Yola Çıkma Zamanı

0
Yola Çıkma Zamanı
Yola Çıkma Zamanı - Selim Aydın
Sayı : 397 - Mart 2019 - Sayfa : 18

İhsan Fazlıoğlu Hoca “Kendini Bulmak” kitabının bir bölümünde şöyle bir tespit yapar: “Bizim geleneğimiz üç şeyde tatili caiz görmez: İbadette, akılda ve ilimde... İbadette tatil yapan Cenab-ı Hakk’la irtibatını kaybeder, akılda tatil yapan insanlıkla irtibatını kaybeder, ilimde tatil yapan ise hayatla irtibatını kaybeder. Tanrı’yla, insanlıkla ve hayatla irtibatını kaybeden bir kişinin akıbeti apaçıktır.” Bugün İslam dünyasının içerisinde bulunduğu durum da maalesef apaçıktır. Yaklaşık üç asırdır İslam Medeniyeti, Batı Medeniyeti karşısında birçok alanda mevzi kaybetmiştir. Ancak ümitsizliğe kapılmak da asla doğru değil. Yine İhsan Fazlıoğlu Hoca’nın ifadesi ile; “Unutmamak gerekir ki her yenilgi geçicidir; zira hiçbir zafer de sürekli değildir. Fakat kafada yenilginin çaresi yoktur; kaybı kafada başlayan bir insanın başarı şansı olamaz. Hâlbuki biz zaferle değil gayretle mükellefiz. Başlamak için ise tek bir ilke var: Yola çıkmak... İlkeler, sen ve yol... Yanlış yapmaktan korkmadan... İrfânî deyişle, hâlis bir niyet ile çıktığın yolda yaptığın yanlışlar doğruna azık olur…”
Âşık PAŞA, “Kemal ile iş yapabilmenin ilk şartı kendi eksikliğini idraktir; ikincisi ise yaptığın işteki maksadı anlamaktır.” der. Bu güzel sözü, yaptığımız her işte ve özellikle eğitim sorunlarımızın çözümünde zihnimizin bir kenarında sürekli tutmamız, doğru hedefe ulaşmak için önemlidir.
Biz maalesef, uzun zamandır eğitim konusunda birçok şeyi noksan ve hatalı yapmanın yanında ne maksatla yaptığımızı da bilmeden yaptık. Bu manada sizlere naçizane İsmail Kara ve Ali Birinci hocaların “Bir Eğitim Tasavvuru Olarak Mahalle / Sıbyan Mektepleri Hatıralar-Yorumlar- Tetkikler” kitabını okumanızı öneriyorum. Kitap bize çok uzun zamandır tekrarlanan yanlışları, yapılan işteki maksadın ne olduğunu idrak etmeden nesillerin nasıl heba edildiğini, bunun yanında bu güne dahi uyarlanabilecek güzel eğitim yaklaşımlarını, hatıralar ile birlikte sunmakta…
Toplum olarak hâlen, eğitimden ne beklemek lazım geldiği konusunda kafamız ciddi anlamda karışık. Lise talepleri için yapılan bir araştırmada, velilerimizin yüzde yetmiş beşten fazlasının, çocuklarının genel liseye gitmesini istedikleri sonucuna ulaşılmış. En değerli öğretmen çocuğa şahsiyet kazandıran öğretmen değil çocuğu sınava hazırlayan öğretmen olmuş… Okulun ve öğretmenin görevi bu olmamalı… Fert fert tüm toplum eğitimden ne bekliyoruz, beklediğimiz şey sağlıklı bir şey mi? diye tekrar düşünmek zorundayız.
Peki, şimdi ne yapmak lazım:
Yapılması gereken şey elbette bir bütün; ancak biz burada bu bütünün yalnız bir parçasına değinebileceğiz. Burada yine İhsan Fazlıoğlu Hoca’ya kulak verelim: “Çözüm, her şeyden önce aklın millileştirilmesi. Bu, Türk tarihine geri dönüş anlamına gelir. Yani öncelikle, varlığımızı borçlu olduğumuz tarihi idrak etmeliyiz. Tarih bir yönüyle akıldır; çünkü akıl bir yönüyle tarihidir. Çözüm tarihtedir. Biz, tarihinden geri kalmış bir millet haline geldiğimiz için sorun yaşıyoruz. Biz, felsefileşmiş bir millettik, yani neyi, nasıl ve niçin yaptığını bilen bir millettik. Bu idrak kül halinde mevcuttur -yoksa bu konuları konuşamazdık- ancak bu külü tekrar tutuşturmalıyız. Bu da akıl ve bilgiyle olur. Akıl ve bilgiyle yol almayan kişi ve milletler iyi niyet sahibi olsa bile en nihayetinde yok olurlar. Şu unutulmamalıdır: 1774 tarihinden bu yana millet olarak yaşadıklarımız gündüzün başına gelse gece olurdu. Biz ise, millet olarak aydınlığımızı korumayı bildik. Bunun en muhteşem şahidi İstiklal Savaşı’dır. O aydınlığı besleyecek aklı ve bilgiyi devreye sokmalıyız. Bunun için öncelikle, kendi gettolarında tek-tip düşünen kabile kafasını bırakıp bütün vatan sathında çok yönlü ve farklı düşünen millet kafasıyla iş görmeye başlamalıyız. Gerisi kendiliğinden gelir.”
O hâlde bu işin yöntemi nasıl olmalı?
“Yöntemimizi, bilgiyle uğraşanları, Francis Bacon’dan mülhem, üç hayvana benzeterek modelleyebiliriz: Birinci tip, karınca-vari bilgindir. Karınca ne yapar? Devamlı toplar, taşır ve yuvasına yığar, kışın yemek için; ama getirdiklerini hiç işlemez. Bazı bilginler böyledir; sürekli olarak malumat toplarlar ve yığarlar. Bunlara biz, Osmanlı Türkçesi’nde, malumatfuruş diyoruz; İkinci tür ise örümcek-vari bilgindir. Örümcek ne yapar? Devamlı ağ örer, bekler, bir sinek oradan uçacak da, takılacak da, onu yiyecek. Bazı bilginler böyledir; devamlı teori üretirler, kavram yaratırlar, model oluştururlar ama içleri boştur; çünkü fizibilitesini yapmazlar; arşiv belgesi okumaz, yazma eser incelemez ya da gidip alan araştırması yapmaz, masa başı felsefesi yaparlar. Bu da oldukça sorunlu bir yaklaşım… Üçüncü bilgin türü ise arı-vari bilgindir. Çiçekleri dolaşır, özünü alır, yutar, içinde yoğurur ve kusar; işte ona bal diyoruz. Bilgi de böyle bir kusma işidir; bal hâline getirdikten sonra elbette... Güçlü malzeme, güçlü teori; ikisinin terkibi, bal...”
Unutmayalım ki tüm medeniyetler, kendilerine has eğitim ve öğretim kurumlarıyla var olmuşlardır; başka bir medeniyetin eğitim kurumlarıyla kendinize has bir dünya kuramazsınız. Bu cümle yanlış anlaşılmasın. Eğitimin temel ilkeleri evrenseldir. Çünkü hepimiz Adem’in çocuklarıyız… Bakanımız Ziya Selçuk Hocanın ifadesi ile; “Bizim çift kanatlı olmaya ihtiyacımız var. Evrensel anlayışın yerel temsili için düşünmeye ihtiyacımız var. Bu nedenle, yerli düşün küresel davran demek durumundayız.”
Tam bu noktada, ne tek başına “Doğu’nun hikmeti” ne de “Batı’nın rasyonalitesi” yahut ne “Batı’nın hikmeti” ne “Doğu’nun rasyonalitesi”; başlangıç noktası olarak hem hikmeti hem rasyonaliteyi üreten insanın bizâtihi kendisi... (Bir de yola çıkmak...)
Mevlana’nın bir Müslümanın dünyaya bakışını ifade eden pergel metaforu diye isimlendirilen harika bir anlatımı vardır. Mevlana şöyle der: “Pergelin iğneli ayağı sabittir benim dinimde, ama diğer ayağıyla yetmiş iki milleti dolaşırım”.  Şimdi pergelin sabit ayağını medeniyetimize sabitleyerek, hareketli ayağıyla kâinata açılarak yola çıkma zamanı…
Dipnotlar: * Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürü, Sözün Eşiğinde, İhsan FAZLIOĞLU, Papersense Yayınları. Sorunların Peşinde, İhsan FAZLIOĞLU, Papersense Yayınları. Ziya Selçuk, “2023’e Doğru Türk Eğitim Sistemi Bulma Konferansı” Açılış Konuşmalarından,

 

Yorum Yazın

Facebook