Mal Biriktirmek Nedir?

0
Mal Biriktirmek Nedir? - Sadık Dânâ
Sayı : 359 - Ocak 2016 - Sayfa : 31

Ebû Hureyre (r.a.) Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:
– Her gün iki melekden biri “Dağıtan kimseye yenisini ver” diğeri de “malına bekçilik edenin malını telef et” diye dua eder.” (Müslim, Zekât)
Ebû Hureyre (r.a.)’ın rivayetine göre:
Birgün Rasûlullah (s.a.v.) Bilâl (r.a.)’ın yanına vardı. Ve onun yanında birikdirilmiş bir mikdar hurma gördü.
Rasûlullah (s.a.v.): “Bunlar nedir ya Bilâl?” buyurdu.
Bilâl (r.a.): Kış için birikdiriyorum ya Resûlallah!... diye cevab verince, Allah’ın Rasûlü:
– Birikdirmekden dolayı Allah’dan korkmuyor musun? Dağıt bunları ya Bilâl! Arş’ın sahibinin malının eksileceğinden korkma” buyurdu. (Taberani)
Allah dostlarının, saklayacağı bütün şeyler; tevekküllerinin sağlamlığından, Rablarına olan güvenlerinden dolayı Allah’ın hazinelerinde olanlardır. Dünya Allah dostları için bir gurbet mekânıdır. Orada birikdirme ve malı çoğaltma düşünülemez. Nitekim Rasûl-i Ekrem (s.a.v.):
– “Siz Gerçek anlamıyla tevekkül etmiş olsaydınız, Allahü Teâlâ kuşları rızıklandırdığı gibi, sizi de rızıklandırırdı” buyurmuşlardır. (İbn Mâce, ibn Hanbel)
*
Hazreti Ali (k.v.) hazretleri, Rasûl-i Ekrem’i (s.a.v. anlatırken:
– O, insanların en çok eli açık olanı, sıkıntılara göğüs germe bakımından, göğsü en geniş olanı, en doğru sözlüsü, üzerine aldığı işi en güzel ve en iyi şekilde yerine getireni idi. O en güzel ve yumuşak tabiatlı olub, kabile ve akrabasına en çok ikramda bulunan bir zat idi. Onu ilk gören, ondan heybet duyar, sohbetinde bulunanlar ise onu çok severlerdi. Onun vasıflarını anlatan:
– Ondan önce de, sonra da onun bir benzerini görmedim, derdi.
Ondan istenilen şey varsa verir, bulmak imkânı varsa söz verir, bunlar olmadığı takdirde sükût ederdi.
Bir gün adamın birisi kendisinden bir şey istedi. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.), yanında bulunan bir koyun sürüsünü, o adama bağışladı. Adamcağız, kabilesine dönerek; “Geliniz! Müslüman olunuz! Zira o peygmaber, hiç fakirlikden korkmayan bir kimse gibi atıyyelerde bulunuyor” dedi.
Bir defa olsun, kendisinden istenen her şeye “yok” dediği vaki değildir. Bir defa kendisine doksan bin dirhem isabet etmişti. Bunu hasırın üzerine dökdü. Her gelene verdi. Tamamen bitirdi. Sonra kalkdı.
Yine bir adam gelerek, Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)den bir isteyince, Rasûl-i Ekrem (s.a.v.):
– Yanımda bir şey yok, biraz bekle, bir şey gelirse sana vereyim, buyurdu.
Orada bulunan Hazreti Ömer (r.a.):
– Ey Allah’ın Rasûl-i! Allahü teâlâ size güçlükle emir buyurmadı. Siz kendinizi zorluyorsunuz, dedi.
Rasûl-i Ekrem (s.a.v.), Hazreti Ömer’in bu sözünden hoşlanmamakla beraber cevab vermedi. Adam Hazreti Ömer’e cevaben:
– Sen ver, eksilmez. Arş’ın sahibinden korkma, diye mukabelede bulununca, bu söz Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) efendimizin pek hoşuna gitdi, gülümsedi ve neşesi yüzünde belirdi.
Rasûl-i Ekrem (s.a.v.), Hüneyn seferinden dönüşünde, Bedevî Arablar yoluna çıkarak etrafını sardı. Ve durmadan kendisinden bir şeyler istediler. Hatta Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) bir ağaca sığınmağa mecbur kaldı. O sırada sırtındaki ridası dala takıldı. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) durdu ve:
– Ridâmı veriniz, eğer şu Ummugaylan ağaçlarının sayısı kadar koyunum olsa hepsini size bölerdim. Bu sözümde beni ne korkak, ne cimri ve ne de yalancı bulurdunuz. (Buhârî)
Altınoluk Sohbetleri 3. Sayfa 52-58

 

Yorum Yazın

Facebook