İlim

İlim

Allah Teâlâ buyuruyor:

"Ey Ümmet! Sizden bir cemâat olsun ki o cemâat nâs'ı hayr'a da'vet ve ma'ruflarla emir ve münkerâttan nehy etsin. İşte şu hayr'a da'vet edip emr-i bil'ma'rûf ve nehy-i ani'l-münkerle meşgûl olanlar ancak felâh bulup azâbdan kurtulanlardır." (Al-i İmran sûresi; 104)

Ya'ni, Millet-i İslâmiyye arasında halka her husûsta öğüt verecek ve nazar-ı şerîâtda câiz olan ile olmayanı bildirecek bir cemâat olmak lâzımdır. İşte öğüt verenler ve öğüt dinleyenler dünyâda ve âhirette felahyâb olanlardır.

İlim konusunda Hadis-i Şerifler:

Muâz -radıyallahü anh-, Hazret-i Peygamber -sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem-'den rivâyet eder: Buyurmuştur ki:

İlim öğrenmekle Bârî Teâlâ'nın azamet ve Celâlini bilip havf u haşyet hâsıl olur.

İlim talebi ibâdettir. İlmin müzâkeresi tesbihtir. İlimden bahsetmek cihâttır.

Allahü Teâlâ Hazretleri nice kavmi ilim ile ref' eyler, yükseltir. Ve hayrâtta onları muktedâ bih eyler.

Melâike-i kirâm, ehl-i ilm'in dostluğuna rağbet ederler ve kanatlarıyla ikramen mesh edip okşarlar. Melekler ehl-i ilim için istiğfâr ederler ve hattâ denizdeki balıklar ve hayvânât dahî onların yarlığanmasını isterler. Çünki ilim kulûb'un hayâtıdır. Kalblerin ölümü de cehildir.

*

Ebu Zer -radıyallahü anh- rivâyet eder.

Rasûl-i Ekrem -sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuştur:

"Yâ Ebâ Zer! Sabahladıkta Kitâbullah'tan bir âyet öğrenmek sana yüz rekat nâfile namaz kılmaktan hayırlıdır. Ve sabaha' girip ilimden bir bâb öğrensen sana bin rekat namaz kılmaktan hayırlıdır."

* "Tahkîkan her şeyin bir esâsı vardır. Bu dîn-i mübin'in esâsı ise ilm-i şerîattır. Binâenaleyh, müteşerri' bir âlim'in vücûdu şeytân için bin âbid'in vücûdundan daha ağırdır." (El-Câmiu's Sağîr)

* "Mesâil-i Şer'iyyenin müzâkeresi için teşekkül eden, toplanan bir mecliste hazır bulunmak bir sene nâfile ibâdet etmekten efdaldır." (Menâvî)

* "Allahü Teâlâ Hazretlerinin rızası için ilim talep edip öğrenmeğe çalışanların rızıklarını Allahü Azze ve Celle me'mûl olunmadık mahallerden tekeffül etmiştir." (El-Câmiu's Sağîr)

*

Ebu'l-Leys Semerkandî -rahimehullah- der ki:

Bir kimse âlim yanında oturup ta ilimden bir şey hıfz edememiş olsa da o kimseye yedi kerâmet vardır: "Eğer ilim öğrenirse onun fazîleti de daha başkadır."

1- İlim öğrenmeğe tâlib olan kimse (müteallim)nin nâil olacağı fazîlet'e nâil olur.

2- Âlim indinde oturduğu müddette nefsini ma'siyetten haps etmiş olur.

3- İlim meclisinde oturunca Rahmet-i ilâhiyye o meclise nâzil olmakla ondan hissemend olur.

4- İlim öğrenmek üzre menzilinden çıktığı vakitte üzerine rahmet-i ilâhiyye nâzil olur

5- İlim meclisinde dinlemesine de ibâdet, taât yazılır.

6- Eğer dinler de iyice fehm edip anlayamazsa kalbinde br ızdırâb ve mahzûniyet hâsıl olursa, ilmi istima' edip te anlayamadığından dolayı kalbi mahzûn olan kimsenin hüznü Alahü Azze ve Celle Hazretleri indinde Vesîle-i mağfiret olur.

Nitekim Hadis-i Kudsî'de buyurulmuştur:

"Benim rızâm için münkesir, mahzûn olanların ben yanındayım." Ya'ni mekândan münezzeh olduğu halde yanındayım buyurmuştur.

7- Nâs'ın i'zâz ve ikrâmına nâil olur ve kalbi ilme meyil ve muhabbet eder. Ve bu hikmet üzerine Rasûlullah -sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem- efendimiz, "sulehâ meclislerine devâmı" emir buyurmuştur:

Bu Hikmet'e binâen ulemâ-yı kirâm demişlerdir ki:

Bir kimse ulemâ ile birlikte oturursa ilmi artar. Bir kimse Sulehâ ile birlikte oturursa ibâdet ve taât'a rağbeti artar. Bir kimse ağniyâ ile oturursa o kimsenin kalbinde dünyâya muhabbet ve rağbet artar. Bir kimse ehl-i tekebbür ile oturursa kibri artar. Bir kimse çocukla oturursa lehv ü mizâhı, eğlenceli şeyleri artar. Bir kimse kadınlarla oturursa cehl ü şehveti artar. Bir kimse eğer fâsıklarla oturursa tevbeyi ihmâl ile ma'siyet'e cür'eti artar.