Müslümanlığımız Nefret Suçu İthamı Altında

0
Sayı: Haziran 2020
Müslümanlığımız Nefret Suçu İthamı Altında

Batı’da düşünce özgürlüğü ve nefret suçları ile ilgili ilişki şimdiye kadar daha çok din, mezhep, ırk ve kültür etrafında şekilleniyor, nefret suçları arasında cinsellik veya cinsiyet konuları yer almıyordu. Ancak son otuz yılda çok farklı bir gelişme yaşanıyor. Artık özgürlük ve nefret suçları büyük ölçüde eşcinsellik etrafında ele alınıyor. Eşcinsellik bir tercih ve cinsel yönelim kabul ediliyor. Bunları eleştirmek de nefret suçu. Aslında Batı düşüncesi eleştiriye çok toleranslı bir tutuma sahip öteden beri. Aydınlanma düşüncesi bir kritik düşüncedir. Modern düşüncede de eleştiri önemlidir. Ancak çok ilginç bir biçimde eşcinselliği eleştirmek nefret suçu sayılıyor. Bundan dolayı kimse eşcinselliği eleştirme cesaretinde bulunamıyor. Hemen ötekileşme ve dışlanma ile yüz yüze kalıyor. Tıpkı Yahudilere 2. Dünya savaşında yapılan soykırımdan sonra Yahudileri eleştirmenin “anti-semitik” olarak damgalanması gibi. Nitekim Müslüman filozof Garaudy, Siyonizmi eleştiren bir kitap yazdığı için anti-semitik olmakla yargılanmıştı. 
Eşcinselliğin serbestliğinden öte onu desteklemek veya ona sessiz kalmak gibi bir despotizmle karşılaşıyoruz. Özgürlük adına herkesin eşcinsel davranışı onaylaması bekleniyor. Buna karşı çıkanlar, eleştirenler ve reddedenler hemen baskı altına alınıyor. Ötekileşme ve dışlanma yaşanıyor. Açıkçası bir eşcinseller despotizmi ile yüz yüzeyiz. Bundan dolayı aslında özgür düşünme ve eleştiri tamamen engelleniyor. Herkes sapık bir tutum karşısında boyun eğecek hale getirilmeye çalışılıyor. 
Eşcinselliğin bu despotizmi, büyük ölçüde feminizm ve toplumsal cinsiyet eşitliği fikirlerinden destek alıyor. Elbette çeşitli lobileri ve insan hakları söylemleri de öne çıkıyor. Ahlaksız bir tutum, insan hakları adı altında bir hak olarak savunuluyor. Özgürlük ve hak olmadan da öte daha üst bir aşamaya geçerek eleştirenler nefret suçu işlemek ve homofobik (eşcinsel düşmanı) olmakla damgalanıyor. 
Kur’an-ı Kerimde eşcinsellik habis, sınırları aşma ve sapma olarak değerlendiriliyor. Açık bir biçimde ahlaksızlık ve davranış sapması olduğu ifade ediliyor. Allah, bu sapkın davranıştan dolayı Lût toplumunu cezalandırıyor. Bunu da insana örnek gösteriyor ve insanların bu sapkınlıklar nedeniyle cezalandırıldığını ve yok edildiklerini söylüyor. Dolayısıyla Allah eşcinselliği cezalandırıyor, sapkın olarak tanımlıyor ve ahlaksızlık olarak görüyor. İslam anlayışı da budur. Bu anlayış şimdi eşcinseller tarafından nefret suçu olarak görülüyor. Onlara yoldaş olanlar da bu yaklaşımı savunuyorlar. Dolayısıyla onların nazarında haşa Allah nefret suçu işlemiş oluyor. Allah’ı sanık sandalyesine oturtuyorlar! Kendi sapık inançları ve tutumlarıyla Allah’ın dediklerine bakınca onlara nefret suçu geliyor. Çünkü insan neye inanıyorsa onu doğru buluyor ve karşıdakine de onunla bakıyor. Eşcinsellik inancını taşıyan ve bu sapkın davranış içinde yaşayan bunu kendisine normal ve özgürlük diye görüyor. Bu bakışla da Allah’ı yargılama cüretkârlığına kalkışıyor. Batı özgürlük düşüncesinin bu sapkınlık düzeyi, bizim kelamımızı ve dinimizi nefret suçu ile itham ediyor. Kendi sapkınlıklarıyla yüzleşmek yerine biz Müslümanları haşa Allah’ımız ve kelamımızla yüzleşmeye çağırıyorlar. Bir de buradan şüphe duymamızı istiyorlar.
Kitabımızdan ilham alarak sapkın davranışları hatırlatan ve insanları uyaran Müslümanları da yine nefret suçu işlemek ve homofobik olmakla damgalıyorlar. Aslında bu çevreler, eşcinsel sapkınlığı içinde nefislerine tapanlar. Çünkü kendi benliklerinin ahlaksız ve sapma tutumlarını kesin doğru görüyorlar. Nefislerindeki şehveti ve sapmayı ölçü kabul ediyorlar. Her istek onlar için normal görülüyor. Benliğin kendi arzusuna tapmasıdır bu. Nefsin nefse tapması. Bundan dolayı da yaptıkları kendilerine hoş geliyor. Onlara karşı çıkan ve onları eleştirenler de nefret suçu işlemiş ve homofobik olmuş oluyor. 

...

 

Yazının Devamını Altınoluk Dergisinden Okuyabilirsiniz.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook