Şeytana Kul Olmayın

Şeytana Kul Olmayın

Allah Teala buyuruyor:

"Ey Adem oğulları! şeytan' a tapmayın, diye size emretmedim mi? "(Yasin, 60)

Bu ayet-i kerimesinde Cenab-ı Hak buyurmuştur ki;

-Ben size demedim mi Şeytan' a kul olmayınız?

Herkes, Cenab-ı Hakk' ın kulu değildir, mahlukudur. Kul olan Cenab-ı Hakk'ın evamir-i ilahiyyesini kamilen ifa ve nevahissinden külliyen ictinab eder. İşte kul budur. Yoksa gaflet ile imrar-ı vakt ederek ibadet ve taata ehemmiyet vermeyen kimseler, kul olamaz.

Ba'zıları da süs ve ziynete, paraya emvale muhabbet eder, paranın kuludur.

Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz buyurmuştur ki:

"Altın ve gümüş'e tapanların Allah müstahakkını versin.

Tahkîken bu altın ve gümüş sizden evvel gelen ümmeti helak etti. Siz de buhul, hırs, tefahurdan ictinap etmediğiniz takdirde sizin helakinize de sebeb olur." (Müslim)

Cenab-ı Hakk da buyurur ki:

"Siz Cenab-ı Hakk'ın evamir-i ilahiyyesine itaat ederseniz, Cenab-ı Hak size muzafferiyyet ve nusret ihsan eder. "(Muhammed, 7)

Hazret-i Ömer -radıyallahu Teâlâ anh'tan sormuşlar ki:

- "Sizin İslamiyet'ten evvel bazı iyi halleriniz vardı. Mesela, işret etmezdiniz, yalan söylemez idiniz, bir kimsenin hanesine gitseniz ailesiyle görüşmezdiniz. Bu neden idi?" demişler. Cevaben buyurmuş ki:

- Yalan söyleyen kimseler pek rezîl ve i'tibarsız olurlar. Onun için ben tenezzül etmezdim. Sarhoş olanların da rezaletlerinden dolayı sarhoşluğu kabul etmezdim. Sonra bir kimse benim evimde ailemle görüşse kabul etmezdim. Onun için ben de bunları yapmazdım.

İnsanın hayatında lazım olan şeylerden hepsini Cenab-ı Hak -azze ve celli- helal etmiş. Yemek, içmek... gibi. Fakat mülevves olan şeyleri de haram kılmıştır. Şerîatımız gibi mukaddes bir nizama tesadüf edilmez. Şerîat dairesinde hareket edenler için azab da yoktur. Mücibiyle amel edenleri doğru cennete götürür.

Allah Teala ve Tekaddes Hazretleri bu müjdeyi şu ayetinde vermiştir. Buyurmuştur ki:

"Şu kimseler ki muhakkak Rabbımız Allah'tır, dediler ve Allah'ın rububiyetini i'tiraf ile muamelatında istikamet ettiler. Onlar üzerine melekler nazil olur ve derler ki: Ey mü'minler! Siz korkmayın ve mahzun olmayın ve size va'd olunan cennetle müjdeler olsun! Zira imanınızın muktezası istikamet ettiğiniz için size va'd olunan cennet sizin için hazırdır. "(Fussılet, 30)

Fiilin delaleti, sözün delaletinden daha kuvvetlidir. Binaenaleyh bir kimse ezan sesi işitiyor, namaza davet olunuyor. Cenab-ı Hak namazı farz kılmıştır. Eğer namazı kılmıyorsa o kimsenin lisanı her ne kadar kılmayacağım diye söylemiyorsa da, fiilen kılmıyorum, demiş oluyor. Yani Cenab-ı Hakk' ın emrini kabul etmemiş oluyor.

Şeytana uyuyor. Halbuki şeytan hakkında Allah Zü'l-celal Hazretleri ayet-i celilesinde şöyle buyurmaktadır:

"Benim kullarım üzerinde senin hiç bir tahakkümün olamaz. Meğer ki azıp sapanlardan senin izinde gidenler olsun." (Hicr, 42)"O' nun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah'a ortak koşanlaradır." (Nahl, 100)

Bizim halimiz, padîşahı bırakıp uşağı i'zaz etmeğe benzer. Halbuki uşak bugün var yarın ve hatta biraz sonra yok olur. Padişah ise Cenab-ı Allah'dır.

Biz malikiyyeti madundan bekliyoruz. Köleyi mal sahibi biliyoruz. Bu, hata üstüne hatadır. Zira hiçbir şey yok, ancak Cenab-ı Allah vardır.

İslamiyet' i iyi muhafaza edersen daire-i selamette olursun. Müşfik bir pedere isyan eden evlada mecnun derler. Cenab-ı Hakk' ın emrine muhalefet edene ne söylense azdır.