Can Azerbaycan’dan... Kartal Yuvaya Dönüyor

Azerbaycan’ın milli değerleri ve toprak bütünlüğü Türkiye’nin en önemli uluslararası strateji konularının başında gelir. “İki devlet, tek millet”, tek yürek şiarı ile tarihten beri gelen dostluk ve kardeşlik Türkiye-Azerbaycan arasında bugün de her iki devlet başkanının gayretleri ile daha da perçinleşmiş ve zirveye ulaşmış durumdadır.

Birkaç yıl önce Azerbaycanlı bir milletvekili dostumuz şöyle bir hatıra paylaşmıştı. Avrupa Parlamentosu’nda bir toplantı esnasında bir ara Ermenistan milletvekili Azerbaycanlı milletvekiline bir soru yöneltiyor:

- Sizde milli-manevi duygular ve tarih nasıl öğretiliyor?

Bizim milletvekili dostumuz iyi öğretildiğini söylüyor, ama muhatabın niye bu soruyu sorduğunu merak edip, sebebini öğrenmek isteyince Ermeni milletvekili şu cevabı veriyor:

“-Eğer bu dersler ve bilgiler öylesine öğretiliyorsa bizim için iyi, siz gelecekte Karabağ’ı unutursunuz. Yok, milli manevi değerler ve tarihi bilgiler muhkem şekilde öğretiliyor ise gelecekte bizim şansımız yok. Gelecekte mutlaka Karabağ’ı yeniden bizden alırsınız.”

28 yıl önce bu topraklardan sürgün edilen gençler büyüdü. Milli manevi değerler ile tarih şuuru, toprak ve bayrak sevgisi şehadet müjdesi ile yetişti. Milli ve manevi duygularla dolu Azerbaycan askeri şu anda tarihe altın harflerle bir destan yazıyor. Kahraman Azerbaycan ordusu işgal edilmiş topraklarını azad ederken canı pahasına büyük bir şecaat ve kahramanlık sergiliyor. Bugün tüm dünya bu vesile ile önemli hadiselere ve tarihe şahitlik etmekte, Azerbaycan Cumhurbaşkanı ve askeri her gün halkına yeni müjdeler vermektedir.

27 Eylül sabahı Ermenistan’ın, masum sivil insanlarımıza ve topraklarımıza yaptığı provokatif ve sinsice saldırıya hürmetli Cenap Prezidentimiz İlham Aliyev’in talimatı ile güçlü Ordumuz misli ile karşılık vermiştir. İşgal edilmiş toprakların önemli bir hissesi ve bazı stratejik noktalar, kentler ve önemli şehirler geri alınmış ve alınmaya da devam etmektedir.

Muhterem Osman Nuri Topbaş Efendi; “Geri kalmış milletlerle gelişmiş milletler arasında bir dirhem fark vardır. O da bir avuç yetişmiş insandır” der. Bugün buna bir kez daha şahit oluyoruz. Yetişmiş bir avuç insanın yaptığı İHA’lar, SİHA’lar başta olmak üzere yeni üstün strateji ile ortaya konulan çalışmaların önemi bir kez daha ortaya çıktı. Ve şu da bir kez daha anlaşıldı ki “vatanı en çok seven insan, vatanı için en çok çalışandır.”

Bu zorlu süreçte Türkiye Cumhuriyeti Değerli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyib Erdoğan’ın, devlet adamlarının, kanaat önderlerinin ve Türk halkının desteği Azerbaycan ordusuna ve halkına büyük bir moral ve güç vermektedir.

Bundan birkaç yıl önce Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da yapılan AB-Doğu Ortaklığı Zirvesi’ne Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Türkiye’ye yönelik eleştiriler karşısında “Burada Türkiye yok ama ben varım” sözleri damgasını vurmuştu. Sarkisyan zirvede yaptığı konuşmanın önemli bir bölümünü Türkiye’yi suçlayıcı soykırım iddialarına ayırınca, Aliyev buna tepki göstermişti. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Sarkisyan’a, “Bilyorsunuz ki, Türkiye burada temsil olunmuyor, bundan yararlanıyorsunuz. Ama ben buradayım, size cevap veriyorum” demişti.

Azerbaycan’ın milli değerleri ve toprak bütünlüğü Türkiye’nin en önemli uluslararası strateji konularının başında gelir. “İki devlet, tek millet”, tek yürek şiarı ile tarihten beri gelen dostluk ve kardeşlik Türkiye-Azerbaycan arasında bugün de her iki devlet başkanının gayretleri ile daha da perçinleşmiş ve zirveye ulaşmış durumdadır. Bu kardeşlik hem Türkiye’ye hem de Azerbaycan’a büyük güç ve kuvvet vermektedir.

Bugünlerde Azerbaycan Türkü büyük bir beraberlik ruhu içerisinde önemli işler görmektedir. Halkımız büyük bir dayanışma, kardeşlik, cömertlik ve fedakârlık örneği göstermektedir. Güçlü Azerbaycan devleti askerlerine ve temas hattındaki düşman tarafından sinsice saldırıya uğrayan sivil vatandaşlarına her türlü önlemi almaya, ihtiyaçlarını karşılamaya muktedirdir. Bununla birlikte halkımız da nerede ise elindeki çöreği ikiye bölerek yarısını onlara gönderme heyacanı ve fedakârlığını göstermektedir.

Zafer yolunda şehidlerimiz var. Bu zafer onların fedakârlıkları iledir. O cümleden aziz şehidlerimizin hatıraları da bu milletin kalbinde yaşamaya devam edecektir. Bu güzel vatan uğruna canlarını seve-seve feda eden aziz şehitlerimizi yâd etmek ve onu yeni yetişen tüm genç neslimize anlatmak hepimizin bir görevi olmalıdır.

Kurân-ı Kerim’de Allah (c.c.) “Allah yolunda öldürülenlere sakın ölüler demeyin. Onlar diridirler, lakin siz bilmezsiniz” (Bakara, 154) buyurmaktadır. Şehit olmak, tüm zamanlar için mekânın üstünde diri olmak demektir. Şehit olmak, canımızı toprak, vatan, bayrak, azadlık ve aziz değerleri uğrunda kurban vererek ruhu ölümsüzleştirmek demektir.

Kahraman Azerbaycan ordusu işgal edilmiş topraklarını azad ederken canı pahasına büyük bir şecaat ve kahramanlık sergilemekte, hiç bir sivile zarar vermemektedir. İşgal edilmiş topraklardan çakallar gibi kaçanlar masum sivil halka bomba yağdırmakta, aynı Hocalı’da olduğu gibi yüzkarası katliamlar yapmanın fırsatını aramaktadırlar.

Ne teessüf ki her zamanki gibi dünya kör, sağır ve ikiyüzlü davranmakta, bir taraftan Ermenistan’a silah veren ve yardım ederken diğer tarafta güya tarafsız gibi gözükmeye çalışmaktadır. Bunu büyük Mütefekkir Cemil Meriç ne güzel ifade etmektedir: “Zulmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur.”

Destan yazılan bu savaşta milli ve manevi değerlerimiz için vatan, toprak ve bayrak uğrunda kahramanca çalışan her bir yiğit insanımızı şükranla yâd ediyoruz. Gazilerimize Rabbimizden acil şifalar ve uzun ömürler temenni ediyoruz. Karabağımız uğrunda bize bu güzel toprakları canları pahasına yeniden kazandıran kahraman şehitlerimiz başta olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Ruhları şâd, mekânları cennet olsun.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle