Gençlerimizi Kuşaklara Hapsetmeyelim

Genç neslimize ilişkin batılı ülkelerde geliştirilen tarifleri alıp sorgulamadan kullanmak doğru değil. Bugün bir gence Z ya da Alfa kuşağı olduğunu söyleyip onun biricikliğini ve kendine has özelliklerini dikkate almadan genellemeler yapmak ne kadar doğru bir yaklaşımdır?

Bugün lise ve üniversite çağındaki gençlerden oluşan nesle Z Kuşağı adı veriliyor. Z kuşağı; teknoloji ile iç içe, coğrafi sınırlamaları olmayan, pazarlamacıların gözdesi, fazla bireysel, bağımsız ve yalnız yaşamayı seven bir nesil. Bu kuşak yaklaşık olarak 10 yaşında ilk cep telefonunu eline alıyor ve günlük ortalama 3 saatini telefonunda harcıyor. 2010 yılından sonra doğan ve henüz yeni okula gitmeye başlayan nesle ise Alfa kuşağı deniyor. Bunların ise yüz yüze iletişimden hoşlanmayan, hafızasında fazla bir şey tutamayan, sanal olanı insanlara tercih eden, içine kapanık, kendisine odaklı, daha zeki ancak geniş çaplı düşünemeyen ve kültürel derinliği olmayan, otorite tanımayan ve hataların bir tuşla düzeleceğini düşünen bir kuşak olacağı düşünülüyor.  

Mevcut sistemi ve hayat tarzını tüketim üzerine kuranlar için asıl önemli nesiller Z ve Alfa kuşağıdır. Bu kuşaklar, daha çok pazarlama, iş dünyasındaki ilişkiler, yönetim ve tüketim alışkanlıkları üzerinden ele alınıyor. Bu nesil tariflerinin ne kadar doğru olduğu tartışılır ama kendisini Z kuşağı veya Alfa kuşağı olduğunu peşin kabul eden birisi bir süre sonra bu kuşaklar için yapılan tariflerin kendisinin vazgeçilmez özellikleri olduğunu düşünebilir. Bu tarifleri olduğu gibi kullananlar yakın zamanda yaşanan Suriye’deki mülteci krizlerinde sahillerimizde cansız bedeni bulunan Aylan bebeği bugün yaşasaydı acaba hangi kuşağa dâhil ederlerdi? Ya da kurban eti dağıtırken şehid edilen Yasin Börü bugün yaşasaydı keyfine düşkün, ferdiyetçi, özgürlükçü Z kuşağından mı olacaktı?

Genç neslimize ilişkin batılı ülkelerde geliştirilen tarifleri alıp sorgulamadan kullanmak doğru değil. Bugün bir gence Z ya da Alfa kuşağı olduğunu söyleyip onun biricikliğini ve kendine has özelliklerini dikkate almadan genellemeler yapmak ne kadar doğru bir yaklaşımdır? Ancak yapılan tarifleri bütünüyle göz ardı etmek de doğru değildir. Neslimiz için inancımıza, ahlakımıza uygun bir dil yakalamamız önemli. Sistem tarafından üretilen hayat gerçeklerine, dayatılan küresel kültüre uyan tariflerin peşinden gitmektense, ulaşmak istediğimiz iyiliğe, güzelliğe uygun düşen bir dil geliştirebiliriz. Zira bu topraklar üzerinde yaşayan güzel insanlar ideallerini gerçeklere değil gerçekleri ideallerine dönüştürmeye çalışan nesillerdi. Biz de nesillerimize “Siz Z kuşağısınız, işte böylesiniz” şeklinde genellemelerle yaklaşmak yerine, “sen biriciksin, özünde güzellikler var, gözünde de hedefinde de güzellikler olsun” diyebilmeliyiz.

X, Y, Z, Yeni Milenyum, Alfa… Liste uzayıp gidiyor. Gençlerimizi başka coğrafyalarda ve kültürlerde hazırlanıp servis edilen “kuşak” tarifleri içerisinde kaybetmeyelim. Her genç biriciktir, özeldir ve kendine mahsus özellikleri ile özel muamele beklemektedir.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle