Âlemlere Rahmet

Âlemlere Rahmet

Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- in söylediği son söz:

-Namaza dikkat edin, hizmetçilerinize iyi bakin. Namaza dikkat! Biz, Allah'tan geldik, şimdi O'na gidiyoruz şeklindeydi.

Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur:

"Habibim, Biz seni alemlere başka bir şey için değil, ancak rahmet için gönderdik."

Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayati da, mematı da rahmettir.

Allah Teala buyuruyor:

"Öyle bir günden sakının ki, hepiniz o gün Allah'a döndürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı tastamam verilecek, onlara haksızlık edilmeyecektir." (Bakara Suresi; 281)

İbn-i Abbas'dan rivayet ediliyor: "Bu, nazil olan son ayettir. Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bu ayetten 7, veya 9 veya 21 veya 81 gün veyahut 3 saat sonra Allah'a kavuşmuştur. Cibril, Efendimize demiştir ki: Bu ayeti, Bakara suresinin 280. ayetinin peşine koy. Bu ayet, borç ayeti ile faiz ayeti arasına konuldu, böylece faizden sakındırmak daha da kuvvet kazandı."

Rivayet edildi ki: Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem pazartesi günü doğdu, pazartesi Medine'ye peygamber olarak girdi ve pazartesi ruhu kabz edildi. Onsekiz gün hasta yattı. Ashab, kendisini ziyaret ediyordu. Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- in söylediği son söz:

- Namaza dikkat edin, hizmetçilerinize iyi bakın. Namaza dikkat! Biz, Allah'tan geldik, şimdi O'na gidiyoruz şeklindeydi.

Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur:

"Habibim, Biz seni alemlere başka bir şey için değil, ancak rahmet için gönderdik." (Enbiya Suresi: 107)

Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatı da, mematı da rahmettir.

Şunu iyi bilmelisin ki, Cenab-ı Allah bu ayette Kur'an'da indirmiş olduğunun hulasasını cem' etmiş ve bu ayeti vahiy ve inzalin hatimesi kılmıştır. Nitekim, daha önceki peygamberlere inzal buyurduğu kitapların hulasasını Kur'an'da cem' etmiş ve Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- peygamberlerin sonuncusu (hatemi) olduğu gibi, O'na inzal buyurduğu kitabı, Kur'an-ı Kerim'i de önceki kitapların hatimesi (sonuncusu) yapmıştır ve Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bütün peygamberlerin ahlakını cem' etmiştir.

Ey müslüman! Şunu iyi bil ki: İnzal buyurulmuş bütün kitapların hulasası ve insana nispetle faydası iki manaya racidir:

Birincisi, insanın süfli derecelerden kurtulması,

İkincisi, yüksek derecelerle kurtuluşa ermesi.

İnsanın necatı (kurtuluşu) süfli derekelerden çıkmaktadır ki, bunlar yedi tanedir: küfür, şirk, cehalet, masiyet, ahlak-ı mezmume (kötü huylar), evsaf perdeleri ve nefis perdesi. Kurtuluşa ermesi ise yüksek derecelere doğru terakki etmesidir ki, bu yüksek dereceler de sekiz tanedir: Allah'ı tanımak, O'nu birlemek, ilim, taat, ahlak-ı hamide (güzel huylar)' Hakkin cezbeleri, benlikten uzak kalmak ve Allah'la baki olmak.

İşte bu ayet-i celile icmalen bütün bunlara işaret etmektedir.

"Korununuz" lafzı, bu manalardan gayret-i insaniyye ile ilgili her şeyi ihtiva eden bir lafızdır. Zira takvanın hakikati, seni, Allah'tan uzaklaştıracak herşeyden kaçmak, ona yaklaştıracak herşeye yapışmaktır. Bunun delili Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözüdür. "Takvanın özü Allah Teala'nın "Şüphesiz Allah, adaleti ve iyiliği emreder" sözüdür." İşte bu manaya göre, süfli derekelerden uzaklaşıp, yüksek derecelerde terakki etmek "takva" kelimesinin içine girer. Takva üç kısımdır.

Avamın takvası: Allah'ı bilerek küfürden, tevhid ile şirkten, ilim ve cehaletten, taatlarla ma'siyetten ahlak-ı hamide ile ahlak-ı mezmumeden uzaklaşmakla olur. Burada avamın seyri ilerlemesi son bulur. Zira insanoğlunun çabası ve müçtehitlerin içtihadının sonu bir takım şartlar içerisindedir. "Bizim uğrumuzda mücahede edenlere biz elbette yollarımızı gösteririz." buyurulmaktadır.

İşte buradan itibaren Havassın takvası başlar ki onlar, "Biz onları elbette yollarımıza ileteceğiz" cezbeleri ile cezbelenmişlerdir. İşte bu cezbe onları evsaf perdelerinden Hakkın sıfatları derecesine çıkarır. Burada Havassın süluku son bulur. Onlar, yanında Cennetü'l-Me'va bulunan Sidretü'l-Münteha gölgesinde gölgelenirler ve

"O zaman Sidreyi bürüyordu onu bürüyen" mevhibelerinden faydalanırlar.

Havassu'l-havassın takvasına gelince, inayet Refref'inin cezbesi iledir.

"Peygamberin gözü gördüğünden ağmadı, onu asmadı da"(Necm Suresi; 17) kavlinin cezbesi ile.

Bu cezbe Sidretü Müntehe'l-Evsaf, vasıfların nihayete erdiği Sidre'den, nefis perdelerinin nihayeti ve kuds nurlarının bidayeti olan Kabe Kavseyn'e kadardır. İşte orada:

"Kim, nefsini tanırsa Rabbini de tanımış olur."

Kişi hakiki takva ile imanı hakikiyi bulabilir.