Allah Teâlâ buyuruyor:
"Rabbiniz kendi üzerine (şu) rahmeti yazdı. İçinizden kim bilmeyerek bir fenalık yapıp ta sonra arkasından tevbe etmiş ve düzelmiş ise şüphesiz ki O- (Allah) gafûr ve Rahîmdîr." (En'am Sûresi: 54)
İnsan cehâleti sebebiyle günah işlemiştir. Sonra fenâlıktan tevbe ve muâmelâtını ıslah etmiştir. İşte bu gibiler hakkında Allah Gafuru'r-Rahîmdir. Ve bu gibiler için afvini farz kılmıştır. Hadis-i şerifte de:
"- Günahlarından hâlis olarak tevbe eden kişi hiç günah işlememiş gibidir" buyurulmuştur.Bir insan hâlis tevbe ederse hiç günah işlememiş gibi temizlenir.
"Gerek itâat ve gerekse isyânının zerresi, gâib olmaz. İtâat eden mükâfât bulur, isyân eden mücâzât görür." (Zilzal Sûresi; 7-8) Şu halde dâire-i İtâatta bulunarak kendini Cenâb-ı Hakk'a sevdirmeli. Necât bundadır.
Hak Teâlâ Hazretleri:
"- Şirkten tevbe edip iyi amel (ve harekette) bulunan kimselerin kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Allah çok yarlıgayıcı, çok esirgeyicidir," (Furkan Sûresi; 70) âyet-i celîlesinde önce tevbeyi beyân buyurmuştur. İmân ve amelin makbûl ve tam olması için, evvelâ tevbe lâzım geliyor.
Seyyiâtın, hasenâta tebeddül etmesi hakkında bu âyet-i celîle tefsîrinde beyân buyurulmuştur ki: Meselâ yüz seyyie işleyen bir kimse sıdk ve ihlâs ile tevbe eder, ameli salîh işlerse yüz hasene verilir.
GÖZYAŞI
Hak yolcularının Cenâb-ı Allah'a yaklaşabilmeleri için yegâne sığınak gözyaşıdır. Çünki:
Gözyaşı: İçin, tehassür ifadesi ve gözün niyâzıdır.
Gözyaşı: Nedamet ma'nâsını taşır, Allah'a bir nevi tevbedir.
Gözyaşı: Aşkın derûnî hislerini coşturan kelimesiz ve sadâsız lisanıdır.
Gözyaşı: Ârifin kalbinin tercümanıdır.
Gözyaşı: Mağfiret için Allah'ın kullarından istediği istirhamıdır.
Gözyaşı: Hakk'ın rahmetini tahrîk ve merhametini celbeder.
Gözyaşı: Günahkârın sıdk ve ihlâs ile Rabblerine eyledikleri ubûdiyet incisinin dâneleridir.
Gözyaşı: Allah için öyle bir sermaye-i sadeftir ki, rahmet, merhamet ve mağfiret habbelerini içinde taşıyan seyyidü'l-istiğfar ve tevbe-i nasuhtur.
Gözyaşı: Günahların gufranıdır.
Gözyaşı: Muhlisin habbe-i ihlâsıdır.
Gözyaşı: Asînin kurtuluş ipidir.
Gözyaşı: Hulâsâ, vuslata erenlerin yegâne istinadgâhıdır.
İMANIN ŞAHİDLERİ
"Siz zanneder misiniz ki, şâhidsiz da'va'nızı yani mü'min olduğunuzu isbât edebilirsiniz Cenâb-ı Hak şâhid taleb edecektir," (Ankebut Sûresi; 1-2) buyurulmuştur.
Bir davacı var, bir de davâlı. Davacı olanın mahkeme huzûrunda da'vâsını isbât için iki şâhid lâzımdır. Şu halde cümlemiz mü'miniz, imânımız vardır, diyoruz. Bunun isbâtı lâzımdır. İki şâhid ise amel ve ibâdettir. Amel ve ibâdet olmayınca da'vâ sabit olmaz.
"- Şunlar ki îmân ettiler ve günahlarına tevbe ederek Cenâb-ı Hak tarafına hicret ve teveccüh ettiler. Nefs ve şeytan ile mücâhede ederek dâir-i isyândan dâire-i itâata hicret ve evâmir-i ilâhiyyeyi ifâ ve yasaklardan kaçınmağa dikkat ve nefislerini icbâr ettiler. Cenâb-ı Hakk'ın rızâsına tâlib oldular. Onlar için Allah'ın rahmeti vardır." (Bakara Sûresi; 218)
Yalnız bir duâ ile sözde kalmak fayda vermeyip, her halde rahmet-i ilâhiyyeye nâil olmak için amel ve ibâdet şarttır. Bu sûretle talibleri Cenâb-ı Hak mağfiret eder.
Cihâd ikidir; biri küffâr ile, diğeri nefs ile harbetmek demektir.
Bir insan bir kula hizmet ediyor, mukabilinde ücretini, mükâfatını alıyor. Şu halde mahlûkattan mükâfat alınırsa Cenâb-ı Hakk için çalışan acaba mükafatsız mı kalır? Bir kimse bir kuldan müteaddid defalar ihsân görürse ona dâima minnettâr kalır. Ve hatırından çıkarmaz. Şu halde Cenâb-ı Hakk'ın binlerce ni'metini gördük, şükretmek lâzımdır. Tefekkür edilmezse küfrân-ı ni'met edilmiş olur.
(Mahmut Sami Ramazanoğlu Musahabe 6 - sh. 168 - 171)