Sunuş - Kasım 2018

0
Sunuş - Kasım 2018 - Altınoluk
Sayı : 393 - Kasım 2018 - Sayfa : 1

Aziz Okuyucu
Önce bir maruzat:
Ekonomideki gelişmelerin en olumsuz etkilediği alan yayıncılık alanı, daha açıkçası dergi, kitap ve kültür dünyası.
Az okuyan bir ülkeyiz. Buna bir de insanların geçim derdinin, dergi - kitapla ekmekten birisini tercih noktasına gelmesi gerçeği eklenince, mesele daha da çetin bir hal alıyor.
Türkiye, pek çok şeyi olduğu gibi kağıdı da büyük ölçüde dışardan alıyor. Aynı şekilde kağıda harfleri - resimleri yansıtan mürekkep anlamına boyanın hammaddesini de büyük ölçüde dışardan alıyor. Tarım - hayvancılık ülkesi olarak eti ve buğdayı da ithal ettiğimiz oluyor.
Dış alım, yani ithalat demek, dövizle ödeme demek.
Satarsanız döviz kazanırsınız, alırsanız almak için döviz bulmanız gerekir.
Aldığınız sattığınızdan fazla ise döviz açığı oluşur.
Bizim Türkiye olarak epeyce bir döviz açığımız var ve döviz bulma problemi sık sık gelip yakamıza yapışıyor. Döviz fiyatları da bu durumda bizi perişan ediyor.
Nereye geldik?
Kitap - dergi dünyasına döviz fiyatlarının getirdiği bedele...
Şimdi bütün kitap - dergi dünyası döviz fiyatlarındaki artışla nasıl mücadele edeceğini, ya da nasıl ayakta kalacağını konuşuyor.
Erkam ve Altınoluk da döviz fırtınasından nasibini alıyor.
Ana hammaddemiz kağıt, boya... Personel, kira ve posta giderlerinin Altınoluk’a yansıyan bölümünü de hesaba kattığınızda, önünüze, oturup, yola nasıl devam edeceğinizi düşünmek gibi bir mesele çıkıyor.
Evet, sorun tam da budur: Yola nasıl devam edilecek?
Şu an Türkiye’de herkesin sorunu budur: Yola nasıl devam edilecek?
Tüketici için bir sorun vardır, üretici için bir sorun vardır.
Altınoluk bir ürün ve okuyucuya ulaşmak istiyor. Bir, hayatını idame ettirebilmek için kendi maliyetini düşünmek, bir de okuyucunun alım gücünü düşünmek durumunda.
Üretip okuyucuya ulaşmadıktan sonra bir anlamı yok.
Ama maliyeti dikkate almazsanız hayatınızı devam ettirmek mümkün olmaz.
Dengeyi bulmak.
Mevcut şartlarda bir fiyat ayarlaması kaçınılmaz oldu.
Düşünüldü, taşınıldı.
Ekonomide olan biteni en az yansıtacak bir fiyat bulunmaya çalışıldı ve abone fiyatının 175 TL olmasına karar verildi. Ancak Türkiye genelinde başlatılan yüzde 10 indirim kampanyasına destek olmak için, kaçınılmaz olan bu fiyat ayarlamasını iki ay daha erteleme kararı alındı.   
Bu sebeple Ocak ayından itibaren Altınoluk 160 TL yerine 175 TL ile okuyucularına ulaşabilecek. Bugüne kadar hep, Altınoluk’un fiyat olarak ulaşılabilir seviyede olmasını gözettik. Okuyucularımızın bizi anlayışla karşılayacağına inanıyoruz.
***
Bu sayımız, son zamanlarda çok hayati hale gelen bir konuyu gündeminize taşıyor. Ya da zaten gündemdeydi, konuya bir “Altınoluk bakışı” sunuyor. Altınoluk bakışı, “Altınoluk hassasiyeti” aynı zamanda. Kur’an gibi, Rasulullah gibi, bu ülke insanının en derin itina ile yaklaştığı İslam’ın mukaddeslerinin tam da “ulu orta” deyiminin ifade ettiği boyutta harc-ı âlem zeminlerde, kimi zaman bütün hisleri tarümar edecek boyutta didikleniyor, silkeleniyor, adeta yüreklere hançer saplanıyor.
Genç yürekler bombalanıyor.
Bilinçli bir tercih, bir hesap mı bu, bir strateji mi? Gâvur dünyasından gelse, bunu söylemek kolay. Ama içimizdeki sancı bu. Onun için “Sağduyu çağrısı” ile birlikte bir değerlendirme yapalım istedik. Dileyelim yüreklerde bir karşılık oluştursun.
Dolu dolu bir sayı oldu bu. Sizleri Altınoluk’la başbaşa bırakıyor, saygılar sunuyoruz. Allah’a emanet olunuz.

 

Yorum Yazın

Facebook