Mürîde Gereken, Evliya’nın Edebiyle Edeplenmektir

Mürîde Gereken, Evliya’nın Edebiyle Edeplenmektir

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün ashâbıyle mescidde otururlarken büyük bir yıkıntı sesi işittiler. Bir duvar yıkıldı zannederek korkuya kapılıp merak ettiler. Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz:

 – Bu yıkıntının ne olduğunu biliyor musunuz? diye sordu. Ashâb-ı Kirâm:

– Allah ve Rasûlü daha iyi bilir, dediler.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

–Bu, Allâh’ın yetmiş sene evvel cehennemin üst tarafından attığı bir taşın sesidir ki dibine şimdi varmıştır.”

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kelâmını bitirince münâfıklardan bir münâfıkın evinden büyük bir feryat işitildi. Yetmiş yaşındaki bir münâfık o vakit ölmüş, öldüğü vakitte cehennemin en derin yerine gitmişti. Cenâb-ı Hak da onlara ibret olması için onu işittirmişti.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır:

İsra ve Mîraç Gecesi’nde üçüncü kat semada konulmuş bir taş gördüm. Cibrîl’e bunun mahiyetini sordum. Cibrîl; “Ondan sorma!” dedi. Ben oradan geçtikten bir müddet sonra tekrar ona rast gelip üzerinde durdum ve dedim ki; “Bu taşın mahiyetini bana haber ver.” Cibrîl; “Bu taş Lût kavmine atılan taşlardan ayrılan ve arta kalan bir taştır. Ümmetinin zalimlerine hazır beklemektedir” dedi ve:

“O zalimlere çok uzak değildir” âyetini okudu. Bilesin ki zulm; her kalbe yağdırılan kasvetin neticelerindendir. Bir kimsenin kalbi ne kadar katı, yani kasvetli ise zulmü o nispettedir. Bir kimsenin kalbinin kasveti ne kadar artarsa necâta erme ümidi de o kadar azalır ve kahr u celâl semâsından inen kasvet taşlarıyla helâk olur. Allah cümlemizi zulm ü fesattan muhafaza kılıp adl ü salâha irşâd eylesin! Âmin.

Bir millet içinde doğruyu görmemek, hilekârlık, sahtekârlık ve kindarlık, hıyânet ve düşmanlık zuhur ederse Allah onların kalplerine korku doldurur, zina artarsa ölüm çok olur, ölçü ve tartılara hile yapılırsa Allah rızık darlığı verir, hakkın gayriyle hüküm olunursa çok kan dökülür, ahde sadakat göstermemek adet hâlini almışsa Allah onlara düşmanı musallat kılar.

Sâlike gereken, evliyâ ve enbiyâ hazarâtının âdâbıyla müteddib olmak, bu tarikte ilk adımını emrolunduğu veçhile ve şartınca atmaktır. Emânet ve istikamette olmaya muhakkak sûrette riayet etmelidir. Her hak sahibine hakkını adl ile dosdoğru vermeye ve en doğru ölçüleri kendisine kıstas edinmeye dikkat etmelidir.

Bunlara riayet ederse Cenâb-ı Hak onu kulluğuna kabul edip dünyada ve âhirette aziz eyler ve saadette kılar. Fakat gadr u zulm ederse, hıyanet ve tekebbür gösterirse ve bunlarda ısrar ederse Cenâb-ı Hak onu reddeder, dünyada mezmum, ahirette mahrûm eyler ve intikam alır. Cenâb-ı Hakk’ın affını ve fazlını tedarik etmeyen kimse şakî olarak yaşar, şakî olarak ölür ve şakî olarak haşr olur.

(Mahmud Sâmî Ramazanoğlu, Yûnus ve Hûd Sûreleri, s.257)