Terörden, Federalizm Tartışmalarına, Türkiye ve Dünya Gündemi

0
Terörden, Federalizm Tartışmalarına, Türkiye ve Dünya Gündemi - Beytullah Demircioğlu
- Sayfa : 60

Teröre Boyun Eğmek Yok!
Terör, uzunca bir zamandır Türkiye’nin bir numaralı gündemi. Gerek doğu ve güneydoğu illerimizde gerçekleşen terör ile mücadele, gerek şehirleri kana bulayan intihar saldırıları sebebiyle terör konusu gündemimizi esir almış du-rumda.
Başkent Ankara beş ay içinde üçüncü kez vuruldu. Ardından İstanbul’un gö-beği İstiklal caddesi intihar eylemi ile kana bulandı.
Geriye doğru bakıldığında şehit düşen güvenlik görevlilerimizle birlikte son beş altı ay içerisinde yüzlerce insanımızı teröre kurban verdik.
Bir taraftan kazdığı hendeklerde boğulmaya başlaması ile köşeye sıkışan, sözde “devrimci halk savaşı”na aradığı halk desteğini bulamayan terör örgütü PKK, kaybettiği şehir savaşının öcünü Ankara saldırısında olduğu gibi şehirleri kana bulayarak çıkartmaya çalışıyor.  Diğer taraftan tarihin en kullanışlı terör örgütü olmaya namzet DAİŞ, son dönemde aldığı darbelerin faturasını düzenle-diği intihar saldırıları ile Türkiye’ye ödetme gayreti içinde.
İsimleri, ideolojileri farklı olsa da emperyalizmin piyonu her iki terör örgü-tünün hedefi aynı; korku ve yılgınlığa sevk etmek, Türkiye’yi istikrarsızlaştır-mak, güvenliğine darbe vurmak.
Her iki terör örgütünün nihaî hedefi de aynı; “devlet” kurmak.
Biri sözüm ona İslam devleti kuracağını iddia ediyor diğeri Suriye’de örmeye başladığı PKK devletinin taşlarını Türkiye’de devam ettirmek istiyor…
***
Dört koldan terör kıskacına alınmak istenilen ülkemizde artan terörü sadece iç politik mülahazalarla izah etmek mümkün değil hiç kuşkusuz. Yakın coğraf-yamız alev alev yanıyor. Irak ve Suriye’yi yakan ateşten bizde nasibimizi alıyo-ruz ne yazık ki.
Şehirlerimizi kana bulayan terör eylemlerinin, sadece söz konusu örgütlerin iradesi ile gerçekleşmiş eylemler olmadığını tahmin etmek zor değil. Bir üst aklın olduğu gerçeği sürekli dillendiriliyor. İstikrarsızlaştırılarak, Iraklaşan, Suriyeleşen bir ülke algısı verilmeye çalışıldığı tezi pek çok analizde dillendiri-len bir vakıa... Terör eylemleriyle Türkiye’nin içine kapatılmak istendiği artık çok daha net bir biçimde görülüyor.
Yüz yıl sonra bölgeyi yeniden dizayn etme projesini yürütenler önlerinde engel olarak gördükleri Türkiye’yi terör örgütleri üzerinden tehdit ediyor, terörü bir terbiye etme ve hizaya getirme aracı olarak kullanma gayreti içerisindeler.
***
Evet, Gezi olaylarından bu yana ülkemiz saldırı altında. Bölgemiz şekillendirilirken ülkemiz zayıf düşürülmeye çalışılıyor. Suriye’deki iç savaşı Türkiye’ye taşıma ihalesi verdikleri PKK gibi terör örgütleriyle Türkiye’yi diz çöktürmeye çalışıyorlar.  PKK, DAİŞ ve onun gibi kullanışlı diğer terör örgütlerini emperyalist hedeflerine ulaşmak için maşa olarak kullanıyorlar.
Ama başaramayacaklar. Ülkemizi Suriyeleştiremeyecekler. İçerideki terör sevicilerin, teröristlerin arkasına saklanarak, en kanlı, en vahşi terör eylemlerini meşrulaştıracak kadar ihanet içirişinde olan çevrelerin algı operasyonlarına rağ-men başaramayacaklar.
Türkiye, istedikleri gibi yönlendirdikleri eski Türkiye değil çünkü. Yakın coğrafyası kendi güvenliğini tehdit edecek şekilde şekillendirilirken, yüzyıl aradan sonra yeni bir Sykes-Picot yazılırken, burnunun dibinde bir PKK/PYD devleti tesis edilmeye çalışılırken olan biteni sadece seyredecek kadar acz içinde değil Türkiye. Çapulcuların algı operasyonlarına pabuç bırakacak kadar sahipsiz bir ülke değil çok şükür…

Putin’in Suriye’deki Yeni Hamlesi
Dengeleri Değiştirecek mi?
Terör, içeride Türkiye’nin bir numaralı gündemi olurken dışarıda ise Rus-ya’nın Suriye’den kısmî de olsa asker çekme kararı, Suriye’nin kuzeyinde ilan edilen federalizm tartışmaları ve Türkiye ile AB arasında uzlaşı ile sonuçlanan mülteci eksenli görüşme trafiği geçen ayın gündeminde öne çıkan konular oldu.
Suriye’de 6,5 aydır savaşan Rusya’nın güçlerini azaltma kararı uluslararası çevrelerde hem sürpriz hem de ihtiyatla karşılandı.
 Putin’in çekilme kararına ilişkin birçok neden sıralanırken Rusya’nın gerçek niyetinin ne olduğu net olarak anlaşılamadı.  
Kremlin’in örtülü hedeflerini kısmen gerçekleştirmiş olmasının altı çizilmekle birlikte Rusya’nın neden çekildiğine ilişkin olarak en çok ekonomik sebepler ön plana çıkartıldı. Londra merkezli IHS araştırma merkezi, Kasım 2015’te Rusya’nın Suriye’deki hava operasyonları ve askeri varlığının bir günlük maliyetinin 2,4 ile 4 milyon dolar arasında değiştiğini açıklamıştı. Aralık ayında yayınlanan Rusya kaynaklı analizler ise maliyetin 4 milyondan 8 milyon dolara çıktığını yazmıştı. Petrol fiyatlarında istikrarsızlık göz önüne alındığında Rusya’nın bu işgalinin çok da sürdüremeyeceği zaten dillendiriliyordu.
200 bin askerle tatbikat yapan İslam Ordusu faktörü, Türkiye’nin Suudi Arabistan’la birlikte Suriye’de operasyon yapacağı haberleri…
Rusya içerisinde yaşayan 20 milyon Müslüman nüfusun öfkesini çekme ih-timali...
Öldürülen üst düzey Rus askerlerin sayısının artması endişesi…
Suriye, Ruslar için yeni Afganistan olacak söylemi…
Rusya’da yaklaşan seçimler, uluslararası analizlerde Putin’i tedirgin eden, kısmi de olsa çekilmeye iten nedenler arasında sıralandı.
Rusya’nın belirlediği çizginin dışına çıkma sinyalleri veren Esed rejimini bir anlamda terbiye etme girişimi olarak da okundu Rusya’nın çekilme kararı...  
Peki Putin’in bu çekilme kararının Suriye krizi üzerindeki etkileri ne olacak?
Bu kararı Suriye’de dengeleri değiştirebilecek bir karar olarak okumak mümkün mü?
Cenevre’de süren görüşmelerin sonucunun ve sahada dengeleri değiştirebile-cek radikal gelişmelerin Rusya’nın bundan sonraki stratejisini belirlemede etkili olacağının altı çiziliyor. Rusya’nın kısa sürede yeniden bölgeye dönme potansi-yeli göz önüne alındığında bu çekilme temkinli iyimserlikle karşılanıyor.
****
Federalizm Tartışmaları; “Kürtlerin Başına Ne Gelecek?”
Suriye’de dengeleri değiştirmeye aday bir başka adım ise Rusların Suri-ye’den kısmi çekilme kararının hemen ardından terör örgütü PYD’den geldi. Örgüt, Ankara, Şam ve Washington’ın aksi yöndeki uyarılarına rağmen Suri-ye’nin kuzeyinde federasyon ilân etti. Karar, Suriye’nin bölünmesi yolunda ilk adım olarak okundu.
Peki, Suriye’nin parçalanması yolunda döşenen taşlardan biri olarak nitelen-dirilen bu girişim nihayetinde PKK/PYD devletini ortaya çıkartabilir mi?
Federalizm yoluyla Suriye’nin çözülme sürecine sürüklenmesine Türkiye karşı çıkıyor. Amerikalı yetkililer en azından şimdilik ilan edilen federal yapıyı tanımayacaklarını açıkladı. Rusya ise federalizm meselesine sıcak bakıyor. İsrail bağımsız bir Kürt devletine kadar gidecek tüm girişimlerin destekçisi olduğunu bütün açıklığıyla dile getirmekte bir sakınca görmüyor.
Esed rejiminin en önemli hamilerinden olan İran ise bu konuda Türkiye ile aynı çizgide. Yani Suriye’nin bütünlüğünün korunmasını kırmızı çizgi olarak belirlemiş durumda. Karar sonrası gerçekleşen İran Dışişleri Bakanı Cevat Za-rif’in Türkiye ziyareti sonrası Ankara ile Tahran’ın arasında özellikle Suriye’nin geleceği konusunda daha farklı adımlar atılacağı yönünde bir beklenti oluşmuş durumda.
Federalizm meselesine Esed rejimi de bölgedeki Arap aşiretler de karşı.  Ni-tekim bölgenin önde gelen 45 aşireti kurdukları orduyla PYD ile sonuna kadar savaşacaklarını ilan ettiler. Federalizm ilanının ardından Esed güçleriyle PYD güçlerinin çatıştığı haberleri de gelmeye başladı, ki bununla birlikte Suriye’de denklemin de değişmeye başladığı, Esed-PYD ittifakının bozulduğu, ilişkilerde tamamen farklı bir mücadelenin başlayacağı yorumları da beraberinde geldi.  
Bunun yanında Kuzey Suriye’de Özgür Suriye Ordusu içinde faaliyet göste-ren ve tamamı Kürtlerden oluşan Selahaddin Tugayları ya da kendilerine ver-dikleri isimle ‘Selahaddin’in Torunları’ da PYD’ye karşı mücadele edecekle-rini duyurdu.
Sonuç olarak Rusların ve ABD’nin hava desteğinin ilelebet yanlarında ola-cağı zannıyla ABD’nin ve Rusya’nın gönüllü piyadesi olan PYD’liler için bun-dan sonra rüzgârın tersten esmeye başlayacağı beklentisi uluslararası analizlerde dillendiriliyor.
Kuzey Irak Bölgesel Yönetim Başkanı Mesut Barzani’nin; “Bir savaş aracı olarak kullanılan Suriye’deki Kürtlerin başına ne gelecek bilmiyorum. Çünkü ne Suriye yönetimi ne de muhalifler, Kürt haklarını tanıyor.” şeklindeki açıklama-larından PYD’nin doğrultusunda hareket eden Suriyeli Kürtler açısından çok zor günlerin kapıda olduğunu çıkartmak mümkün.
Wikileaks Belgelerindeki Suriye Krizi
Hillary Clinton: ‘Şii-Sünni savaşı kötü bir şey değil!’
2011 yılının Mart ayında başlayan Suriye krizi 6. yılına girdi. Bu zaman zarfında yaklaşık 400 bin insan savaş nedeniyle hayatını kaybetti. 5 milyonu ülke dışında olmak üzere 12 milyon insan evini, yurdunu terk etti.
Artık Suriye’yi tek parça halinde tutmanın zorluğunun dile getirildiği şu günlerde ortaya çıkan bu acı tablonun en çok İsrail’in işine yaradığı herkesin malumu.  Yakın zaman önce Wikileaks’in sızdırdığı ABD Dışişleri eski Bakanı, yaklaşan seçimlerde muhtemel başkan adaylarından Hillary Clinton’a ait yazışmalar, ortaya çıkan tablonun en çok İsrail’in işine yaradığı hatta krizin İsrail için çıkartıldığı gerçeğini teyit ediyor.
ABD Dışişleri eski Bakanı Hillary Clinton’a ait Wikileaks’in sızdırdığı bir başka yazışmada ise çıkartılan Suriye krizinde amaçlanan bir başka şeyin de Müslümanlar arasında bir kardeş kavgası olduğunu gösteriyor. Yazışmalarda, “Esed’in düşmesi Şiiler ile Sünni çoğunluk arasında bir savaşı ateşleyebilir. Ki İsrail’i yönetenlere göre bu durum İsrail ve Batılı müttefikleri için hiç de kötü değil” deniliyor.

Dünyadan Yansımalar
Terör Karşısında İkircikli Politikanın Bedeli
13 Kasım’da Paris’i kana bulayan IŞİD’in hedefi bu kez Belçika’nın başkenti Brüksel oldu. Kentteki uluslararası havalimanı ile bir metro istasyonuna yönelik silahlı ve canlı bombalı saldırılarda en az 34 kişi öldü, 170 kişi de yaralandı.
Terör kimden gelirse gelsin karşı çıkmak yerine bazı terör örgütlerine kucak açan Brüksel terörün korkunç yüzünü tanımış oldu. Yıllarca terör örgütlerine hamilik yapan, bana dokunmada ne yaparsan yap deyip PKK teröristlerini koru-yup kollayan,  hatta faaliyetlerine izin veren, o derece ki AB Konseyi binasının hemen arkasında Ankara’daki intihar saldırısını gerçekleştiren teröristin resimlerinin de yer aldığı PKK çadırının kurmasına izin veren Brüksel,  beslediği yılanın bir benzeri tarafından sokulmuş oldu. Terör karşısındaki çifte standarttın, ikircikli politikanın bedelini ağır ödedi.

ABD Seçimleri
Trump, Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği’ni Kudüs’e Taşıyacak
ABD’de Kasım ayında gerçekleşecek Başkanlık seçimleri yaklaştıkça heye-can artıyor. Bu arada, faşizan söylemleriyle dikkatleri üzerine çeken Cumhuri-yetçilerin oldukça aykırı adayı Donald Trump’ın yükselişi de sürüyor.
Müslümanları Amerika’ya sokmamak, Meksika sınırına duvar inşa etmek ve 11 milyon göçmeni sınır dışı etmek gibi faşizan vaatlerde bulunan, Papa’yı bile karşısına alan milyarder işadamı Donald Trump’ın Başkan seçilme ihtimali, Economist dergisi tarafından en büyük 10 küresel riskten birisi olarak tanımlan-dı.  IŞİD gibi örgütlerin küresel ekonomiyi tehdit eder hale gelmeleri ihtimali yedinci sıraya konulmuşken Trump 6. sırada yer alıyor.
Öte yandan Trump’ın başkan seçilmesi halinde İsrail ile ilişkiler konusunda tarafsız olacağına yönelik açıklamaları yalanlaması çok uzun sürmedi. Aksine en büyük İsrail destekçilerinden olduğunu kaydeden Trump, “Başkan olduğumda önceliğim İran ile yapılan felaket anlaşmayı bozmak olacak” açıklamasında bulundu. Trump, ayrıca Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınması gerektiğini söyledi.
ABD’de kasım ayında yapılacak seçimde başkan olmak için şu anda Cumhu-riyetçi kanattan Trump, Cruz, Kasich ile Demokratlardan Clinton ve Bernie Sanders yarışıyor.

Mülteci krizi: AB ve Türkiye karşılıklı tavizlerle anlaştı
Mülteci sorununa çözüm adına Kasım 2015’ten bu yana gerçekleşen üçüncü görüşmede AB-Türkiye anlaşmaya vardı. Yasadışı göç ile mücadele kapsamında 20 Mart 2016 itibariyle Türkiye’den Yunanistan’a geçmeye çalışan bütün yasa-dışı göçmenler Türkiye’ye gönderilecek. Türkiye’nin aldığı herbir Suriyeli karşılığında ise AB Türkiye’deki kamplardan bir Suriyeli kabul edecek. AB’de yerleştirilecek mülteciler arasında önceliği ise AB’ye hiç giriş yapmamış ve yasadışı yolları kullanmamış göçmenler oluşturmakta. AB ile varılan anlaşma-nın bir diğer maddesi ise, Haziran’da vizelerin kalkması için Türkiye’nin Ni-san’ın sonuna kadar 72 şartı yerine getirmesi gerekmekte. Türkiye’nin şartları yerine getirmesi karşılığında Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi son kararı verecek.

 

Yorum Yazın

Facebook