Allah Rasulü'nden Hayat Ölçüleri

Allah Rasulü'nden Hayat Ölçüleri

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz buyuruyor:

* "Huyların şerefli ve değerli olanları (başlıca) ondur ki, bunlar bir adamda bulunur, oğlunda bulunmaz; oğlunda bulunur, babada olmaz. Kölede bulunur, efendisinde bulunmaz. Allah onları (ebedî saâdetini, bahtiyarlığını dilediği kimselere taksîm eder. Onlar da şunlardır:

1- Doğru sözlülük,
2- Harpte (sebât ve) sadâkat
3- Sail (dilenciy)e vermek; yardım etmek,
4- Yapılan iyiliklere iyilikle mukabele etmek,
5-Emâneti korumak,
6- Akraba ile iyi münasebeti devam ettirmek,
7-Komşusunun hak ve hürmetini gözetmek,
8-Arkadaş (ve dost) hak ve hürmetine riâyet etmek,
9-Misâfire yedirip içirmek (ziyafet vermek),
10- Bunların başı hayâdır, utanmaktır." (Hakîm, Beyhakî)

* "Enes -radıyallahu anh-den:

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in maiyyetinde idim. Üzerinde kenarı kalın bir libas (ridâ) vardı. Bir bedevî onun bu ridâsını öyle bir şiddetle çekti ki, o libasın kenarı Efendimizin mübarek boyun tarafından iz bıraktı, sonra şöyle dedi:

- Yâ Muhammed! -sallallahu aleyhi ve sellem- benim şu iki devemi nezdindeki Allah'ın malından erzak yükle! Çünki benim için ne kendi malından ne de babanın malından (erzâk) yükleyecek değilsin.

- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- (biraz) sükût ettikten sonra buyurdu ki:

- Ey Arâbî! Bana yaptığın şu şeyin tıpkısı cezâ olarak hakkında tatbik edilsin mi?

Bedevi:

- "Hayır; çünki sen kötülüğe kötülükle mukabele etmezsin!" dedi.

Bu cevap karşısında Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, güldü, sonra onun bir devesine arpa, bir devesine de hurma yükletilmesini emretti." (Buharî, Müslim)

Hazret-i Aişe -radıyallahu anhâ- der ki:

"Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şahsen uğradığı bir haksızlığa, zulme karşı intikam almazdı. Meğer ki, o kötülük Allah'ın ve halkın haklarına tecâvüz mâhiyetinde olsun. Peygamberimiz hiç bir hizmetçiyi, hiçbir kadını dövmemiştir."

* "Müslümanın müslüman üzerindeki (başlıca) hakkı beştir;

1- Kendisine kavuştuğun zaman ona selâm ver,

2- Seni davet edince icâbet et (Bu davet gerek ziyâret daveti, gerek yardıma davet olsun müsâvîdir.)

3- Aksırınca "elhamdülillah" deyince ona teşmît et! (Yani "yerhamukeallah" Allah sana rahmet etsin) de!

Aksıran kimse kendisine "yerhamukeallah" denilince o da: "yehdîkümullahu ve yuslih bâleküm" Allah sizi doğru yola iletsin, kalbinizi düzeltsin" diye mukabele eder.

Üçten ziyâde aksırana karşı teşmît lâzım gelmez.

4- Hasatalandığı zaman onu ziyaret et!

5- Ölünce de ardından git (cenâzesine iştirak et)" (Buharî, Müslim)

* "Kendi ayıbını, kusurunu görmesi insanların ayıplarını görmesinden (aramasından) alıkoyan şahsa ne mutlu! Malından (ihtiyacından) artanı (hayır yolunda) harcayan kimseye ne mutlu! Sözünden lüzûmsuz ve faydasız artığı (sarfetmeyip) tutan ve sünnet-i seniyye kendisine yettiği halde ondan bid'ate dönüp sapmayan kimseye ne mutlu!"

* "Birbirinizi sevinceye kadar (hakîkati vechile) asla iman etmiş olmazsınız. Hangi şey üzerine sevişeceğinizi size göstereyim mi? Aranızda selâmı yayın birbirinizi selâmlayın). Rûhum (kudreti) elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, (birbirinize merhamet (ve şefkat) edinceye kadar (yâni merhamet ve şefkat etmedikçe) cennete giremezsiniz.

Ashab dediler:

"- Yâ Rasûlallah! Biz hepimiz merhametliyiz!"

Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki:

"- (Benim dediğim) o (merhamet) herhangi biriniz husûsî merhameti değildir. Fakat âmmeye olan merhamettir, (yânî içtimaî yardımlaşmadır." (Taberânî)

* "Sizin Allah'a (göre) en sevgiliniz ahlâkı en güzel olanınız, hem kendisi hoş geçinen, hem kendisiyle hoş geçinilen, uysal ve yumuşak tabiatlı olanlarınızdır. Allah'a göre (O'nun indinde) en çok buğzedileniniz ise birbirinie lâf götürüp getirmeğe koşanlar, onların sürçmelerini (kusûrlarını) arayanlar, (din) kardeşlerinin arasına tefrika sokanlardır."

(Ramazanoğlu Mahmud Sâmî, Musâhabe - 5, s. 184-213)