Sunuş - Nisan 2018

0
Sunuş - Nisan 2018 - Altınoluk
Sayı : 386 - Nisan 2018 - Sayfa : 1

Aziz Okuyucu
İslam - İnsan ilişkisindeki insicam kâinatın ahenginin çerçevesidir.
İslam - İnsan ilişkisinde sarsılmalar, kopmalar, açı farkları ortaya çıktığında, önce insanda sancı başlar, sonra kâinatta sancı başlar.
İslam’a bir şey olmaz.
İslam ölçüdür. Ölçü sağlamsa herkes kendini ölçüye göre konumlandırır. Teraziyi düzeltmezseniz, ona koyduğunuz şeyleri düzeltirsiniz. Cetveli düzeltmezsiniz, cetvelle ölçtüğünüz şeyleri düzeltirsiniz.
Dünyada ölçü olmasaydı, insan ölçü bulmak zorunda kalırdı. Nitekim kaba - saba ölçüler sonraları ihtilafları önlemek için tartışılmaz birimler haline getirilmiş.
Ölçü, yerinde durur, insan kendi hayatında ölçüye ne kadar riayet ediyor veya etmiyor, ona bakılır.
Allah insanı yarattı ve ölçü koydu. Öncelikle insanın kendisini Yaratan Kudret olarak Allah ile ilişkisine ölçü koydu. Sonra insanın insanla ilişkilerine, yerle - gökle ilişkilerine, diğer tüm varlıklarla ilişkilerine ölçü koydu.
“Ölçüyü bozmayın” dedi.
Kendinize yeni ölçüler koyacak sahte tanrılar edinmeyin dedi.
Yeryüzünde farklı tanrılara başvurulursa bundan fesat çıkacağını bildirdi.
Bunların tamamı İslam - İnsan ilişkileri dediğimizde aklımıza gelecek olan hususlar.
Yaratıldığından bu yana insan, Allah’ın ölçülerine uyup uymama sınavı veriyor.
Bu zamana kadar çok yalpalamalar geçirmiş insanoğlu.
Ne çılgınlıklar, ne çılgınlıklar... Ateş çukurunun yanına varmış, gelmiş defalarca.
Nasıl gelmiş?
Allah Teâlâ, bir elçi göndermiş, o elçi “Gitme oraya, batarsın, orası ateş çukuru” diye seslenmiş insana.
Son Peygamber, Hazreti Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellem de çağırdı insanı. Ateş çukuru-nun kenarından kurtardı. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömer hale gelmişti insanlar.
O ses insanoğlunu çağırıp duruyor.
“Ölçüyü bozma, ölçüyü bozma!”
İnsanın araçları gelişti, büyüdü, çok tahrip edici hale geldi. Ana rahmine ulaşıyor cenini yok etmek için. Bir bomba attığında yüzbinlerce insanı, hatta insandan öte canlılığı yok ediyor. İnsan insanı böcek gibi eziyor. Cinsel çılgınlık, sınır tanımıyor. Bebekler bile hedefte.
Nereye gidiyor insanlık?
Sorulacak soru bu değil mi?
İnsan hayvandan daha sapkın hale gelirse ne olur?
Sorulacak soru bu değil mi?
Kitle imha silahları, diyoruz.
Onlar ölçüsünü kaybetmiş bir canavarın eline geçerse ne olur?
Cesetlerin asılıp dövülmesini yaşamadı mı insanoğlu?
Gaz odalarında imhayı yaşamadı mı?
İşkencenin envayı türlüsünü yaşamadı mı?
İnsan çürürse...
“Bunun belası bana dokunmaz” diyemez hiç kimse. Herkesin kapısını çalar. Kapı kalmaz hatta. Mahre-miyet kalmaz. Ev kalmaz.
Ne diyor Allah Teâlâ?
“Sadece zalimlere dokunmayacak olan fitneden sakının!” (Enfal, 25)
İnsanın çürümesine -kendi dışında bile olsa- bigane kalmaz Müslüman. Altınoluk bu tehlikeye karşı uyarıyor.
Ramazan’a doğru ilerleyen kutlu ayların içindeyiz. Kendimizi toparlayalım, çevremizi toparlayalım, ve “Dünya nasıl toparlanır?” diye bir dert yüklenelim.
Sizleri Altınoluk’la başbaşa bırakıyor, saygılar sunuyoruz. Allah’a emanet olunuz.

 

Yorum Yazın

Facebook