Yedi Dağın Dumanı Koronanın Yok Emanı

Bu yaş meselesinden dolayı işimiz yaş arkadaşlar. Ben de yaş kısıtlaması dolayısıyla biraz dolaşıp öğle vakti eve geldim. Çocuklar, elinde bir tepsi ile yanıma geldi. Yiyecek bir şey zannettim, karnım da acıkmıştı. Tepsinin de dumanı tütüyordu.

Değerli emekli arkadaşlarım! Yeni yılı, azıtan Koronavirüsle karşıladık. Acaba azıtan biz miyiz yoksa virüs mü?

– Hiç mi kendinizi korumazsınız? diyeceğim, diyemiyorum. Bizim Selami Korona’ya yakalanmış, dediler, üzüldüm.

Hemen telefon açtım:

 – Geçmiş olsun Selami, duyduğum doğru mu? dedim.

– Ben de doğru zannediyordum ama değilmiş.

– Ne demek o?

– Çok şükür grip olmuşum!

– Yaa! Grip olduğuna sevindim.

“Ölümü gösterip, sıtmaya razı etmek” galiba böyle bir şey... Korona’nın dışında her hastalığa razı geliyoruz ve şükrediyoruz.

Bu Koronavirüs bizi “hastalık hastası” etti. Zaman zaman arkadaşlar bana soruyorlar... Ben bir şeyi biliyorum ya... Bilmesem de uyduruyorum ya... Tahir telefon açtı:

– Abi! Koronavirüs tarakta ne kadar yaşar? dedi.

Cevap vermesem karizmam çizilecek, cevap versem atmasyon olacak.

İki “tıklık” kadar düşündükten sonra:

– Tarağına bağlı Tahir, dedim. Meğer Tahir yolda yürürken arkasından biri öksürmüş. Tahir, öksürüğün rüzgarıyla arkadan saçlarının kalktığını hissetmiş... Hissedebilir ama Tahir’in başında saç yok ki öksürüğün rüzgarıyla kalksın... Arkasına dönüp bakmış, maskesiz bir adam on metre geriden geliyor. Durmuş. Adamı kızdırmamak için kibarca:

– Galiba maskenizi takmayı unutmuşsunuz, demiş.

Adam:

– Baba merak etme etrafta polis-molis yok, demiş. Tahir bir şey diyememiş. Tarağını çıkarıp saçını taramış, sonra eve gelip beni aramış;

– Korona tarakta ne kadar yaşar? diyor.

– Yüz yıl yaşar Tahir! Neden taramadan önce başını yıkamadın?

– Yıkamadım ama bir şişe dezenfektan döktüm. Şimdi başım hem sızlıyor hem kaşınıyor, dedi.

–Kaşınmak hoştur Tahir, otur da kaşın!

– Ne?

Zavallı Tahir boşu boşuna bir şişe dezenfektanı ziyan etmiş. Halbuki Tahir en akıllı arkadaşlarımızdan biridir, demek ki bu Korona onun da aklını başından almış.

Başka bir örnek mi arıyorsunuz? İşte örnek:

Şefik telefonda sordu:

– Abi, maskenin altına çay süzgeci koysam faydası olur mu?

– Olmaz Şefik... Makarna süzgeci koysan belki...

Vaziyet bu arkadaşlar, belki siz başka bir süzgeç tavsiye edebilirsiniz.

Değerli emekli arkadaşlar!

Niyazi’yi tanırsınız. İyidir, hoştur ama biraz da boştur. Kafasına eseni yapar, istediğini yapamayınca da çamura yatar.

Bu sıralarda sokağa çıkma kısıtlaması olduğu için arkadaşlarla eskisi gibi dozer seyretmeye gidemiyoruz. Bir araya gelemiyoruz, yiyip içemiyoruz. Mecburen telefonla görüşüyoruz.

Niyazi’yi aradım. Onunla konuşmak beni biraz rahatlatıyor.

– Alo Niyazi! dedim.

– Sen aramasaydın ben seni arayacaktım, benden çok yaşayacaksın abi!

– Öyle mi!

– Öyle abi.

– İstersen ben kapatayım da sen beni ara, benden çok yaşa...

– Ben de öyle düşünüyordum, onun için aşı gönüllüsü oldum. – Yaa! Çok iyi, aşı oldun mu?

– Olamadım abi!

– Neden?

– Yaşım tutmuyormuş daha doğrusu tutuyor da fazla geliyormuş.

 – Ne kadar fazla?

– On iki sene...

Bu yaş meselesinden dolayı işimiz yaş arkadaşlar. Ben de yaş kısıtlaması dolayısıyla biraz dolaşıp öğle vakti eve geldim. Çocuklar, elinde bir tepsi ile yanıma geldi. Yiyecek bir şey zannettim, karnım da acıkmıştı. Tepsinin de dumanı tütüyordu.

Eğildim baktım:

– Bu ne? dedim.

– Yedi dağdan toplanmış yetmiş çeşit otun buharı dediler. Burnuna çek! diye ısrar ettiler:

– Bu otlar yasal mı? dedim.

– Ne demek? dediler.

– Ne bileyim, Hint keneviri falan olmasın!

– Çek çek! Koronaya karşı yüzde doksan dokuz etkili...

– Yüzde bir ne olacak?

– O da şansa kalmış... Ya nasip!

Korona bizi saflaştırdı arkadaşlar artık şifayı yedi dağın dumanında arıyoruz: Çeksen bir türlü çekmesen bir türlü... Kalın sağlıcakla!

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

1