَّاكِرِينَ

“Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de âhiret mükâfatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.”2

Yukarıdaki âyette görüldüğü gibi Allah Teâlâ, kişinin iradesine göre sevap takdir etmekte ve mükâfat vermektedir. Aşağıdaki âyetlerde de bu önemli hususa dikkat çekilmiştir.

مَنْ كَانَ يُرٖيدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فٖيهَا مَا نَشَاءُ لِمَنْ نُرٖيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَ يَصْلٰیهَا مَذْمُومًا مَدْحُورًا وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُولٰئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُورًا

Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer. “Kim de mü’min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.3

Âyetlerde, dünya menfaatlerini isteyenlere bunların peşinen verileceği, âhireti isteyen ve onu kazanmak için gereği gibi gayret sarf eden kimselerin çalışmalarının da boşa gitmeyeceği ve görmezden gelinmeyeceği anlatılmaktadır. Ancak çalışmalarının boşa gitmemesi, mü’min olma şartına bağlanmıştır. Zira Kur’ân, kâfirlerin amellerinin boşa çıkacağını çeşitli vesilelerle belirtmekten geri durmamıştır.4

Allah’ın insana lütfettiği hayat, imanla değer kazanır, Allah’a teslimiyetle anlamını bulur, O’na kullukla güzelleşir ve yaratılışındaki gerçek gayesine ulaşır. Akıl, irade ve muhakeme ile tezyin edilen ve bunlara rehberlik edecek vahiyle desteklenen insan hayatı, bütün bunları kendisine lütfeden yaratıcısının emri doğrultusunda varlığını tüketmez, O’nun tayin ettiği hududa göre hareket etmezse, vahiyle muhatap olmayan, akıl ve iradeden yoksun varlıklardan ne farkı olabilir? Hatta böylelerinin, daha aşağı derecede olduğunu Kur’ân şöyle vurgular.

اَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ"); }) });

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook