Yorgunsun Biliyorum

0
Yorgunsun Biliyorum - Neslihan Nur Türk
- Sayfa : 54

Var mı bir iş Allah için yorulmaktan daha aziz?
Hem o aziz yorgunluk her bir nimetten daha leziz!  

Bunu söylerken kendimden pay biçiyorum. Sana, senden bir cüz gibi bakarken kendimce tavsiyeler vermek istiyor ve böylece, hayırlı bir iş yapmış olmanın huzûruyla biraz dinlenmeyi ümit ediyorum.  
&
Asıl yorucu olan iş yapmak değil, “Ne de çok işim var!” diye diye boş oturmaktır. Kuru çene yorgunluğunun kime faydası dokunmuştur ki? Ne yatarak borç ödenir, ne oturarak kat çıkılır, ne seyrederek sokak süpürülür. İnsan, bir işi başarmak istiyorsa, çalışmalıdır. Sadece demir değil, işlemeyen insan da pas tutar, hastalık toplar, dert biriktirir. Bir insan kendisini yalnızca boş oturarak tüketebilir. Fıtratımızın hareketle gelecek berekete duyduğu ihtiyaç, suya ve ekmeğe duyduğundan daha az değildir. Durgun suyun ağırlaşması gibi duran insan da zamanla madden ve mânen ağırlaşır.
Yorgunsun biliyorum. O halde kendin için iyi bir şey yap ve harekete geç.
&
Evet. Dünya fazlasıyla yorucu. Bir yanda savaş, açlık, felâketler, ölüm; diğer yanda sorumsuzluk, israf, gösteriş, zulüm. Üstelik bunların uzaktan seyri bile son derece yorucu bir durum. Hele derde derman olamayışın, muhtâca yardım edemeyişin verdiği sızı, hiç küçümsenebilecek türden değil. Sıkıntılar içinde kalmış insanları seyrederken, rahat içinde bulunuyor ve bu rahatlığın şükrünü hakkıyla edâ edemiyor olmak da fazlasıyla gönül yorucu. Olup biteni kabullenememek, “Savaşsız Bir Dünya!” hayâl etmek, “Ben olsam şöyle yapardım!” türünden iddialı cümleler kurarak Dünya’yı daha iyi yönetebileceğini düşünmek, “Çocuklar Ölmesin! Kimse Aç Kalmasın!” türünden sloganlar atmak da. Tüm bunlardan daha çok yoran ise şüphesiz, çektiği yorgunluğun boşa kürek olduğunu fark etmek.
Yorgunsun biliyorum. O halde hayâl etmekle, söylenmekle yetinme de netice verecek işlere yönel.
&
Doğumdan ölüme kadar zaten, bir yorgunluk değil de nedir ki yaşamak? Lokmayı ağzına alıp çiğnemekten, bir yükü sırtlayıp götürmeye kadar her iş, kendince yorucu değil mi? Her fiil biraz emek ve gayret gerektirdiğine göre, yorulmamayı istemek abes değil mi? Öyleyse mesele, ne ile yorulduğumuz. Ve mesele, yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi, Allah azze ve cellenin, onun hatalarını bağışlamaya vesile kıldığını bilmemiz1.
Yorgunsun biliyorum. O halde kadrini, kıymetini iyi bil de yorgunlukların için şükret.
&
Canlı ve istekli olunca nâfile namaz kıl. Yorgunluk ve gevşeklik hissettiğin zaman ise yatıp uyu2. Saatlerce çalışmış her makine, günlerce yol gitmiş her kervan, yaz boyunca ekin vermiş her toprak, dinlenmeyi hak eder. Sen de dinlenmeye hakkın olup olmadığını anlamak istersen, yaptığın işlere, aldığın yollara, verdiğin meyvelere bak. Bazen, ne kadar yorulsan iş bitiremez, ne kadar uğraşsan ilerleyemez, ne kadar emek versen ürün elde edemezsin. Böyle zamanlarda, sana hep en doğruyu haykırmakta olan vicdanını yokla: Gerçekten yoruldun, çalıştın da Allah mı takdir etmedi, yoksa çalıştım zannıyla kendini oyaladın da  netice senden ötürü mü hüsrân oldu, iyi düşün. Muvaffak olamayışının suçunu Allah’a ve kullarına yükler, kendi eksik ve kusurlarını tespit etmek yerine hep kendin dışında sorumlular ararsan, dinlenemezsin.   
Yorgunsun biliyorum. O halde olup biteni de olamayanla bitemeyeni de hakkâniyetle seyret.
&
Zaten o zaman, şu Dünya’da meydana gelen üzücü hâdiselerden ötürü yorulmaktan da kurtulursun. Öyleyse nefsinin hakkını ver. Nefsinin hakkı, onu şikâyet ve isyan ile değil, hayırlarla yormandır. Kulak ver de dinle, sırtın neden ağrımış? Arada bir dön bak, başın neden çatlamış? Elinin, kolunun, bacağının, kalbinin, dilinin, beyninin yorgunluğuna sebep nedir, bir sor da söylesinler. Uzuvlarını faydasız ve boş işler için yorduysan tevbe namazıyla; faydalı ve güzel işler için yorduysan şükür namazıyla dinlen.
Yorgunsun biliyorum. O halde başını secdeye daha büyük bir huşû ile bırak.
&
Sonra durma. Zaten çok sınırlı olan süreni iyi değerlendirebilmek için, çalış. Her bir âzânı Kur’an sünnet çerçevesi içinde çalıştırmaya alış. Artık gücün tükenip dayanamayacak hâle geldiğinde, uyku adlı nimete sarıl. Niyetine hayrı al ki uykun da ibâdet olsun. Bir dost sohbeti, bir akraba ziyâreti, bir gökyüzü seyri, yorgunluğu atmaktır. Bilirsin ya, fakiri doyurmak, yetimi giydirmek de yorgunluktan kurtulmaktır. Bir tas çorba, bir demlik çay, bir fincan kahve, bir bardak süt, hayırla yorulmuş olan için hem şifâ hem haktır.
Yorgunsun biliyorum. O halde hem kendine hem başkalarına ikrâm et.
&
Seni ilgilendiren ilgilendirmeyen her habere, çözümüne güç yetiremeyeceğin her probleme kulak kabartırsan, mevcut yorgunluklarını kat kat artırmış olursun. Bunun yerine  aczini kabul ederek en kudretliye teslim olmak, aslî vazifelerine yoğunlaşarak gerçekçi bir yaklaşımla yaşamak, herkese ve her yere yetişemeyeceğini kabullenmek, gereksiz yorgunluklara düşmekten korunmana yardımcı olur. İnsan çoğu zaman, uzanamadığı yerlerin üzüntüsüyle enerjisini tüketir de uzanabileceği yerlerin hayrından mahrum kalır. Takdir edersin ki bu akla da insâfa da aykırıdır. Hele bir de günâhâ şâhit olmak ya da batmak var ki en yıpratıcı yorgunluk, belki budur.
Yorgunsun biliyorum. O halde gözlerini koru, çokça tövbe et ve hakîkatli ol.
&
Zaten insan garip bir şekilde hep yorulmaya meyyâl. Kitap okumaktan, namaz kılmaktan, temizlik yapmaktan, para kazanmaya çalışmaktan, yük taşımaktan, yatmaktan, oturmaktan, yürümekten, koşmaktan yorulur insan. Tuhaf bir durumdur; fakat insan için yemek hazırlamak da hazırladığı yemeği yemek de yorgunluktur. Yazmak, elişi yapmak,  duvar örmek, ekmek pişirmek, dikiş dikmek, hesap etmek, konuşmak, susmak… Bir işin bitmesini, birinin gelmesini beklemek ve illâ ki sevememek ve affedememek yorar insanı. Hâsılı, hayatta olmak her şekilde yorucu bir eylemdir. Onu daha az yorucu kılacak olan ise Allah rızâsı için yaşama gayretidir.  O vakit yorgunluğun da lezzeti ve izzeti olur.
Yorgunsun biliyorum. O halde sev, sevil ve affetmeyi bil.
&
Kalbin yorulduğunda bedenini, bedenin yorulduğunda beynini çalıştır. Gerçi onlar zaten hep bir ortaklık içindedir; fakat yine de kimi işler, birinin diğerinden daha fazla yorulmasını gerektirir. Bazen zihnin dinlenmesinin en iyi biricik yolu, gemsiz bir at gibi çatlayıncaya kadar koşmaktır. Yolunu ve yokuşunu seçmek, çoğu zaman senin elinde değildir. Payına düşenin, senin hakkında en iyisi olduğuna inanırsan dinlenirsin. Takdîre îtiraz ederek debelenip durursan, sadece işinin daha da zorlaştığını seyredersin. Hem önünde beklemekte olan fazlasıyla zorlu bir ölüm geçidi var ve o geçitte muhtemelen büyük bir yorgunluk seni bekliyor. Bu durumda, dünyanın fuzûlî yorgunlukları, çekmeye değer mi dersin?
Yorgunsun biliyorum. O halde râzı ol ve ölmeden evvel öl de iki cihanda işin kolaylaşıversin. Âmin.
Dipnotlar: 1) Müslim, Birr 49. 2) Buhârî, Teheccüd 18.

 

Yorum Yazın

Facebook