Allah Teala buyuruyor:
"İşte bunlar, yani Kur'an hidayetiyle hidayete erip gaybe îman edenler, namazı dosdoğru kılanlar, kendilerinin merzuk kılındıkları şeylerden infak edenler, Sana indirilene ve Senden önce indirilenlere îman ederek ahirete yakın hasıl edenler Rablerinden gelen bir hidayet üzredirler işte bunlar, felaha erenlerin ta kendileridirler »(Bakara, 5)
Felah üç mertebedir:
Birincisi: Nefse karşı muzaffer olmak. Hevasına ve dünyaya tabi olmakdan kurtulmak, alay işine aldanmamak, şeytanın vesveselerine aldanmamak, fitnelerine kapılmamak.
İkincisi: Küfürden, dalaletten, bid'at ve cehaletten, nefse aldanmaktan, şeytanın vesvesin-den, imanın zevalinden, emniyyeti zayi' etmekten, kabrin ve hasrın korkularından, sıratdan ayağı kayıp düşmekten, cehennem azabına duçar olmaktan, cennetten ve cemalden mahrum olmaktan kurtulmak.
Üçüncüsü: Ebedi mülkte, sermedî ni'metlerde, zevali ve intikali olmayan alemde, hüznü olmayan sururda, ihtiyarlığı olmayan zindelik ve gençlikte, zorluğu olmayan rahatlıkta, illeti olmayan sıhhatte, hesabı olmayan ni'mete nailiyette, hicabı olmayan bir mülakatta bekaya ermektir. Cemalullaha kavuşmaktır.
Zü'n-Nûn-i Mısrî -kuddıse sırruh-demiştir ki
-Yakîne eren tul-ı emeli terkeder Tül-ı emeli (erkeden zühde, zuhd hikmete, hikmet de her işin sonunu düşünmeye götürür ki ahiret îmanı bu iman ve tefekkürün kemal halidir.
Arifler demişlerdir ki Vücud hicabında kalmanın zilletinden kurtulan, uhrevî işlerde yakîne ermenin izzetini tadar .Gözlerinden hicab kalkıncaya kadar iman eder, hicab kalktıktan sonra yakîne erer. Bu manada Hazret-i Ali -kerremallahu vecheh- "Perdeler açılmış bile olsa yakîmin artmaz, zira ben M. Selmî Ramazanoğlu Kul Olma Terbiyesi devamlı yakîn içindeyim " demiştir. Çünkü vücud hicabından kurtulanı, uhrevî işleri muşahadeden dünyanın cismanî hicabları perdeleyemez Hicablarin açılmasıyla îman mertebesinden iykan mertebesine ererler işte Kur'an hidayetiyle hidayete erip gaybe iman edenler, namazlarını dosdoğru kılanlar, kendilerine verilenlerden infak edenler, Hazret-ı Muhammed Aleyhis-selam'a ve O'ndan evvelkilere inzal olunanlara îman edenler, ahırete yakînen îman edenlerin ta kendileridir Bunlar gerek dünyada gerekse ahirette, dünya işlerinde ahireti, ahiret işlerinde dünyayı iç içe ve yakînen müşahede ederler. Ahreti dünyadan ayrı ve uzak görmedikleri için ahirete îman mertebesinden îykan mertebesine yükselirler.
Kul, kendisini daima Cenab-ı Allah'ın gördüğünü ve duyduğunu bilmelidir. Dolayısı ile Allah'ın kendisine bakışını ve her şeyinden haberdar oluşunu basite almamalıdır. Allah'tan gizlemediğini başkalarından gizleyip saklayan insan Allah'ın bakışını basit, değersiz görmüş demektir. Allah'ın mürakabesinde olduğunu bilmek, îmanın üç meyvesinden birisidir. Zira Allah'ın kendisini gördüğünü bildiği halde günah işleyen kişi ne kadar cesur! Ne kadar hüsrana uğramıştır. Görmediğini zannederek günah işleyen ise ne kadar nankör, ne kafirdir!
Allah tan hakkıyla korkmak ve böylece ehli takva derecesine vuslat, ancak masivayı (Allah tan başkasını) terketmek ve onlara iltifat etmemekle elde edilir. Zira Halıka vuslat, mahluktan ayrılıp, uzaklaşma olçusundedir Allah'a takarrub, yaklaşmak, masiva'dan uzaklaşmakla mümkündür.
On zümre vardır ki bunlar aldanmışlardır.
1- Halıkının Allah olduğunu bilip de O'na kulluk etmeyen,
2- Razıkının Allah olduğunu bilip de huzur ve itmi'nan içinde bulunmayan,
3- Dünyanın zail olduğunu bildiği halde ona i'timad eden, yani her türlü işinde onu esas kabul eden,
4- Varislerinin, kendinin düşmanı olduklarım bildiği halde onlar için mal biriktiren,
5- Ölümün bir gün muhakkak geleceğini bildiği halde ona hazırlanmayan,
6- Kabrin menzili olduğunu bilip de orası için tedarikli bulunmayan,
7-Kendisini hesaba çekecek olanın Allah olduğunu ve O'nu aldatmanın imkanı bulunmadığını bildiği halde sahîh bir huccete dayanmayan,
8- Cennete ulaşmak için sıratten geçileceğini bildiği halde oradan düşmekten korkmayan,
9- Ateşin facirlere me'va (yuva) olduğunu bildiği halde ondan ürpermeyen,
10- Cennetin ebrarın yurdu olduğunu bildiği halde oraya girmek için amel etmeyen;
Kimse aldanmıştır.