“Müslümanlar Olarak Can Verin”

“Müslümanlar Olarak Can Verin”

Hz. İbrahim (a.s.)’ın oğullarına vasiyyeti:

“Müslümanlar Olarak Can Verin”

“Allah Teâlâ buyuruyor:

ÇVe hatırlayın o zamanı ki, Rabbi İbrahim’i bir takım sözlerle imtihan edip, o da bunları tamamen yerine getirince, Allah “Seni insanlara imam yapacağım” buyurmuş. İbrahim ise: “Zürriyetimden de!” demiş, Allah da: “Fakat zâlimler benim ahdime lâyık olamazlar!” buyurmuşdu.

İbrahim Beyt’in temellerini İsmail de beraber yükseltirdi. İkisi şöyle duâ etmişlerdi: “Ey Rabbimiz! Bizden bu hizmeti kabul buyur. Muhakkak duâları kabul eden, her şeyi hakkıyle bilen Sensin Sen!’

Ey Rabbimiz! İkimizi de Sana teslimiyyetde sâbit kıl. Neslimizden de yalnız Sana boyun eğen Müslüman bir ümmet getir. Bize hac ferâizini ve ibâdetlerimizi ifâ edeceğimiz yerleri ve zamanları göster. Tevbemizi kabul et. Çünkü tevbeleri en çok kabul eden, hakiki rahmet sahibi yalnız Sensin Sen!

Ey Rabbimiz! O Sana teslim olan Müslümanların içinden onlara Senin âyetlerini okuyacak, onlara kitabı ve hikmeti öğretecek, onları şirkden tamamen temizleyecek bir peygamber gönder. Şüphesiz her şeye yegâne gâlib, ef’alinde türlü hikmetler sahibi yine ancak Sensin Sen!”

Kendini bilmezlerden başka kim İbrahim’in dîninden yüz çevirir? And olsun ki, Biz onu dünyâda beğenip seçmişizdir. Şüphe yok âhiretde de o muhakkak sâlihlerdendir.

Rabbi ona: “Kendini Hakka teslim et!” dediği zaman O: “Teslim oldum âlemlerin Rabbına!” deyivermişdi.

İbrahim bunu oğullarına da tavsiye etdi. Ya’kub da öyle yapdı: “Ey oğullarım, Allah sizin için İslâmiyyeti beğenip seçdi. O halde siz ancak Müslümanlar olarak can verin!” dedi.È (Bakara, 124-186)

Cenâb-ı Hak İbrâhîm -aleyhisselâm-’a: ÇBen seni insanlara imam yapacağım!È buyurmuşdur. ÇSeni bu hasletlerinle imam edinecekler, sâlihler sana tâbi olacaklar!È Buna göre İbrâhîm -aleyhisselâm- asrının nebîsi olduğu gibi kıyamete kadar da bütün insanların muktedâsıdır, imamıdır. Allah bu âyet-i celîlede beyân buyurduğu va’dini, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’e:

ÇSonra sana “Hanîf olarak Millet-i İbrahim’e tâbi ol” diye vahyetdikÈ (Nahl sûresi, 123) buyurarak yerine getirmişdir. Bu sebeble bütün semavî dîn sâlikleri İbrahim aleyhisselâm’ı büyük tanımakdadırlar. O’nu lâyıkı veçhile tanıyıp tâbi olanlar ise Hazret-i Muhammed Mustafa -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ümmetidir ki, namazlarının sonunda:

ÇEy Rabbimiz! İbrahim’e ve âl-i İbrahim’e salât ettiğin gibi Muhammed’e ve âl-i Muhammed’e salât et. Muhakkak ki, hamdleri lâyıkıyle kabul eden, çok yüce şeref sahibi bulunan ancak Sensin SenÈ derler.

Haberde varid olmuşdur ki, İbrahim -aleyhisÉselâm-bir gün rüyâsında büyük bir bahçe gördü. O bahçedeki ağaçların yapraklarında:

“La ilahe illallah” yazılı olduğunu gördü. Cibril’e bunun ne olduğunu sorunca Cibrîl -aleyhisselâm ona Muhammed aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm’ı anlatdı. Bundan sonra İbrahim -aleyhisselâm-:

Ğ ÇYâ Rabbi Ümmet-i Muhammed’in lisânlarına benim yâdımı koyÈ diye duâ etdi. Duâsı müstecâb olup namazda tahıyyatdan sonraki salâvat-ı şerîfede ismi, Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ismiyle beraber zikrolundu.

Bu dünyâda her bir kula az veya çok bir mühlet verilmiştir. Fakat hiç bir kul ihmâl edilmemişdir. Bunu beyân için âyet-i celîlede:

ÇO gün her bir kimse kazandığı ne ise onun karşılığını görecekdir!È (Gâfir sûresi, 17) buyurulmuşdur.

Akıl sahibine gereken dünyânın alâyişi, süsü, zîneti ile aldanmamak ve Allah’dan gayrisi ile sevinmemektir. Çünkü O’ndan gayri ne varsa bâtıl ve zâildir. Zevâl bulan şeylere aldanmak ise kâmil akıl sahiblerine yaraşmaz.

(Ramazanoğlu Mahmud Samî, Bakara Suresi Tefsiri, s. 188-1936