Sunuş

Siyer, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in hayatına dair ilmin adıdır. O’nun en ince teferruatına kadar kaydedilmiş örnek hayatı hadisleriyle birlikte hepimizi iki cihan saadetine götürecek esasları muhtevidir. Günümüzde bu hayata etnografik ve arkeolojik malzeme muamelesi reva görenler çok sinsice bir projenin taşeronluğunu yapıyorlar. Kur’an’ın hayatla bağını kopartmaya çalışan bu proje maksadına ulaşmak için sünnetsiz, hadissiz, siyersiz bir inanç sistemi kurguluyor. Böyle bir inanç sisteminin hayatı tanzim etme iddiası kalmayacağından Müslüman hayat tarzı diye bir alternatiften de söz edilemeyecek.

Siyer Hayat Tarzımızın Kaynağıdır

Siyer, mevcut çürümüşlüğün alternatifi ve insanlığın umudu bir hayatın talimidir. Ona düşmanlık insanlığa ve fıtrata ihanettir. Çünkü siyer, ilâhî daveti en tabiî şekilde teklif eder ve şefkat ve merhametin esas olduğu bir hayata çağırır. Yeryüzünün neresinde ve hangi kültürden olursa olsun ümmet, birliğini ve beraberliğini Hz. Peygamber’in hayat tarzı şemsiyesi altında birleşmeye borçludur. Siyer, hadis ve sünnet düşmanları, aslında hepimizi; yüzlerimiz, kıyafetlerimiz, özlerimiz ve hareketlerimiz ile tevhid eden Muhammedî hayat tarzının düşmanlarıdır. Bu düşmanlığa mukabelenin tek yolu siyer nimetinden istifademizi artırmaktan geçiyor. Siyerin teklif ettiği hayat umdelerini öğrenmek, öğrendiğimizi tatbik etmek ve tatbik ettiğimizle temsil liyakati kazanmak, bir diğer ifade ile siyeri ömürlük müfredata dönüştürmek bizi istemeyenlere verilecek en güzel cevaptır.

Siyer, hayatı nasıl yaşayacağımıza dair arı ve duru bir yoldur. Peygamber Efendimizin tabiri ile bu yolun gecesi gündüz kadar aydınlıktır. Sahabe efendilerimiz bu yolla insanlığın en seçkinleri olmuşlar, bu yolla dünyayı hallaç pamuğu gibi atmışlar ve Allah’ın rızasına erişmişlerdir. Bizim de lâyık olduğumuz yere gelmek ve dünyayı sâlihlerin varis olduğu bir yere dönüştürmek için yapmamız gereken bellidir: Sahabe efendilerimiz gibi Canımız Peygamberimizin rahlesinin önünde diz çökmek ve siyer müfredatının ömürlük talebeleri olmak…

Bu sayımızda tam da bu heyecanla bir siyer seferberliği teklif ediyoruz. Gelin, Rasûlullah Efendimizin örnek hayatını öğrenmeye başlayalım ve bu tahsili hiç bırakmayarak siyeri ömürlük müfredatımız yapalım. Salgının evlerimizi okula dönüştürdüğü bu zamanda siyer kaynaklarından daha fazla faydalanmanın yollarını araştıralım. Bu sayımızda yazılanlar, söylenenler ve dikkat çekilenler bunun besmelesi olsun. Rabbimizden Siyer-i Nebî’den istifademizi artırmasını dileriz.

Marifet Meclisleri isimli hediye kitabımızın dağıtımı devam ediyor. Eserimiz, muhtemelen içindeki 52 sohbetin sahiplerinin asırlara yayılmış bereketinden olsa gerek, hüsnü kabul gördü, takdir edildi; hamdolsun. Sizlerden bu güzelliği etrafınızdaki dostlarınızla paylaşmanızı istirham ederiz. Ay sonunda idrak edeceğimiz Mevlid Kandili’mizin hayırlara vesile olması niyaz ediyoruz. Gelecek sayıda buluşmak temennisiyle Allah’a emanet olunuz.

PAYLAŞ:                

Mehmet Lütfi Arslan

1972 yılında Vezirköprü’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Merzifon’da tamamladı. 1995 yılında Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle