Allah Teala buyuruyor:
"Onlar ol kimselerdir ki, doğru yolu bırakıp sapkınlığı (eğri yolu) salın almışlardır. Demek alış-verişleri onlara kazanç sağlamamış ve onlar doğru yolu da bulamamışlardır." (Bakara, 16)
Bu Dîn-i Mübîn'de peyda olan fitne ve fesad ol cemaatin şeametindendir ki, hâtayı dünyevî sebebiyle ahiretlerini de berbad eylemişlerdir.
Bir kimse irşad vazifesiyle meşgul olduğu halde,onun ameli,sünnet-i Resullah- sallalahu aleyhi ve sellem-e muvafık değil ise (zinhâr bin zinhâr)ondan uzak olup firar eyliye.. Tâ ki mürurı zaman ile kalbinde ibtila peyda olub da i'tikadına halel gelmeye ..Böyle olan kimseye caiz değildir.her ne kadar zahirde harikalar izhar etse bile...
Bu gibiler öyle bir sârik-ı pinhan (gizli hırsız) ve şeytan tuzağıdır ki, onlarla sohbetten, arslandan ziyade firar eyleye...
Cüneyd -kuddise sirruh- buyurmuştur ki:
Kur'anı hıfz ve takrîr etmeyen (sağlamlaştırmayan) ve Hadis-i Nebevi'yi ketb ve tahrir kaydında olmayan (yazmayan) kimse sofiye nazarında iktida'ya şayan ve salih değildir. Zira bizim ilmimiz Kitab, Sünnet ile mukayyed'dir. Sadikîn ve sabikîn'in tarıkları Kitab ve Sünnet ile mukayyeddir ki, sofiyye-i hakikiyye onlardır. Ve Peygamberi Huda -aleyhi ve ala alihi's-salatü ve's-selamın varisleri dahi onlardır ki, akval (sözlerinde) ahlak ve ef'alinde ona iktida ve ittiba eylemişlerdir (uymuşlardır).
Adab-ı Nebevi'yi ve Sünen-i Mustafavi'yi -sallallahu aleyhi ve sellem- terk eden kimseyi zinhar ariftir diye hayal eyleme. Ve onun harik-i adatına (insanda hayret uyandıran şeylerine) aldanma. Ve zahiri maarif-i tevhidisine (Tevhid bilgisine) aldanma!..
Zira, Yehud, Nasara, Brahma... gibi batıl fırkalarda dahi havarik (hayret veren şeyler) ve maarif-i tevhit vardır.
*
Tefsir-i Kebirde mezkurdur ki:
Ömer ibnü'l-Hattab -radıyallahu teala anh- Hazretlerine bir nasraniyi hıfz-ı akva (zeki) ve hatt-ı ahsen (güzel yazı) ve a'la sahibidir, münasib ise onu katib ittihaz eyle dediler.
Hazret-i Ömer -radıyallahu anh-imtina' edip buyurdular ki:
Mü'minîn'den gayri Sadık-i haseylemem. Nasranî'yi ittihaz eylemek caiz olmadığına ben şu ayeti delil bilirim, dedi;"Ey iman edenleri Kendi (din kardeşlerinizden başkasın) dost ve sırdaş edinmeyini" (Al-i İmran,118)
*
Ebu Musa'l-Eş'arî'den mervidir ki:
Hazret-i Ömer'e, benim bir Nasranî katibim vardır, dediğimde bana dedi ki:
- Katelekellah! Sen Müslüman değil misin? Bu kavl-i kerimi istim'a (duymadın mı) eylemedin mi ki? Hak Teala Hazretleri buyurur:
"Ey iman edenler! Yahudileri de, Nasranîleri de kendinize yar (ve üstünüze hakim) tutmayın." (Maide,51)
Ben dahi Hazret-i Ömer'e dedim ki:
- Onun dini, kitabı vardır, Hazreti Ömer -radıyallahu teala anh- ise:
- Allahü Teala'ya ihanet eyleyene ikram eyleme ve zelil eylediğini izaz eyleme! ve ib'ad eylediğini (uzaklaştırdığını) takrib (yakın) eyleme!.. Zira:
"Allah kimi (bedbahtlıkla) hor kılarsa artık onu saadete kavuşturacak (hiç bir kuvvet) yoktur." (Hac, 18)
- İstihdam eylediğim emr (maslahat, iş) tamam değildir, dedim. Hazreti Ömer -radıyallahu anh- buyurdular ki:
- Ol Nasrani fevt (yok) olursa ne vecih (şekilde)hareket edersin? Onun fevtinden evvel o kar (iş) ile amel edip gayrisi (bir başkası) ile ondan müstağni ol (gönlü tok ol).
*
Hazret-i Ömer -radıyallahu anh-İran fütuhatını müteakip Ashab-ı Kiram'a şu hitabede bulundu:
""Mecusi devleti mahv oldu. Bundan sonra bir karış yerlerini istirdad (geri isteyemezler) edemezler. Cenab-ı Hak onların diyar ve emvalini size mevrus (miras) kıldı. Ta ki sizin ne gûna amel edeceğinize nazar buyura... imdi halinizi tebdil etmeyiniz (değiştirmeyiniz)! Yoksa sizi başka bir kavim ile istibdal buyurur (değiştirir). Ben bu ümmet hakkında bir taraftan korkmam, illa sizin kendi tarafınızdan korkarım" buyurdu.