Takdim

0
Sayı: Eylül 2019

Biz iki tür rızkımız olduğuna inanırız. Maddi rızkımız, bedenimizin; manevi rızkımız, gönlümüzün gıdasıdır. İnsanlar genellikle maddi rızık konusunda oldukça hassastırlar. Neyi, nasıl ve ne zaman yemeleri, içmeleri gerektiğini önemserler. Doğrusu konunun konuşanı ve yazanı da çoktur. Uzmanların söyledikleri çok zaman birbiriyle çelişse de söylenenler hep ilgi ile dinlenir, tavsiyeler tutulmaya çalışılır. Buna sağlıklı bir hayat için yapılan egzersiz türü çalışmaları da eklediğimizde neticede insanların bedenlerinin sağlıklarına itina ettikleri söylenebilir. Aynı hassasiyet, gönlün hayatı için de geçerli midir acaba, bu tartışılır. Muvakkat bir ömür için bedenlerine bu kadar itina gösterenler, ebedi hayat için gönüllerinin hayatını, sağlığını ve talep edilmesi gereken bir rızkı olduğunu pek düşünmek istemezler.
Hâlbuki tam tersi olması gerekir; gönlün sağlığı, beden sağlığından daha önemli ve önceliklidir. Neticede bedenimiz bu geçici dünya hayatında bize lazımdır, gönlümüz ise ebedi hayatımızın vizesini alacak bir dirilikle ötelere taşınmak zorundadır. Bizi dehşetli Din Günü’nde hesaptan kurtaracak arı, duru ve diri bir kalptir. O diriliği Kitabımız Kur’an, “selim” olarak adlandırıyor. Rabbimiz malın ve evladın fayda vermediği o günde fayda verecek olanın selim kalp olduğunu bildiriyor. Selim bir kalp acaba hangi gıda ile beslenir, bunu en az maddi gıdamızı önemsediğimiz kadar önemsememiz ve gündemimize almamız gerektiği aşikârdır.
Nasıl sağlıklı beden için sağlıklı gıdalar şartsa, selim bir kalp için de o selameti temin edecek manevî gıdalar şarttır. Kalbimizin de bir hayatı var ve o hayata can suyu olacak rızkı arayıp bulmak zorundayız. O manevi gıda ya da rızkın ismi feyizdir. Bu sayımızda feyiz konusunu kalbimizin gıdasını ne kadar önemsediğimiz sorusu çerçevesinde ele almaya çalıştık. Kalplerimizin manevi sağlığı her şeyden önemli, o yüzden manevi gıda temininin önceliklerimizin ilk sırasına yükselmesi gerekiyor. Feyiz kaynaklarının neler olduğunu ve bu kaynaklarla nasıl irtibat kurmamız gerektiğini öğrenmeli ve bilmeliyiz. Hakiki feyzin kaynağı olan Rabbimizle irtibatımız aslında kalbimizin temel gıdasıdır. Bu gıdadan mahrum kaldığımız takdirde Allah korusun özümüzün kuruması tehlikesi ile yüz yüze kalmak işten bile değildir. Özü kuruyana da hangi gıda verilse fayda vermeyecektir.
***
Yeni dönem abone kampanyamız başladı, hayırlı olsun. Dr. Murat Kaya’nın kaleme aldığı “Kitabımız Kur’an-Muhtevası ve Faziletleri” isimli eseri yeni abone olan okuyucularımıza göndermeye başladık. Her sene mutat yaptığımız temsilci toplantımızı İstanbul’daki merkezimizde gerçekleştirdik ve daha çok yüreğin dergimizle buluşması için Anadolu seferlerimize bismillah dedik. Dua bekler, gittiğimiz yerlerde siz gönül dostlarımızla buluşmak dileriz.
ALTINOLUK, ŞEBNEM ve ALTINÇOCUK ilaveleri ile her ailenin evine girmesi gereken bir iyilik ve güzellik çağrısıdır. Bu çağrı ile gönlü buluşan herkes, inanıyoruz ki tattığını bir başka gönle ulaştırmanın derdine düşecektir. Dergimizin gönlünüzdeki akislerini lütfen yakınlarınız ve dostlarınızla paylaşınız. Sanal dünyaların önüne geleni sel gibi sürüklediği bir zamanda yitip gitmemenin başka çaresi yok. Biz satırlardan, dergilerden ve kitaplardan yanayız. Ebedi kurtuluşa giden yol pasif izleyicilikten değil, tefekkür vesilesi aktif okuyuculuktan geçiyor.
Yeni bir hicrî yıla daha eriştik, şükürler olsun. Hicri senenizi tebrik ediyor, yeni senenin hakkımızda hayırlara vesile olmasını ve âlem-i İslam’a huzur getirmesini niyaz ediyoruz.
Bir sonraki sayıda buluşmak temennisiyle Allah’a emanet olunuz.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook