YİNE BİR FETİH AYI GELDİ

0

Yaşayan ve yaşatan insanlarla devam eden toplum hayatının kendine özgü diri ve duyarlı bölgeler oluşturduğunu belirtmekte yarar var.

Fikir denilen belirsizlik alanının insan varlığı içerisinde kendi anlamını bulması hayli düşündürücü, bunun niteliği üzerine eğilmek şart. Mekan, zaman bağlamına yerleştirdiğimiz insanın kendi özgül yapısı, hayatı ve olguları anlamada çok ama çok önemli. Mekan binlerce yıldır aynı zeminde duruyor, zaman bilinmezlerle dolu ama insan her an değişip imtihan oluyor.

 Erciyes’i seyreden on binlerce göz ona bakıp ne destanlar söylediler, zaman ise akıp gidiyor, siz buna daire deyin, düz çizgi deyin isterseniz de helezonik yapı olarak tasarlayın değişmeyen gerçekle karşılaşacak belki de susup kalacaksınız.

İnsan meçhul değildir!

Peki o büyük kahramanlar nerede?

Organik bütünlüğü ile sistematize edilen insan sırları aralayan elin sahibidir. Varlık, bilgi, ahlak olguları ile çerçevelediğimiz insan buralardan aldığı ilhamlarla kendi karanlığını aydınlatmanın oradan da ufuklar ötesine ulaşmanın özlemine mahkûmdur. Doğum ve ölüm noktalan belirgin olmakla birlikte insan bütüne ulaşmak ya da fert olarak varlık nişanesinin tezahürü olmakla kendi mecrasında akıp gidecektir.

İnsan mutlak varlığa talip, duyarlı bir koordinatın özüdür. Hakikat, gerçek, değer kavramlarının sınırsız dünyasında her dem yeniliklerle buluşan insan bunu ancak kahraman tiplemesiyle yapabilir

Cihat kelimesi yine yürekleri coşturuyor, gönüllere cennet’ten esintiler getiriyor. Durgun bir hayatı kabul etmeyen İslam dini yaşama ve yaşatma zeminini cihat’ta buluyor.

Modern zamanlarda aslına sadık kalamadığımız nice dini terimlerimizden biri de cihat değil mi? Cihat islamî literatürde: “Dini emirleri öğrenip ona göre yaşamak ve başkalarına öğretmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaya çalışmak, İslam’ı tebliğ, nefse ve dış düşmanlara karşı mücadele vermek” şeklindeki genel ve kapsamlı anlamı yanında fıkıh terimi olarak daha çok” müslüman olmayanlarla savaş, tasavvufta ise nefs-i emmareyi yenme çabası” için kullanılmıştır.

Hak ve fazilet mücadelesi olan hayat, iman, adalet, emniyetle yaşandığı zaman gerçeklere kapı açar.

Mümin hak ve fazilete hizmet duygularıyla dolu; aziz ve kahraman bir varlıktır. Zaaf ve korku müminin yanına yaklaşamaz. Mümin için cihat bir saadet ibadetidir.

Kur’an-ı Kerim’de buyurulur: “Ey müminler! Siz, Allah’a yardım ederseniz; O da size yardımda bulunur ve ayaklarınızı sağlamlaştırır.” (Muhammed suresi 7)

Hazreti Peygamberin: “Kostantiniyye, muhakkak fetholunacaktır. Onun kumandanı ne güzel bir emir; ve o asker ne güzel askerdir” müjdesini gönüllerine bir muştu gibi koyan müslümanlar daha dört halife dönemindeyken İstanbul yollarına düşmüşlerdi. İstanbul’un Fethi Sultan Mehmet’e nasip olmuştur. Babası ikinci Sultan Murat tarafından itinalı bir İslam terbiyesiyle Akşamseddin gibi veli, Molla Gürani gibi alimlerin gözetiminde büyütülen Sultan Mehmet büyük mükafata pek genç yaşta ulaşmış Fatih ünvanını almıştır. Fethin arkasındaki en büyük hakikat Bizans’ta akıl ve kalp dengesinin bozulmasıydı. Yaratılan her şey Allah’a muhtaç iken O’nsuz bir hayat tamamen hüsrandı ve bu durum Bizans’ın her kurumuna sirayet etmişti.

Bizans İslam’ın diriltici soluğuna hasretti.

Varlığımızın can suyu olan İstanbul Mayıs ayında erguvanlarla şenlenirken bizlerde uyandırdığı fetih düşüyle gönüllerimize Firdevs’ten diriliş solukları düşüyor.

Fethiniz kutlu olsun!

 

Yorum Yazın

Facebook