Hak Teâlâ Hazretleri şöyle buyurmuştur:
"Siz zanneder misiniz ki, şahidsiz da'va'nızı yani mü'min olduğunuzu isbat edebilirsiniz? Cenab-ı Hak şahid taleb edecektir. (Ankebut, 1-2)
Bir davacı var, bir de davalı. Davacı olanın mahkeme huzüruna da'vasını isbat için iki şahid lazımdır. Şu halde cümlemiz mü'miniz, imanımız vardır, diyoruz. Bunun isbatı lazımdır. İki şahid ise amel ve ibadettir. Amel ve ibadet olmayınca da'vat sabit olmaz. Ayet-i Celilede:
"Şunlar ki îman ettiler ve günahlarına tevbe ederek Cenab-ı Hak tarafına hicret ve teveccüh ettiler. Nefs ve şeytan ile mücahede ederek daire-i isyandan daire-i itaata hicret ve evamir-i ilahiyyeyi ifa ve yasaklardan kaçınmağa dikkat ve nefislerini icbar ettiler. Cenab-ı Hakk'ın rızasına talib oldular. Onlar için Allah'ın rahmeti vardır." (Bakara, 218) buyuruluyor.
Yine ayet-i kerimede şöyle buyurulur:
"Eğer yasak edildiğiniz büyük (günah)lardan kaçınırsanız, sizin (öbür) kabahatlerinizi örteriz." (Nisa, 31)
Bir mü'min Cenab-ı Hakk'ın korkusuyla büyük günah işlemezse ona çok sevab yazılır. Niyyeti halis olmak lazımdır. (Nitekim hadis-i Şerifte:)
-Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır", buyurulmuştur. Niyyet, benî Adem'e mahsus bir lütuftur. Melekler için yoktur. Niyet zahmetsiz büyük bir sermayedir.
Şu kadar var ki, niyyet-i halisaya daima muvaffak olabilmek için kalbin tasfiyesi ve ihlas ile ıslahına dikkat ve gayret edilmesi lazımdır.
Her hükümetin kanunu olduğu gibi, Cenab-ı Allah'ın emri, kanün-i ilahisi de şeriattır. Ahkamına riayet edenler, saadet'e nail olur. Riayet etmeyenler itaba müstahak olur.
Üç kişi bir sofrada yemek yiyorlar. Üçten birine sevab yazılıyor, diğerine günah yazılıyor, diğer birine de ne sevab ne de günah yazılıyor.
Eğer ibadet yapayım diye kuvvet kasdiyle yerse sevab yazılır. Eğer fısk için veya eşkıyalık yapayım diye yerse günah yazılır ve eğer ne ibadet ve ne de fisk kasdetmezse ne sevab ne de günah. Mesela bir insan para kazanarak zekat vereyim, hayır yapayım, diye çalışırsa sevabtır. Ve eğer paraya aşık olmuş, haram ve helal ne olursa olsun para toplamak için çalışırsa şakavettir. Hiç bir niyyetsiz olursa hayvan gibidir.
-Amelin hükmü niyyete tabi'dir. Amel niyyet ile iyi olur, niyyet ile fena olur.
Enbiya-yı kiram hazaratı yemek yemişler, elbise giymişler, alış verişte bulunmuşlar. Fakat bunların cümlesi onlar için ibadettir. Çünkü onların niyyeti Hakk rızasına merbuttur. Nitekim:
"Alim'in uykusu cahilin ibadetinden hayırlıdır. (Keşfül-Hafa II/437)
"Namazı huşu ve huzu ile kılanlar felah bulurlar." (Mü'minun 1-2) buyurulmuştur.
Namazı ehven tutanlar hakkında Peygamberimiz -sallallahü aleyhi ve sellem- şu mazarratla mübtela olacaklarını haber vermişlerdir.
Dünyada olan zararları:
1- Rızkından bereket kalkar.
2- Hanesinden bereket kalkar.
3- Cenab-ı Hak, yüzünden iman nurunu kaldırır.
4- Mü'min-i halis indinde zelil ve hakir olur.
Ölüm anında zararları:
1- Susuz olarak vefat eder. Su içinde olsa dahi fayda vermez. ,
2- Aç olarak vefat eder.
3- Ruhunun alınması gayet müşkil olur.
4- İmanından ekseriyetle korkulur.
Kıyametteki zararları:
1- Kabirden kalkınca yüzü siyah olarak kalkar.
2- Hesabı gayet güç olur.
3- Cenab-ı Hakk'ın rahmetinden uzak olduğu alnında yazılı olur.
4- Cehenneme dahil olanlarla Cehenneme dahil olur.
"Çünkü namaz edepsizlikten akıl ve şeriat'a uymayan her şeyden alıkor..." (An' kebut; 45)
Namazı huzu ve huşu ile kılanlar, fuhşiyatın hepsinden kaçar. Namazı itina ile kılanların namazı ona kabirde yoldaş olur.
Ana babalar çocuklarını çok severler. Hatta çocukları çirkin de olsa, sevdikleri için onlara hoş görünür. Cenab-ı Hak sevilirse her emri de hoş gelir ve sevilir.
Yevm-i Kıyamette herkesin defter-i a'mali boynundadır. Bir tarafından hasenat, diğer tarafından seyyiat yazılıdır. Uhrevi saadet ve ebedi selametin, şeriat-ı garra-yı Ahmediyye ve tarikat-ı mualla-yı mustafaviyyeye i'tina ile nefis ve mallara müteallik bil'cümle ilahi emir ve tekliflere kulak vererek mümkün olabileceğini düşünmek lazımdır.