Sadece Allah İçin...

Sadece Allah İçin...

Nebî sallallahü aleyhi vesellem, Muaz ibni Cebel (r.a.)'a yaptığı tavsiyelerin sonunda şöyle buyurmuştur:

"Hafaza melekleri kulun zekat, oruç, hac, umre, güzel ahlak, zikrullah gibi amellerini alıp götürürler. Melekler amelin ancak Allah için yapılıp yapılmadığına şahitlik etmek için huzurda dururlar. Allah Teâlâ buyurur: "Siz, kulumun amelini zaptetmekle mükellef meleklersiniz, Ben de kulumun kalbine vakıfım. O, bu ameli işlerken beni değil, benden başkasını murad etmiştir. Lanetim onun üzerine dökülecektir." Melekler derler ki: "La'netin onun üzerine olsun ey Rabbimiz. Ona biz de la'net ederiz. " Bunun üzerine yedi kat semalar ve semadakiler ona la'net ederler.

Muaz bin Cebel -radıyallahu anh- diyor ki:

"- Ya Resûlallah" dedim, "Pekiyi ben nasıl kurtulacağım ve ihlasa ereceğim?" Resul-i Ekrem -sallallahü aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

"- Bana ihtidâ et, yakîne ermeğe çalış, amelinde kusur olsa bile lisanına sahip ol, yani gıybetten sakın, hamele-i Kur'an'dan olan kardeşlerini gıybet etme. Kendini onlardan üstün görme, ahiret amelinin içine dünya ameli katma, insanların arasını açıp darmadağın etme, kıyamet gününde ateşin köpekleri de seni darmadağın ederler. Amelinle insanlara gösterişte bulunma, riyadan sakın. "

Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem buyuruyor:

"Amellerin sıhhati yahud kemali ancak niyetledir. Herkesin niyet ettiği şey ne ise kendisine aid (ve eline geçecek) olan odur. Şu halde kimin hicreti Allah'a ve Rasûlü'ne (Allah'ın ve Rasûlü'nün rızasına) ise (hakîkaten) hicreti Allah'a ve Rasûlü'nedir. Kimin de hicreti kavuşacağı dünya veya nikah edeceği kadın için ise hakikaten hicreti, hicret ettiği o şeyedir." (Buhari, Müslim)

"Kim Allah yolunda velev devenin bir ayak bağı kadar cüz'î bir menfaat sağlamaktan başka bir şeye niyet etmeyerek yani maddî herhangi bir faydayı düşünerek muharebe ederse onun nasîbi ancak niyet ettiği o şeydir. O Allah'ın hiçbir sevabına kavuşamaz. " (Ahmed bin Hanbel)

"Ebû Musa el-Eş'arî - radıyallahu anh-'ten; şöyle dedi:

Rasûlullah - sallallahü aleyhi ve sellem-'e bir adam geldi ve dedi ki:

- Ya Rasûlullah. Adam var ganîmet için savaşır, adam var şan ve şöhret için savaşır, adam var görülmek yani gösteriş için savaşır; bunlardan hangisi Allah yolundadır.

Risalet-meab -sallallahü aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

- Kim, Allah'ın dediği; yalnız onun dediği üstün olsun diye dövüşürse işte onun savaşı Allah yolundadır. " (Buhari, Müslim, Ebû Davud, Tirmizi)

"Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-'ten; dedi ki:

Rasûlullah -sallallahü aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim.

- Kıyamet gününde aleyhinde ilk hükmedilen insanlar şunlardır:

1. Şehid edilmiş kimsedir. O, Allah'ın huzuruna getirilir. Allah kendisine olan nimetlerini anlatır; o da bunları itiraf eder. Cenab-ı Hakk:

"- Öyleyse bunlara karşı ne yaptın?" der. Adam:

- "Senin uğrunda şehîd edildim. " der.

Allah buyurur ki:

"- Yalan söyledin, ancak sen, "cür'etli ve cesur" denilsin diye savaştın, gerçek öyle de denildi." Onun hakkında emredilir ve ateşe atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir.

2. İlim öğrenen, başkalarına da öğreten, Kur'an okuyan adamdır. O huzura getirilir, Allah kendisine olan nimetlerini anlatır. O da itiraf eder. Cenab-ı Hakk:

"- Bunlara karşı ne yaptın?" der. Adam:

"- İlim öğrendim, onu başkalarına da öğrettim, senin uğrunda Kur'an dahî okudum." der. Allah buyurur ki:

"- Yalan söyledin, sen ilim öğrendin, "alimdir" denilsin diye, Kur'an okudun, o karî'dir yani kıraat ehlidir, denilsin diye. Hakîkat öyle de denildi." sonra hakkında emrolunur o ateşe yani cehenneme atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir.

3. Cenab-ı Hakk'ın kendisini genişlettiği, malın her nevinden kendisine verdiği adamdır. O getirilir. Allah ona olan nimetlerini anlatır, o da bunları itiraf eder. Cenab-ı Hakk:

"- Öyleyse bunlara karşı ne yaptın?" der, Adam:

"- Hakkında infak edilmesini emir buyurduğun hiçbir yol bırakmadım. İlla malımı senin yolunda harcadım. Cenab-ı Hakk:

"- Yalan söyledin, ancak onları "cömerttir" denilesin diye yaptın; filhakika öyle de denildi." Sonra hakkında emredilir ve cehenneme atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir." (Buhari, Müslim)

"İnsanlar ancak niyetlerine göre ba'solunur; yani kabirlerinden kaldırılır."(İbni Mace)

"Hisbesiz bir ecir ve sevap yoktur. Niyetsiz bir amel de makbul değildir. " (Deylemî)

Hisbe, yapılan hayırlı işlerden dolayı insanlardan hiçbir takdir ve mükafat beklememek, vazîfeyi sırf vazife olduğu için Allah'ın rızasını tahsil maksadıyla yapmaktır.