Vasıyyeti Olmak Davası Olmaktır

0
Vasıyyeti Olmak Davası Olmaktır
Vasıyyeti Olmak Davası Olmaktır - Şemseddin Kırış
Sayı : 384 - Şubat 2018 - Sayfa : 24

 

Vasıyyet birinin sorumluluğuna bir şey vermek anlamına gelir1. Kur’ân’da vefat eden kişinin terekesinin taksimi ile ilgili iki âyette2 vasıyyetin beş kere geçmesinin bir anlamı olsa gerektir. Miras ayetinde vasıyyet neden bu kadar çok tekrar edilmiştir? Maddi miraslar bırakmadan evvel insanlara bırakacak değerleriniz olsun gibi bir anlam, bu tekrarlarda işaret yoluyla saklıdır.
Vasıyyet ile doğrudan ilgili bir âyette şöyle buyrulmuştur:
“Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı”3. Bu âyetin miras âyetinin nüzulünden önce indiği ve hükmünün neshedildiği belirtilmiştir4. Ancak burada şu hususun bilinmesi uygun olur. Vasıyyet bir görev ve sorumluluk tevdiidir. Mirasın bölüşümü de vefat sonrası bir tasarruftur. Âyetin bütününden vefatı sonrası bıraktığı şeylerle ilgili tüm tasarrufları, râzı olacağı şekilde yapmakla görevlendirme anlamı da çıkarılabilir. Kitap ve sünnette vasıyyet, yaptırım ve özendirmenin terbiyevî bir iklimde iç içe geçtiği ve bütünleştiği bir kavram olarak karşımıza çıkmıştır. Vefatımızdan sonra bırakacağımız bir şey bulunmalıdır. Bırakacağımız maddi veya manevi varlıkların bizim açımızdan taşıdığı değeri hissedebilecek kimselere bir görev yüklemeye ihtiyaç bulunmaktadır. İnsanlar birbirlerine iyi duygular ve iyi niyetler bırakmalıdır. Hayırlı bir nesil de bırakılacak şeyler arasındadır.
Vasıyyeti olmak insanlara bırakacak şeyleri olmak ile ilgili bir konudur. İnsanlara bırakacak şeyler sadece maddi şeyler değildir. Bir kimseye iyi davranmasını istemek de vasıyyetten sayılır. Mesela Sahih-i Buhârî’de de “bâbü’l- vesâti bi’n- nisâ/ kadınlarla ilgili vasıyyet” bölümü bulunur. Hz. Peygamber “istevsav bi’n- nisâi hayran/ kadınlarla ilgili hayır tavsiyemi kabul edin”5 buyurmuştur. Aynî (ö. 855/1451)’ye göre bu hadisin şerhi şöyledir: “Kadınlara iyi davranmanızı vasıyyet ediyorum. Siz de bu vasıyyetimi kabul edin”6. Hindistanlı muhaddis Sindî (ö. 1138/1726)’ye göre bu cümlenin anlamı “kadınlara iyi davranma hususunda arkada hayırlı bir iz bırakmayı, kendi kendinize talep ediniz” demektir7. Sahih-i Müslim’de “bâbü’l- vasıyyeti bi’n- nisâ/ kadınlara güzel davranma vasıyyeti” adıyla bir bölüm vardır8. Aynı hadis bu bölümde de yer alır. Abdullah b. Ömer (r.a.) bu hadisin manasını anlamamıza yardımcı olacak şu sözü söyler: Biz Rasulullah zamanında hakkımızda âyet iner korkusuyla hanımlarımıza (sert) konuşmaya da onlara fazlaca açılmaya da çekinirdik. Allah Rasülü vefat edince bütün bunları yapar olduk9. Hz. Peygamber vefatından sonra Ensar’a iyi davranılmasını da vasıyyet etmiş ve onlar hakkında şunları söylemiştir: Size Ensar’a iyi davranmanızı tavsiye ederim. Onlar benim cemaatim ve sırdaşlarımdır. Onlar üstlerine düşeni yapmışlardır, yaptıklarını takdir etmek kalmıştır. İyilerini kabul edin, günahkarlarını affedin10.
Vasıyyet bazan da bir davranışı devam ettirmek şeklinde olur. Ebu Hüreyre (r.a.) der ki: Her kameri ayda üç gün nafile oruç tutmak, kuşluk namazını bırakmamak ve vitir namazını kılmadan uyumamak konusunda dostum Muhammed bana vasıyette bulundu11.
Cebrail devamlı komşuya iyilik yapmayı tavsiye etmiştir12. Yukarda da belirttiğimiz gibi vasıyyetin özünde iyi bir iz ve eser bırakma da bulunmaktadır. Komşuluk kırk kapıya şamildir13. Bir şehirde herkes kırk kişide iyi bir izlenim bırakmak için gayret etse toplumun çehresi olumlu yönde değişir.
Vasıyyetin fıkhî boyutları vardır. Vasiyet söz konusu olduğunda bunların fıkıh kitaplarından öğrenilmesi, gerekir. Hz. Peygamber’in de vasıyyetinin olup olmadığı sorulmuştur. Ashâb-ı Kiramdan Hz. Abdullah b. Ebî Evfâ(ö. 86/705)’ya göre Rasulullah’ın vasıyyeti “Allah’ın kitabına bütün müminlerin sarılmaları”dır14. Hz. Peygamber sağlığında ashabına takvayı15, vefatı sonrası için de Allah’ın kitabını vasıyyet etmiştir.

SELEF-İ SÂLİHİNDEN
VASIYYET ÖRNEKLERİ
Selef-i sâlihin vasıyyete büyük önem vermiştir. Abdullah b. Ömer(r.a.) şöyle der: Vasıyyetim olmadan bir gece geçirmeyi bile istemem16. Ashab-ı kirâm’dan Cabir b. Abdullah (r.a.)’ın babasının vasıyyeti meşhurdur. Uhud gazvesine katılan babası şehid olacağını anlamış ve oğluna vasıyyette bulunmuştur. Vasıyyetinde “kızkardeşlerine iyi bakmasını ve kendisine ait borçları ödemesini” istemiştir17.
Enes b. Malik (r.a.) anlatıyor: Ashâb-ı kirâm’ın vasıyyetinin muhtevası şöyle olurdu: Ben falan oğlu falan, tek olan, ortağı bulunmayan Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet ederim. Hz. Peygamber O’nun kulu ve elçisidir. Kıyâmet kopacaktır, onda bir şüphe yoktur. Allah kabirdekileri yeniden diriltecektir. Benden sonra hayatta kalan ehlime, Allah’tan hakkıyla korkmalarını, aralarındaki kırgınlık ve dargınlıkları düzeltmelerini, Allah’a ve rasülüne inandıkları gibi itaat etmelerini, vasıyyet ederim. İbrahim ve Yakub’un evlatlarına şu vasıyyetini ben de vasıyyet ederim18: “Allah sizin için İslam’ı din olarak seçmiştir. Ancak Müslümanlar olarak can verin19”.
Tâbiin büyüklerinden Rebî’ b. Haysem (ö. 68/687) şu vasıyyeti yazmıştır:
Bismillahirrahmanirrahim, Allah’ı şâhid tutarım, salih kullarına mükafat veren Rabbimiz şahid olarak yeter. Allah’dan rab olarak, İslam’dan din olarak Muhammed’den peygamber olarak râzı oldum. Nefsime ve bana itaat edenlere kulluk edenlerle birlikte Allah’a kulluk etmelerini; hamdedenlerle birlikte hamdetmelerini ve Müslümanların toplumuna iyi niyet beslemelerini vasıyyet ederim20.
Tabiin büyüklerinden Muham­med b. Sîrîn(110/729) ailesine şu vasıyyeti yapmıştır: Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızdaki kırgınlıkları düzeltin, Allah’a ve rasülüne itaat edin. İbrahim ve Yakub’un evladına vasıyyet ettiğini ben de vasıyyet ederim. Sizlere Ensar ve mevalinin kardeşleri olmanızı tavsiye ederim. Çünkü takvalı ve izzetli olma açısından iffet ve doğruluk, zina ve yalandan daha uygundur. Bana bir şey olursa vasıyyetimi değiştirmeden önce bulunduğunuz hal üzere olmanızı tavsiye ederim21.
SONUÇ:
Vasıyyet dünyada değer verdiği bir şey ya da bir eser bırakmaktır. Bir kimsenin hayırlı bir eser bırakması için bir dâvâsının, değerler bütününün, medeniyet tasavvurunun olması gerekir. Vasıyyet, duygusu, ideali ve dâvâsı olmaktır. İnsanlığa söyleyecek bir söz bırakmak gerekir. Çocuklarımızı insanlığa hayırlı bir şeyler bırakacak duyguda yetiştirmek gerekir.

Dipnotlar: 1) İbn Manzur, Lisânü’l- arab, XV, 394. 2) Nisâ, 4/11-12. 3) Bakara, 2/180. 4) İbn Kesîr, Muhtasaru tefsiri İbn Kesîr, I, 157. 5) Buhârî, Nikâh, 80. 6) Aynî, Umdetü’l- kârî, XXIII, 134. 7) Hâşiyetü’s- Sindî li’ Buhârî, II, 95. 8) Müslim, Radâ, 18. 9) İbn Battâl, Şerhu Sahîhi’l- Buhârî, VII, 295. 10) Buhârî, Fedâilü’s- sahâbe, 41. 11) Beyhakî, es- Sünenü’l- kübrâ, Hayz, 671 (4675). 12) Buhârî, edeb, 28; Müslim, Birr ve Sıle, 140. 13) Beyhakî, es- Sünenü’l- kübrâ,Vasıyye, 17(12391). 14) Buhârî, Vasıyyet, 1. 15) Müslim, Salâtü’l- îdeyn, 4. 16) Müslim, Vasıyye, 4. 17) Müstedrek, III, 203; Beyhakî, es- Sünenü’l- kübrâ,Vasıyye, 41(13054). 18) Beyhakî, es- Sünenü’l- kübrâ,Vasıyye, 42(12391). 19) Bakara, 2/132. 20) Beyhakî, es- Sünenü’l- kübrâ,Vasıyye, 42(12465). 21) Beyhakî, es- Sünenü’l- kübrâ,Vasıyye, 42(12464).

 

Yorum Yazın

Facebook