Allah Teâlâ (c.c.) buyuruyor:
ÇEy iman edenler, sizler, inkâr edenler ve yer yüzünde sefere çıkan veya gaza eden kardeşleri için: “Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi de, öldürülmezlerdi de!” diyenler gibi olmayın. Allah bunu (bu kanaati) onların kalblerine bir özenti hasret (yarası) olarak koydu. Halbuki dirilten de Allah’dır, öldüren de. (Canı veren de alan da Allah’dır.) Ve Allah bütün yaptıklarınızı görücüdürÈ (Âl-i İmrân sûresi, 156) buyurmaktadır.
İbâdetde esas olan ağyârın mülâhazasını, gönülden çıkararak ihlâsa sarılmakdır. Yani ibâdeti ancak ve ancak Allah için yapmak. Bu da her şeyin Hâlıkını müşâhede ile olur.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Muaz bin Cebel’e tavsiyesinde buyurmuşdur ki:
ÇSana bir söz söyleyeceğim. Eğer onu hıfzedip mûcibiyle amel edersen sana faide verir, eğer zâyi edersen Allah indinde hüccetin kalmaz:
Ğ Ya Muaz! Muhakkak ki Allah Tebâreke ve Teâlâ semâvat ve arzı halketmeden evvel yedi meleği yarattı. Yedi semâdan her birine bir meleği kapıcı koydu. Hafaza melekleri sabahtan akşama kadar kulun amelini alıp yükseltirler. Nice ameller vardır ki güneş ışığı gibi parlar. Hafaza melekleri o ameli temizleyip çoğaltarak dünyâdan semâya yükseltirler. Birinci kat semâya varıldığında oradaki vazifeli melek:
Ç- Durun, bu ameli götürüb sahibinin yüzüne çarpın. Biz buradan geçen bir amelin sahibinde gıybet olup olmadığını tesbit etmekle mükellefiz. İnsanların gıybetini yapan, bir kimsenin Çamelini ben buradan öteye geçirmem. Çünkü o nâsı gıybet ediyorÈ der.
ÇSonra hafaza melekleri kulun amellerinden sâlih bir ameli getirirler. Onu ikinci semâya yükseltirler. Buradaki vazifeli melek der ki:
Ç- Durun, bu ameli götürüb sahibinin yüzüne çarpın. Biz fahr meleğiyiz. O bu ameli ile dünyânın çer çöp kadar kıymetsiz menfaatini arzu etmişdir. Rabbim bana böyle bir kulun amelini buradan öteye geçirmemeyi emir buyurdu. Çünkü bu kul meclislerde insanlara karşı böbürlenmekde, onlara üstünlük taslamaktadır.È
ÇHafaza melekleri kulun namaz, zekât, oruç, hac, umre, güzel ahlâk, zikrullah gibi amellerini alıp götürürler. Her kat semâdaki vazifeli melek kibir, ucub, hasedle yapılan amelleri sâhibinin yüzüne çarparlar. O amellerin ilâhî huzûra çıkartılmasına izin vermezler.
Nihayet bazı amalleri bütün hicabları aşarak Allah’a arz ederler. Melekler amelin ancak Allah için yapılıp yapılmadığına şâhidlik etmek için huzûrda dururlar.
Allah Teâlâ buyurur: ÇSiz, kulumun amelini zabt etmekle mükellef meleklersiniz. Ben de kulumun kalbine vâkıfım.
O, bu ameli işlerken beni değil, Benden başkasını murâd etmişdir. Lânetim onun üzerine dökülecekdir.È Melekler derler ki: ÇLânetin onun üzerine olsun ey Rabbimiz. Ona biz de lânet ederiz.È Bunun üzerine yedi kat semâlar ve semâdakiler ona lânet ederler.È
Muaz bin Cebel -radıyallahu anh- diyor ki:
Ç- Yâ Rasûlallah! Pekiyi ben nasıl kurtulacağım ve ihlâsa ereceğim?È dedim. Rasûl-i Ekrem (s.a.) buyurdu ki:
Ç- Bana iktidâ et, yakîne ermeğe çalış, amelinde kusur olsa bile lisanına sahip ol, yani gıybetten sakın, hamele-i Kur’an’dan olan kardeşlerini gıybet etme. Kendini onlardan üstün görme, âhiret amelinin içine dünyâ ameli katma, insanların arasını açıp darmadağın etme, kıyamet gününde ateşin köpekleri de seni darmadağın ederler. Amelinle insanlara gösterişde bulunma, riyâdan sakın.È
Ramazanoğlu M. Sâmî, Bakara sûresi Tefsiri, s. 77-81