Dini Noksanları Gidermek...

Dini Noksanları Gidermek...

Siz insanlar için (insanlığın faidesi için gaybdan, yahud levh-i Mahfûz'dan seçilip) çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz, iyiliği emreder, kötülükten vaz geçirmeğe çalışırsınız,(1) buyurulmuştur.

Bu vazifeyi ifaya me'mur olan ümmetin hayırlısından murad; ulemayı zahir değildir. Zîra ulemayı rüsûm denilen zahir ulemasına peygamber varisi denilemez. Çünkü "irs" ta'bîri bir pederden evlada bîlakesb intikal eden şeye denir. Ulema-i Zahir'in ilmi ise irsî değil kesbî'dir. Medreselerde tahsil edilir, vehbî değildir. Vehbi olmayan ve kesbî bir ilme "irs" tabiri sahîh olamaz, ulema'yı zahir'e de varis-i enbiyadır demek asla doğru olamaz. Ayette:

Allah'tan kulları içinde ancak alimler korkar(2) buyurulmuştur. Hadislerde de:

Erkek ve kadın her müslim için ulûm-i dîn iyesini talep edip öğrenmek farzdır(3).

Velev ki Çin'de dahî olsa ilim talep ediniz(4). buyurulmuştur.

Sallallahu Teala ve sellem Efendimizin bu hadis-i şeriflerde tahsîlini emir buyurmuş olduğu ilmi, yalnız zahirî ilme tahsis etmek doğru değildir. Çünkü ma'rifetüllah'a havf-i İlahî'ye mukarin olmayan ve dünyadan zühdü artırmayan ilim, ind-i ilahî'de şayan-ı kabul bir ilim sayılmaz. Nitekim hadîs-i şerifte buyurulmuştur:

Bir kimse ilmini ziyadeleştirir, fakat iktisab eylediği ilim, onun dünya muhabbetinden zühdünü artırmazsa, Cenab-ı Hak'tan uzak kalmaktan başka bir şey kazandırmaz.

Rasül-i Ekrem -sallallahu Teala aleyhi ve sellem- Efendimiz, Muaz bin Cebel -radıyallahu anh'ı bir kavmi irşada me'mur olarak göndermiş ve:

Kavm efradı muhtelif mes'eleler îrad ederlerse ne yapacaksın? diye sormuştur. O da:

Kur'an-ı Kerîm'e müracaat ederim.

Kur'an'da bulamazsan ne yaparsın?

Ehadîs-i Nebevviye'nize müracaatla cevap veririm.

Onda da bulamazsan? buyurulduğunda:

İctihadıma müracaat ederim, diye cevap verince Efendimiz:

Elhamdülillah, buyurmuşlardır.

Bir mü'min şer'i şerîfteki noksanlarını daima sormalıdır. Nitekim nasıl bir bağı ve tarlası olan bir kimsenin ziraata müteallik hususları daima ehil ve erbabından sorup öğrenmesi lazım geliyorsa, dînî, mes'elelerdeki noksanları da öylece öğrenmeğe gayret etmelidir. Nitekim hadis-i şerifte buyurulmuştur:

İlim, hazînelerdir. Anahtarı ise sualdir.(5)

Her asırda neşr-i din vazîfe-i mukaddesesi ulemayı zahir ve batîn; yanî ulema-i meşayih-ı kiram efendilerin uhde-i liyakatlarına tevdi' ve tahmîl buyurulmuştur.

Ulemayı zahir ve batının bu mühim ve vazifeleri umumun menfaatına hizmet edeceğinden faidesi yalnız kendi nefsine münhasır kalan abid'den onların derecesi daha yüksek ve daha hayırlıdır. Elbette ibadet-i müteaddiye, ibadet-i lazimeden hayırlıdır.

İşte bu hikmete mebnî Rasülullah -sallellahü Teala aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri, Hazret-i Ali -kerremellahü vecheh- Efendimiz'e:

Ya Ali! Senin delaletinle Cenab-ı Allah'ın bir şahsı hidayete ulaştırması dünya ve mafîha'nın senin olmasından daha hayırlıdır,buyurmuştur.


Dipnotlar : (1) Ali imran 110. (2) Fatır, 28. (3) İbn Mace Keşfü'l-hafa, II/56. (4) Beyhaki, Deylemî, Keşfü'l-hafa, 1/54. (5) Ebû Nuaym, el-Askeri, Keşfü'1-hafa, 11/75