Su Gibi Akar Zaman

Barajda toplanan suyu elektriğe çeviriyoruz değil mi? Mademki zamanı durduramıyoruz, önüne sabır ve gayretle bir baraj yapsak… İçini de iyiliklerle doldursak. Elektriğin dünyamızı aydınlattığı gibi biriktirdiğimiz iyilikler hem dünyamızı hem de âhiretimizi aydınlatsa…

Söz sofrası açılsın; misk ü amber saçılsın. Eğer dostlar hazırsa muhabbete geçilsin. Şair, “Bendini yıkar zaman,/Su gibi akar zaman.” diyor. Siz bu konuda neler düşünür, neler söylersiniz ey azizan?

- Şimdiye kadar zamanın sırrını çözen olmadı. Niçin, derseniz; önüne baraj yaparak nehrin akışını bir müddet durdurabilirsiniz. Havayı bir balonun içinde hapsedebilirsiniz. Fakat zaman nehrini durdurmanın imkân ve ihtimali yok. Akıl olarak her konuda söyleyecek fikrim vardır ama zaman konusunda aciz kalıyorum. Fazla düşünüp zaman kuyusunda kaybolmayı arzu etmem. Onun için bu konuda susma hakkımı kullanmak istiyorum. Hoş, ben sussam aynalar susmuyor. Ne zaman karşısına geçsem Cahit Sıtkı’nın şiirini hatırlıyorum: “Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var?/ Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?/Ya gözler altındaki mor halkalar,/Neden böyle düşman görünürsünüz,/Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?”

- Böyle boş şeyleri çok dert etme akıl kardeş. İlim, senin derdine de çare buldu, haberin yok galiba. Dedem yetmiş yaşında olmasına rağmen delikanlıdan farkı yok. Yüzünde kırışıklık, saçında bir tel ak göremezsin. Çünkü yüzünü gerdirdi, saçını da boyadı. İlerde ben de onun gibi yapacağım. Beni hiç kimsenin yaşlı olarak görmesine razı olamam.

- İlahi nefis kardeş, sen de az değilsin yani! Zeki dedeniz, anlattıklarını yaparak gençliğine bizi inandırabilir ama kendisi buna inanır mı? Hadi kendisi de inandı diyelim; ya gözleri ve dizleri ne der? Akıl kardeşin baraj misali dikkatimi çekti doğrusu. Barajda toplanan suyu elektriğe çeviriyoruz değil mi? Mademki zamanı durduramıyoruz, önüne sabır ve gayretle bir baraj yapsak… İçini de iyiliklerle doldursak. Elektriğin dünyamızı aydınlattığı gibi biriktirdiğimiz iyilikler hem dünyamızı hem de âhiretimizi aydınlatsa…

- Gönül kardeşe bak sen! Bir de bana menfaatçi derler. Dünyada yaptıklarıyla bırakın burayı, ahretini bile kurtarmak istiyor.

- Evet, istiyorum nefis kardeş. Çünkü bu dünya âhiretin tarlasıdır bize göre. İyilik eken iyilik, kötülük eken kötülük biçer. Neyse, sizin de boya misaliniz çok ilginçti.

- Beğendiysen hemen saçını, sakalını boyarım gönül kardeş. Gençlik herkese yakışır. Ha, boya masrafı da benden. Bu fırsatı kaçırma derim. Bilirsin her zaman böyle cömert davranmam!

- Sağ olasın nefis kardeş. Kendi boyamdan memnunum. Kara saçlar için Allah’a şükrettiğim gibi beyaz saçlar için de şükrederim. Çok şükür bu saçları değirmende ağartmadık. İlle bir boya gerekiyorsa O’nun boyasına boyanırsak daima huzurlu oluruz. Yunus üstadımız ne diyordu? “İster yaşat ister öldür,/İster ağlat ister güldür./ Yunus Emre Sana kuldur./ Lütfun da hoş, kahrın da hoş.” Bizler sabır elbisesini giyer, gayret kuşağını belimize sarar, kanaat kapısından girip kulluk makamına oturursak her hâlimiz güzel olur inşallah.

- İhtiyarlık da mı güzel olur?

- Evet, akıl kardeş. Bir ağaç çiçek açar. Allah’ım bu ne güzellik, deriz. Çiçeğin yaprakları dökülünce üzülürüz. Ama dostlar, çiçek yaprağını dökmezse meyve nasıl olacak? Sahi, yaşlanmadan nasıl çocuk ve torunlarımız olacak? Atalarımız, “Evlat sermaye, torun kârdır.” demişler. Biraz öce nefis kardeş, dedesinden bahsetti. O kişi dedeliğe razı olmasaydı torunu olur muydu?

- Doğru dersin de gönül kardeş, akıl olarak ihtiyarlığı hiç istemiyorum. Zamanın elinden tutup yaşlanmadan yürümek istiyorum.

- Bu da güzel bir arzu akıl kardeş. Size genç kalmanın sırrını söyleyeyim o zaman.

- Hemen söyle!

- Ooo nefis kardeş, bakıyorum da gözlerin ışıl ışıl parlamaya başladı. Önce zamanın elinden tutmanın sırrını söyleyeyim. Hazreti Ali (RA) buyurur ki: “Hiç ölmek istemiyorsanız ölümsüz bir eser bırakınız.” Şimdi, gelelim genç kalmanın sırrına: Bir defasında Peygamber Efendimiz (SAV) yaşlı bir kadına, bu hâliyle cennete giremeyeceğini söylemiş. Kadıcağız üzülünce, cennette herkesin genç olacağını belirtmiş. İşte size ebedî gençlik iksiri: Cennete gidecek işler yapalım, ebedî genç kalalım.

Dünyaya değeri kadar kıymet verelim. Bu dünya kimseye kalmadı, bize de kalmayacak. Şunu da unutmayalım: Biz dünyanın yakasını bırakmadan dünya bizim yakamızı bırakmaz. Şair boşuna söylememiş: “Sular hep aktı geçti,/Kurudu, vakti geçti./Nice han nice sultan/ Tahtı bıraktı geçti./Dünya bir penceredir,/Her gelen baktı geçti.”

Burası konaklama değil geçit yeridir. Siz hiç köprü üzerine ev yapıldığını gördünüz mü? Yüce Mevlâ hem dünyamızı hem ahretimizi mâmûr eylesin.

 

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

1