Zeytin Dalı Sonrası Muhtemel Senaryolar

0
Zeytin Dalı Sonrası Muhtemel Senaryolar
Zeytin Dalı Sonrası Muhtemel Senaryolar - Beytullah Demircioğlu
Sayı : 386 - Nisan 2018 - Sayfa : 60


Uluslararası siyaset arenasında oldukça sert rüzgârlar esiyor. Soğuk savaş günlerinden bu yana dünya siyaset arenası hiç bu kadar gerilim yüklü olmamıştır herhalde…
Suriye’de sekizinci yılana giren vekâlet savaşlarının yakın zamanda duracağına ilişkin kimse iyimser bir tahminde bulunmuyor. Hatta küresel ve bölgesel aktörlerin dâhil olduğu bu savaşın daha onlarca yıl süreceğini söyleyenler çoğunlukta…
Batı dünyası ile Rusya arasındaki kriz alanları çeşitlenirken, içeride zor günler yaşayan ABD Başkanı Donald Trump sertlik yanlısı savaş kabinesi oluşturmakla suçlanıyor…
ABD öncülüğündeki Suudi Arabistan, BAE, Mısır-İsrail bloğunun önümüzdeki günlerde Ortadoğu siyasetine ilişkin atacağı adımlara dair dillendirilen senaryolar ise hiç de hayra alamet değil…
Uluslararası güç mücadelesinin bu denli alevlendiği, Ortadoğu haritasının yüz yıl sonra yeniden çizilmeye çalışıldığı bir konjonktürde, Türkiye, hem kendi güvenliği açısından hem de bölge dengeleri açısından önemli bir başarıya imza attı.
Türkiye hemen yanı başında oluşturulmaya çalışılan terör koridoruna, Fırat Kalkanı’ndan sonra Zeytin Dalı harekâtı ile bir darbe daha indirdi. İkinci Kandil diye nitelendirilen Afrin, Zeytin Dalı harekâtının 58. gününde terör unsurlarından temizlendi. Emperyalistlere sırtını dayayan teröristlere çok esaslı bir ders verildi.
Afrin’in terör unsurlarından temizlenmesinin ardından tehdit tamamen ortadan kalkmış değil kuşkusuz. Şimdi yeni hedef Menbiç, İdlip, Tel Rıfat ve sonrasında Fırat’ın doğusu olacak. Hatta terör temizliği harekâtının Sincar ve Kandil’e kadar uzatılacağı dillendiriliyor.
***
 Öncelikli hedef olarak gösterilen Menbiç terör unsurlarından hangi metotla ve nasıl temizlenecek? Masada, Amerika ile yürütülen pazarlıkla mı, yoksa bir başka askeri harekât ile mi? Bunun şekli şemaili nasıl olacak? ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın gönderilmesi sonrası Menbiç’in tasfiyesi konusunda Amerika ile uzlaşılabilinecek mi? Uzlaşılmazsa ne olacak? Bu noktada bizi neler bekliyor?
Önümüzdeki döneme ilişkin merak edilen sorular bunlar. O soruların muhtemel cevaplarına ilişkin dillendirilenlere geçmeden evvel Zeytin Dalı harekâtında Türkiye’yi başarıya götüren faktörlere kısaca değinelim.
Terör örgütünün meskûn mahal çatışmasına girmeden neden bu kadar çabuk çözüldüğünü, uluslararası camianın Zeytin Dalı harekâtına yönelik yaklaşımlarını ve bundan sonraki süreçte hem Türkiye’nin izleyeceği yol haritasının, hem de küresel ve bölgesel aktörlerin muhtemel yaklaşımlarının ne olacağını değerlendirmeye çalışalım.

Zeytin Dalı Harekatının Başarısının Arkasındaki Etkenler
Zeytin Dalı harekâtının başarıya ulaşmasının arkasında yatan faktörlerle başlayalım. Malum, Amerika terör örgütü PKK/YPG’ye verdiği desteği meşrulaştırmak için terör örgütüne, “DAİŞ ile en iyi savaşanlar” payesi vermişti.
Amerika, Türkiye’nin yoğun tepkilerine rağmen terör örgütüne binlerce tır dolusu silahı verirken de yine bu payenin arkasına sığınmıştı. Amerika’nın kayığına binen, onun dolduruşlarına gelen terör örgütü ise bu payeyi gerçek zannederek Türk ordusuna karşı da direnebileceğini vehmetti. Bu vehim onlara tarihinin en ağır zayiatını verdirdi. Resmi rakamlar 3.700 dolayında teröristin etkisiz hale getirildiğini söylerken terör örgütünün zayiatının aslında bu rakamım çok üstünde olduğu askeri uzmanlar tarafından dillendiriliyor.
***

Terör Örgütünün Boşa Çıkan Umutları
-Terör örgütünü yanıltan bir başka husus, umut bağladıkları odakların Türkiye’nin Afrin harekâtına mani olacakları yönündeki beklentisi oldu. Ancak bu beklenti de boşa çıktı.
Kendilerini satmakla suçladıkları Rusya’ya rağmen sırtlarını dayadıkları ABD’nin, bir şekilde Türkiye’yi engelleyeceğini umuyorlardı. Sonra, Avrupa başkentlerinden Türkiye’ye yönelik tepkilerin artacağını bekliyorlardı. Türkiye’nin terörle, teröristlerle mücadelesini, “Türklerin Kürtlerle savaşı” şeklinde sunan Batı medyasından çok daha etkili bir performans beklemişlerdi.
- Sonra Esed ve İran ile de dirsek temasları sürüyordu. Hatta bir ara İran ve Esed’in gönderdiği şebbihalarla omuz omuza verip Türkiye’ye karşı direnmeye de çalıştılar. Ama bu destek Türkiye’nin kararlı duruşu karşısında yarım kaldı…
- Türkiye’ye düşmanlıkta tüm imkânlarını seferber eden Körfezin malum ülkesi finansman açıklarını kapatmak için kesenin ağzını onlar için de açmıştı. Körfez medyası da Türkiye’ye karşı kara propagandada Batı medyasından geri kalmıyordu. Bunlar terör örgütü açısından ayrı bir motivasyon kaynağı olmuştu.
Velhasıl, terör örgütünde “tüm dünya arkamızda, Türkiye Afrin’e müdahale edemez” kanaatini tavan yaptırmıştı. Ama Türkiye onların güvendikleri tüm dağlara karlar yağdırdı tabir caizse. Sırtını dayadıkları Amerika, ne yaptıysa Zeytin Dalı harekâtının önüne geçemedi.
-Terör örgütünün Batı medyası üzerinden oluşturmaya çalıştığı algı operasyonları da işe yaramadı. Devreye soktukları her türlü manipülasyon, Türkiye’nin sivil halkın zarar görmemesi için gösterdiği hassasiyet karşısında etkisiz kaldı.
Ama yine de başka yerlerden çekilmiş, uydurma resimlerle “Türkler sivil alanları, hastaneleri dahi bombalıyor” türünden yalan haberler Batı medyası tarafından servis edildi. Ancak onların bu yalanları çok çabuk çürütüldü. Bu noktada teknolojinin oynadığı rolün öneminin altını çizmek gerekiyor. Zeytin Dalı harekâtında özellikle savunma alanında hayati fonksiyon icra eden İHA ve SİHA’lar, kamu diplomasisinin icrasında da etkili oldu. Uluslararası çevrelerde Türkiye aleyhine oluşturulmaya çalışılan algıyı bertaraf etmede, kara propagandaları boşa çıkarmada da önemli bir rol oynadı İHA’lar.
-Terör örgütünün Türkiye’deki kimi siyasi uzantılarının “Afrin Türkiye’nin Vietnam’ı olur” şeklindeki afra tafraları, tehditleri de bir işe yaramadı. Kırsalda tarihinin en büyük zayiatını veren terör örgütü meskûn mahal operasyonunda “telef oluruz” diyerek çareyi kaçmakta buldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadelerine yansıdığı gibi kuyruklarını kıstırıp çekip gittiler işgal ettikleri Afrin’den.
***
-Zeytin Dalı harekatının ortaya çıkardığı en yalın gerçeklerden birisi, Suriye’nin geleceğinde Türkiye’nin belirleyici aktörlerinden biri olduğuydu. Zeytin Dalı harekatındaki başarı Türkiye’ye rağmen bölgede bir PKK devletçiği kurulmasının hiç de öyle kolay olmadığını göstermiştir.  Sırtını dayadığı emperyalist güçlere güvenerek hareket eden terör örgütü tarihinin en ağır zayiatını vermesinin ardından bu gerçeği net bir biçimde görmüş olsa gerek.
Peki, emperyalistlerin kulaklarına fısıldadıkları ile hareket eden terör örgütü,  kullanılıp atılacaklarını bile bile onların askeri olmayı sürdürecekler mi?
-Afrin’de çok büyük zayiat veren terör örgütünün lider kadrosunun Zeytin Dalı harekâtından sonra Türkiye’ye engel olamayan Amerika’ya öfke kustuğu dillendiriliyor. Hatta kimilerinin DAİŞ ile mücadelesinde Amerika’nın yanında savaşmayacakları tehdidinde bulundukları bildiriliyor. Sanki Amerika’nın böyle bir derdi varmışçasına…
-Afrin’in düşmesinin ardından terör örgütünün bundan sonra ne yapacağını zaman gösterecek. Bu noktada, kabinesinde Türkiye karşıtı isimlere daha çok yer vermeye başlayan Trump yönetiminin özellikle Menbiç konusunda nasıl bir pozisyon alacağı belirleyici olacak gibi duruyor.
Donald Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Zeytin Dalı harekâtı sonrası Amerika’ya sitemini dillendirirken söylediği;  “Eğer stratejik ortaksak, bize saygı duyacaksın ve bizimle beraber yürüyeceksin” sözünü mü dinleyecek yoksa ABD birliklerinin Menbiç’ten çekilmeyeceğini söyleyen ABD Savunma Bakanlığı’nı mı?
Amerika’daki siyasi analizlerde de özellikle son süreçte yaşananlardan hareketle, Suriye konusunda ABD’nin Türkiye ile arasındaki sorunları çözmesi gerektiği görüşlerinin daha sıklıkla dillendirilmesine dikkat çekiliyor.
Bunun yanı sıra yine ABD kamuoyunda PKK/YPG’nin savaşma gücünün abartıldığı şeklindeki görüşler göz önüne alındığında Amerika’nın PYD ile olan ilişkisini, kâr-zarar hesabı yaptıktan sonra gözden geçirebileceği hiç de ihtimal dışı görülmüyor.
Ancak yine de Trump yönetiminin diğer pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da kafasının karışık olduğunu söylemek mümkün. Bu noktada PKK/PYD kartının kullanılması gerektiği görüşünü savunan ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’ın tezinin daha çok kabul gördüğü belirtiliyor siyasi analizlerde. Bu durum, Rex Tillerson’ın ardından ABD Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturan Mike Pompeo’nun Türkiye’ye karşıtlığı göz önüne alındığında, Türkiye-ABD ilişkilerindeki yüksek tansiyonun öyle kolay düşmeyeceğinin işareti olarak okunuyor.
***
Peki, kendi iç güvenliği söz konusu olduğunda kimin ne söyleyeceğine bakmaksızın yapması gerekeni yapacağını çok net bir biçimde ifade eden, bu noktada söylediklerinin blöf olmadığını Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtı ile gösteren Türkiye’nin, Menbiç konusunda;
 “Amerika söz verdiği gibi üzerine düşeni yapsın, aksi takdirde kendi göbeğimizi kendimiz keseriz” şeklindeki söylediklerine Beyaz Saray yönetimi yine de kayıtsız kalır mı?
PKK/PYD kartını kullanmayı sürdürmeyi tercih eden Pentagon’a rağmen Beyaz saray yönetiminin hem Türkiye’nin kaygılarını gözeten hem de Kürt kartını elinde tutmayı sürdürecek bir denge politikası arayışında olacağını öngörmek mümkün. Bunu nasıl başaracağı elbette merak konusu. Ancak sadece Suriye’nin geleceğine ilişkin değil genel anlamda Ortadoğu’ya yönelik hesapları nedeniyle Amerika’nın böyle bir arayış içinde olacağı dillendiriliyor. Aksi takdirde Türkiye’yi tamamen Rusya saflarına itmiş olacak ki Washington bunu asla istemiyor. Hele, Batı dünyası ile Rusya arasındaki gerilim her geçen gün biraz daha derinleşirken…
Velhasıl Zeytin Dalı harekâtı ile hem sahada hem masada eli güçlenen Türkiye karşısında Trump yönetiminin gerilimi artırmaktansa Ankara ile uzlaşı yollarını arayacağını söylemek daha gerçekçi gözüküyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce bu yazın çok sıcak geçeceğini söylemişti. Gerçekten bu yaz çok sıcak geçecek gibi gözüküyor…

 

Yorum Yazın

Facebook