Toprak Yazıları -4-: İnşa ve Temel
“İnşa”; kurmak, yapmak mânâsına gelen bir kelime. Yalnızca bir evle ilgili konuşurken değil, bir fikirle, bir şiirle, bir niyetle ilgili konuşurken de kullanılabilir. Zaten herhangi bir hareketin evve...
“İnşa”; kurmak, yapmak mânâsına gelen bir kelime. Yalnızca bir evle ilgili konuşurken değil, bir fikirle, bir şiirle, bir niyetle ilgili konuşurken de kullanılabilir. Zaten herhangi bir hareketin evve...
Sâkin insanlardır, Araplar… Sünnet-i Seniyye’ye çok bağlıdırlar. Meselâ birçok Türk, Mescid’de Arapları görür; “Bunlar sünnet namaz kılmıyor!” diye kınarlar. Ama Peygamber Efendimiz sünnet namazları e...
Doktorlar, “oturarak yeme-içmenin vücut açısından daha güvenli ve sağlıklı olduğunu” söylemişlerdir. Zira bu şekilde, mide duvarları daha sağlıklı ve rahat olmaktadır. Ayakta bir şey içildiğinde, bu,...
Karakterini bildiğimiz için tam anlamıyla güvendiğimiz insanlar vardır. Güzel konuşmayı bilseler de bilmeseler de, insan ilişkileri tekniklerine sahip olsalar da olmasalar da, onlara güveniriz ve onla...
Toplumun temel birimi olarak aileyi çevreleyen evlerin, ailelerin birbiriyle düzenlenmiş münasebetlerinin bütünü olan mahallelerin yerine, teknokratların insanlardan kopuk olarak belirlediği tarzda me...
Muhterem Okuyucularımız; Îman sahibi olmanın “elde bir kor parçası tutmak” gibi zor olduğu, insanların “gündüz mü’min, gece kâfir” ya da “gece mü’min, gündüz kâfir” olabildiği âhirzaman döneminde yaş...
Evlerinize misafir ettiğiniz Altınoluk Dergimiz her ay bir dosya konusuyla karşınıza çıkıyor. Bu konunun tespiti yayın kurulumuzun ayda bir yaptığı istişare toplantısı neticesinde şekilleniyor. Kuruld...
“Can pencerem zevk ve şevkle açıktır. Allah’ın lütfu oraya vasıtasız gelir. Allah’ın lütfu, rahmeti, nuru madenimden, hakikatimden gelir, penceremden evime girer. Penceresiz olmayan bir ev cehennemdir...
İlahiyat müfredatında olmayan ilimler, dersler ve kitapların medrese; medresede olmayan dersler ve bilgilerin ise akademi ile tamamlanması gerektiği; bu iki müessesenin birbirini tamamladıkça hakiki m...
Çocuğun zekâsını ölçmeye son derece hevesliyiz de, çocuğun vicdanının ne durumda olduğunu merak eden ebeveynler kaç kişidir? Çocuğu en kısa sürede dâhi seviyesine getireceğini, özgüvenini en yükseğe ç...
Anne babadan uzakta büyüyen çocuk kendi yolunu kendi çizer. Bunun için genelde başkente gitmek zorunda kalır. Büyük şehirlerin tuzağı da büyüktür. Kapana bir yakalanan bir daha zor çıkar. Yolu, Kur’an...
Dervişlik anlayışı “Yâr olup bâr olmamak” şeklinde tebellür etmişti. Hiç kimseye yük olmak istemez ama herkesin yâr ve yardımcı olmaya çalışırdı. Şefkat ve merhameti söylem işi değil eylem işi olarak...
“Telif ve tercüme faaliyetleriyle Filipinlerde nicelerinin hidayete ermesine vesile olan, gönül dünyamızı aydınlatan, Mü’minlerin kalben manevi tekâmülünü sağlayan, gençlerimizin eğitimini, irşadını v...
Günümüzde modern bilim kendisinden neşet eden teknoloji ile birlikte insanlığa büyük bir güven ve konfor alanı vaat ediyor. Artık insanlar bir şeyin güvenirliliğini bilimsel olup olmamasıyla ölçüyor....
Muhterem Okuyucularımız; İnsanın her nefes alıp verişinde hayatı “bitiyor” ve “yeniden başlıyor”. O yüzden “bir nefeste iki defa şükretmek lâzım” demişler; hem nefesimizi verebildiğimiz hem de yenisi...
Hayatımız, sarkaç misali, bir o uca, bir bu uca savruluyor. İfrat-tefrit arasında, orta noktada bulunmamız ve bunu yaşayışımızın her alanında bir hayat tarzına dönüştürmemiz gerekiyor. İnançta, Allah...
Genetik mirasların aktarımı gerçektir. Ama insan, bir atasından devraldıklarıyla değil, bizzat kendisi olarak insandır. Aktarımlar insana bu kadar tesir etseydi; geçmişleri sürgün, soykırım ve travmal...
Başımı kaldırıyorum ki, balkon tavanında muhteşem bir yuva. Sanki çamurdan kale. İçeri doğru genişleyen kalp şeklindeki yuvanın dar ağzında endişeli gözlerle bakan iki minik kafa… Yüreğimde hissettiği...
Kararmış, is tutmuş kazanı külleriyle temizlerlermiş eskiden… Çünkü isin dilinden ancak kül anlarmış. Ovuldukça parlayan kazan, kendinden çıkan ışıltının verdiği gururla konulurmuş ateşin üstüne… Kalı...
Bir başka hasta yakını anlatıyordu: 5-6 yaşlarındaydım. Mâlum köylerde, hele de o yıllarda oyuncak ne gezer, anne-babalarımız hayat mücadelesi içindeyken bizimle kim uğraşacak? Biz de kendi kendimize...