Allah Teala Buyuruyor:
Size harb açanlarla Allah yolunda siz de savaşın, fakat aşırı gitmeyin. Muhakkak ki Allah haddi aşanları sevmez. (Bakara: 190)
Eğer bundan sonra muharebeden vazgeçerlerse (siz de vazgeçin), muhakkak ki Allah çok mağfiret edici, çok merhamet edicidir.
Fitne kalmayıncaya, din de yalnız Allah'ın dîni oluncaya kadar onlarla savaşın. Savaştan vazgeçerlerse artık zalimlerden başkasına husumet yoktur.
Haram ay, haram aya bedeldir. Hürmetler (haklar) karşılıklıdır. Onun için kim üzerinize saldırırsa siz de aynı onların saldırdığı gibi üzerlerine saldırın. Fakat Allah'ın koyduğu hududa riayet edin ve bilin ki Allah takva sahipleriyle beraberdir.
Allah yolunda mallarınızı harcayın ve kendinizi tehlikeye atmayın. Daima güzel davranın. Allah muhakkak ki iyilik edenleri sever." (Bakara: 192-195)
Cenab-ı Hak, insan maîşetinin kıvamı ve huzur içinde devamı için halk ettiği malların batıl uğruna yenilmesini haram kılmıştır. Mallar, insanların kıvamı için, insanlar da ubudiyyet icablarını ifa etmek için halk olunmuşlardır.
Bilinmelidir ki her şey Allah'ın mülküdür. Mal ve beden üzerinde tasarruf ancak Allah'ın hakkıdır. Kulların tasarrufunun helal ve rızaya muvafık olması Allah'ın emrine ittiba etmelerine bağlıdır. Mallar, hırs, şehvet, gaflet ve batıla hizmet uğrunda yenilirse ondan kötü işler ve hadiseler zuhüra gelir. Ancak Allah'a îbadet ve O'nun yoluna hizmet uğrunda yenilmelidir. Hayır, ancak bundan sonra beklenir.
Bazı hikmet ehline soruldu ki:
- Ölümden daha zor nedir? dediler ki:
- Geldiği zaman ölümü temennî ettiren fitnedir.
- Şunu iyi bil ki, Allah -celle celalüh- bize, kendi yolunda savaşmamızı emretti, ta ki, Allah yolunda varlığını harcamayı iddia eden kimsenin iddiası ortaya çıksın. Allah'ı sevdiğini iddia eden kimse de belli olsun diye, malı sarf ederek zekat vermemizi bize emretti. Zira Allah yolunda savaş muhabbet-i ilahiyyenin ölçüsüdür. Çünkü herkes yaratılışı icabı hayatı ve malı sever. Binaenaleyh, iddiacıların iddiasını kesmek için insan, Allah yolunda savaş ve zekatla imtihan olundu. Zira herkes Allah'ı sevdiğini iddia etmektedir. İşte cihaddaki sır da budur.
Bu sebeple Hz. Ali (r.a.) buyurmuştur ki: "Gençteki en hayırlı haslet, şecaat ve sehavettir. Bunlar birbirinden ayrılmaz ikizlerdir. Çünkü her cesur cömerttir."
Ebü Eyyüb el-Ensarî -radıyallahu anh-'in şöyle dediği rivayet olunur:
"Allah dîninin azîz ve resülünü mansur kılınca dedik ki:" "Biz ehl ü emvalimizi terk ettik de İslamiyet yayıldı, Allah da Rasulüne nusret verdi. Şimdi artık ehl-ü emvalimize dönüp onlardan zayi ettiklerimizi tedarik ve tasfiyeye çalışalım." Biz böyle deyince Allah Teala:
"Allah yolunda infaka devam edin ve kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın" (Bakara: 195) ayet-i celîlesini inzal buyurdu.
Yani sizin helakınıza sebep olacak bir aile düşkünlüğüne ve bir mal sevgisine tutarak cihadı terk etme afetine tutulmayınız. Bundan sonra Ebu Eyyub -radıyallahu anh- son nefesine kadar cihadı bırakmadı. Son gazası Muaviye zamanında Kostantıniyye'ye yaptığı gaza olup Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-'in işaret ve tebşiri üzerine orada, sur dibinde şehîd olmuştur. Hadîs-i şerîfde:
"Kim gaza etmeden ve gaza edeyim diye kendi arzu etmeden ölürse münafıklıktan bir şu'be üzerine ölmüş olur" buyurulmuştur.
1) Resül-i Ekrem -sallalahu aleyhi ve sellem- Hicret'in altıncı yılının zi'lka'de ayında Ashab-ı Kîramıyle birlikte umre kasdıyla Mekke'ye hareket etmişlerdi. Kureyş müşrikleri buna mani oldukları için umre gelecek seneye kalmıştı. Bu meşhur Hudeybiye Musalehası'nın icabı idi. Gelecek sene geldi, Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- yine ashabıyla birlikte umreyi kaza etti. Bu tarih tam geçen seneki zi'lka'de ayına tesadüf ediyordu. İşte ayet-i celîledeki, "Haram ay, haram aya bedeldir" buyurulması, bu yılın zi'lka'desinde yapılan, geçen senenin zi'lka'desine yapılamayana bedeldir" demektir.