Sunuş - Ocak 2017

0

Aziz Okuyucu

Müslim.

Mü’min.

Sâlih.

Muhsin.

Bunlar, Kur’an’da Müslümana Rabbimizin verdiği sıfatlar.

Her ne kadar bir alem – özel isim haline gelmişler ve geçtiklerinde Müslümanı ifade ediyor olsalar da, aslında bir sıfatı, vasfı beyan etmektedirler.

Müslim, İslam’a inanan insan demekse de, kelime anlamı itibariyle barış, güven, sulh selamet insanı demektir.

Mü’min, iman eden insan anlamına gelmekle birlikte emniyet ve güven veren anlamlarına da gelmektedir.

Sâlih, Müslümanın vasfı sadedinde Kur’an’da yer almaktadır ve iyi işler yapan insan demektir.

Muhsin, hakeza yine Müslümanın vasıflarından, “Allah’ın sevdiği insan” çerçevesinde zikredilen ama ihsan ve iyilik eden, güzel yaşayan, güzellikler içinde olan, güzelliği bir kişilik olarak kuşanan ve onun da ötesinde Rasulullah sallallahü aleyhi ve sellemin tarif buyurduğu “İhsan” kavramı ile bağlantılı olarak “Allah’ı görüyormuş gibi yaşayan” insan demektir.

İslam dairesine giren insanın meselesi, Hâlik Teâla’nın kişilik çerçevesi olarak bildirdiği vasıfları kendi varlığında taşır hale gelmesidir. Bunu yaparsak “Güzel Müslüman” oluruz ve Rabbimiz bizi sever, Rabbimiz sevince insanlara da sevdirir, tebliğ insanların İslam’a yönelmesini sağlamak ise, ve biz bunun vesilesi olmak istiyor isek, öncelikle Rabbimizin sevdiği ve insanlara sevdireceği insan olmak sorumluluğundayız.

Yalancıktan Müslüman olunca, Rabbimiz bizi sevmeyeceği gibi, başkalarına da sevdirmez. İslam dairesine girip, içinde yol almayınca, kişiliğimizde her gün daha belirgin bir şekilde İslam yansımayınca, aksine, İslamsızlıktan alametler yer alınca, üstelik yara – bere içinde bir kişilik ortaya koyunca... Müslüman olarak satın alınma pahamız da ona göre olacaktır.

İnsanlar bizim üzerimizden değil, ancak bizi aşarak İslam’a gitmek zorunda kalıyorlarsa biz kendimize bakmamız lâzım. İslam’a yol açmak lâzım, yol olmak lâzım... Yol kesmemek lâzım.

Yol kesici olunur mu, Allah korusun, olunur maalesef. Olunuyor maalesef.

İnsanlar “İyi ki size bakarak İslam’ı değerlendirmedim” diyorlarsa, bizde bir şey var demektir. “Allah’a şükür ki sizi tanıdım, beni Allah’ın yolu ile buluşturdunuz” diyorlarsa ne mutlu bize demektir.

İslam’ı yaşamak, her şeyden önce bizim şahsi sorumluluğumuzdur.

Ama İslam’ı yaşamak, bir diğer kademede de, bir başkasının İslam yolunu aydınlatacak bir kandil olabilir.

Ne diyelim, kandil olalım, yolları aydınlatalım, ta ki insanlar, çağın karanlığında yollarını bulabilsinler.

Altınoluk’un bu sayısı, böyle bir hassasiyeti gündeminize taşıyor. Faydalı olmasını niyaz ediyoruz. Sizleri Altınoluk’la başbaşa bırakıyoruz. Allah’a emanet olunuz.

Yorum Yazın

Facebook